Gündemden düşmeyen okullardaki şiddet olayları, anne babaları başta olmak üzere toplumun tüm kesimlerini tedirgin ediyor. Konuyla ilgili sendika genel merkezinde yönetim kurul üyelerinin katılımıyla basın toplantısı düzenleyen Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı birtakım rakamsal göstergelerin ve çözüm önerilerinin sunumuyla ilgili şöyle kaydetti;
Geçen eğitim öğretim yılının yalnızca ikinci yarısını 14 ölü, üçü öğretmen 107 yaralı gibi vahim bir şiddet faturası ile kapatmıştık. Bu eğitim yılının henüz başında ve geçen eğitim-öğretim yılının son 1,5 ayında çıkan fatura ise 6 bin 224 öğrencinin karıştığı, 2 bin 474 olay. Olayların istatistiğine göre, Fiziksel zarar veren şiddet: 814 olay, Zorbalık, tehdit, sataşma: 491 olay, Dedikodu, lakap takma: 323 olay, Eşyaya/mala zarar verme: 234 olay, Okula silah/kesici, delici alet getirme: 196 olay, Çalma, gasp: 184 olay, Alkol, uyuşturucu, ilaç kullanımı: 84 olay, Cinsel taciz: 65 olay, Ateşli, kesici, delici silahla yaralama: 47 olay, Çete oluşturma/katılma: 27 olay, Ateşli, kesici, delici silahla öldürme: 9 olay meydana geldi. Gerek ailenin ve çocuğun, gerekse okulun adının çıkmaması için üstü kapatılan, basına yansımayan ve istatistiklere giremeyen birçok olay ise cabası.
Gelir adaletsizliği, halkın gittikçe yoksullaşması, artarak devam eden göç, işsizlik, devlete ve geleceğe dönük güvenin azalması, kültürel yozlaşma, değerlerimizden uzaklaşma ve yabancılaşma gibi nedenlerin yanında kalabalık sınıflar, derme çatma yapılmış okullar, güvenlik önlemlerinin yetersizliği, personel eksikliği, okulların yeterli fiziksel, eğitsel ve rehberlik donanımına sahip olmaması, şiddetin önemli etkenleridir.
Türkiye’de gelecek öğrencilerimiz için korkulu bir sözcüktür. Sınavlara endeksli eğitim politikamızın da etkisiyle öğrencilerimizin çok azı yarınından umutludur. Öğrenciler yaşadığı ekonomik, sosyal, psikolojik sorunlardan kaynaklanan gerginliklerini ve güvensizliklerini okulda oluşturdukları kamplaşmalarla, şiddetle yansıtma eğilimine girmektedir Okullardaki şiddet olayları liselerden ilköğretim okullarına kadar inmiştir. Kalem tutması gereken eller, maalesef bıçak taşımaktadır. Daha önce okul önlerinde gördüğümüz çeteleşme artık okul içine kadar girmiştir. Okullarda olumlu tutum ve davranışlar neredeyse istisnai düzeyde kalmaktadır.
Öğrenciler arasında kötü muamele, aşağılanma, yasaklama, yoksun bırakma, sindirme, alaya alma ve küçük düşürme davranışları oldukça yaygın duruma gelmiştir. Öğrenciler hemen her gün şiddete ya karışmakta, ya da tanıklık etmektedir. Kaldı ki; güvenli okul denildiği zaman aklımıza sadece polis ya da güvenlik elemanıyla alınan fiziksel önlemler gelmemelidir. Asıl olan, şiddet ve suç oluştuktan sonra müdahale etmek değil, erken uyarı işaretlerini tespit edebilmektir. Bu konuda da en büyük görev ve sorumluluk Milli Eğitim Bakanlığına düşmektedir.
Okul içinde özel güvenlik birimleri veya polis bulundurarak veya okullara kamera yerleştirerek şiddeti önlemeye çalışmanın işe yaramayacağını, bu yüzden olaya daha geniş çaplı bakmamız gerektiğine dikkat çekmek istiyorum. Okullarda yaşanan şiddet olaylarının azalmasında başta politikacılar, sanatçılar ve futbolcular gibi gençlerin örnek aldığı basında sıkça yer alan herkesin daha dikkatli, saygılı ve seviyeli olması gerekmektedir.
Okullarda yaşanan şiddet olaylarının gittikçe artmasını, gazetelerin ve televizyonların şiddet konulu haber ve filmleri abartılı vermesine bağlayarak, basının okullardaki şiddeti adeta teşvik ettiğini söyleyen sayın Başbakan’ın basını günah keçisi yerine koyan geçen eğitim dönemi sonunda ifade ettiği görüşüne katılmamakla birlikte, okullarda yaşanan şiddeti tetiklediğini düşündüğümüz Televizyon ve internetle ilgili olarak, anne babaların ders ve okul saatlerini de göz önüne alarak TV ve bilgisayar saatlerini ve program türlerini dikkatli şekilde planlaması gerektiğini öğütlemek istiyorum. Çocuklarımızı daha çok, televizyonun ve bilgisayarın eğitim amaçlı kullanımından yararlandırmamız gerekirken, tam tersine onların zarar görmesine izin veren bir toplum olma yolunda hızla ilerlediğimiz gerçeğinden hareketle; özellikle şiddet ve cinsellik içeren, korku ve gerilime sebep olan görüntülerin ve internet sitelerinin, çocuğun gelişiminde kalıcı problemler oluşturacağını altını çizerek hatırlatmak istiyorum.
Yasaklardan yana bir eğitim modelini savunmuyoruz ama bilinen bir gerçek var ki; AB fonlarının zoruyla yapılan eğitim reformları eğitim sistemimizi sulandırmış ve yaptırımları kaldırmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın okullarda şiddetin önlenmesine yönelik 2006 – 2011 yılları arasını kapsayan 5 yıllık eylem planını ciddi bir proje olarak görüyor ve destekliyoruz fakat; Okullarda disiplinin, ahlakın ve eğitimin çivisinin çıktığını belgeleyen bu rakamlar karşısında; okullardaki disiplin yönetmeliğinin suçu önleyici ve azaltıcı şekilde tekrar gözden geçirilmesi başta olmak üzere hükümetlere ve bakanlara göre değişmeyen bir “Milli Eğitim Politikası” izlenmesi de gerekmektedir.
Okullarda yaşanan şiddetle ilgili olarak diğer bir önerimiz ise; Tüm önlemlere ve iyi niyete rağmen okulları esir alan ve adeta eğitim ve öğretim faaliyetlerini baltalayan şiddet ve çeteleşme olgusunun önüne geçmek için, suç işlemeyi, kavga etmeyi adeta alışkanlık haline getiren ve tüm rehberlik çabalarına rağmen okula ve arkadaşlarına zarar vermeye devam eden öğrencilerin kaydının Açık Liseye alınması teklifidir. Birçok ülkede de uygulanan bu yöntem Türkiye’de de zorunluluk haline gelmiştir. Suç işlemeyi, kavga etmeyi adeta alışkanlık haline getiren ve okula ve arkadaşlarına zarar veren öğrencilerin kaydının Açık Liseye alınması önerisini ben buradan sizlerin aracılığı ile kamuoyuna duyuruyor ve eğitim çevreleri tarafından tartışılmasını istiyorum.