Avcı: “Polisiye Önlemlerle Sorun Çözülemez”

Okullarda şiddete karşı MEB-polis işbirliği yapılacak. Okullarda yaşanan şiddet olaylarına karşı Milli Eğitim Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve üniversitelerle işbirliği yaparak eylem planı hazırlıyor. UNICEF’in de katkıda bulunduğu “Eğitim Ortamlarında şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Eylem Planı” kapsamında gerçekleşecek proje, okullarda koruyucu ve önleyici güvenlik faktörlerinin güçlendirilmesini amaçlıyor.


 


Okullara kamera yerleştirmekle, polisiye önlemler almakla okullarda şiddetin önüne geçmenin mümkün olmamakla birlikte pedagojik olarak da doğru olmadığını söyleyen Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı şöyle konuştu;


 


Adeta kangren haline gelmiş bulunan okullardaki şiddet olaylarını önlemede ve azaltmada daha köklü ve kapsamlı projeler hayata geçirilmelidir. Okullara kamera yerleştirmek, disiplin yönetmeliğini sertleştirmek yahut polisiye önlemler almak kangren haline gelmiş bir yarayı aspirin ve yara bandı ile tedavi etmeye çalışmak demektir. Polisiye önlemler yalnızca, yaşanan şiddetin yer ve niteliğini değiştirmesine hizmet eder.


 


Milli Eğitim Bakanlığının tuttuğu vaka analiz istatistiklerine göre, 26 Nisan – 21 Aralık 2006 tarihleri arasında 2 bin 990 şiddet olayı meydana geldi. Olaylara 7 bin 193 öğrenci karıştı. Bu olayların yüzde 33,9 ile yumruk, tekme, tokat gibi fiziksel zarar verme olayı, yüzde 19,5 ile zorbalık, tehdit, sataşma, yüzde 7,6’sı ise silah, kesici-delici alet olayı oldu. Okullarda eşya ve mala zarar verme yüzde 9, çalma-gasp yüzde 6,7, madde kullanımı yüzde 4,5, cinsel taciz yüzde 3, ateşli, kesici, delici silahla yaralama yüzde 2,1, çete oluşturma ve katılma yüzde 1, ölümlü olay yüzde 0,4 oranında görüldü. Yapılan istatistiklere göre okullarda sigara içme yaşı 9, Alkol kullanma yaşı 10, uyuşturucu kullanma yaşı ise 11’e inmiş bulunmaktadır.


 


şiddet olaylarının sebepleri; gelir adaletsizliği, halkın gittikçe yoksullaşması, artarak devam eden göç, işsizlik, devlete ve geleceğe dönük güvensizliğin artması, kültürel yozlaşma, değerlerimizden uzaklaşma ve yabancılaşma gibi nedenlerin yanında kalabalık sınıflar, derme çatma yapılmış okullar, güvenlik önlemlerinin yetersizliği, öğretmen ve yardımcı personel eksizliği, okulların yeterli fiziksel, eğitsel ve rehberlik donanımına sahip olmaması önemli etkenlerdir.


 


Bu sebeplerden dolayı ülkemizde gençlik. gergin bir kalabalıktır. Gelecek onlar için karanlık bir tablo. OKS, ÖSS, KPSS maratonuyla başlayan birçok sınav gençlerimizi hırçınlaştırmaktadır. ıçlerinden çok azı yarınından umutludur. Gençlik yaşadığı ekonomik, psikolojik. kültürel ve sosyal sorunlarından kaynaklanan gerginliklerini ve güvensizliklerini okullarda meydana getirdikleri kamplaşmalarla ve şiddetle yansıtma eğilimine girmektedir. Bu yüzden okullarda olumlu davranış ve tutum gösteren öğrenciler neredeyse istisnai düzeyde kalmaktadır.


 


Öte yandan okullarda artan şiddetin kökenini toplumsal genlerimizde de aramamız gerekiyor. Çünkü olayları incelediğimizde dayağın ve şiddetin toplumsal ve kültürel temellerini görüyoruz. şiddet bizim toplumsal hayatımızın bütün boyutlarında maalesef var. şiddet görerek veya şiddete sık sık tanık olarak büyüyen insanlar şiddet uygular. Baba anneye, anne çocuğa, usta çırağına, üst astına, büyük küçüğüne hakaret eder, zor kullanır, dayak atar, bizim toplumumuzda.


 


Problemin ana kaynağı toplum ise, toplumun kültüründe şiddet normalleşmiş ise ve şiddet toplumun tüm sosyo-ekonomik kesimlerinde patolojikleşmiş ise yapılacak tek şey vardır, o da uzun vadeli ve ciddi hukuki ve kurumsal düzenlemeler yapmak ve topyekun bir eğitim reformuyla bu konuda toplumda bir zihniyet dönüşümü yaratmak olmalıdır. Bunun da yolu dört başı mağrur bir eğitimden, değerlerimizi doğru okumaktan ve anlatmaktan, insan merkezli bir eğitim anlayışını hem müfredatlara hem de hayatın içine koymaktan geçer.