Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı tarafından yürütülen ve Küresel Çevre Fonu tarafından finanse edilen Karadeniz Ekosistemini ıyileştirme Projesi ( Black Sea Ecosystem Recovery Project ) kapsamında 24 Haziran 2006 tarihinde Bulgaristan’ın Varna şehrinden yola çıkan bilim adamları Karadeniz’in Kuzeybatı şeridinde ekosistemin mevcut durumu ile ilgili araştırmalar yaptı. 11 günlük yolculuğunu tamamlayan Bulgaristan, Moldovya, Romanya, Rusya, Ukrayna, Avusturalya, Almanya ve ıngiltere’den farklı meslek disiplinlerine sahip bilim adamlarının katıldığı araştırma gezisinde, özellikle Karadeniz’in Kuzeybatı Bölgesi’ndeki alanda istilacı türlerin yarattığı olumsuz etkiler incelendi.
Bulgaristan, Moldovya, Romanya, Rusya, Ukrayna, Avusturalya, Almanya ve ıngiltere’den bilim adamlarından oluşan gezi kapsamında 11 günlük araştırmadan elde edilen veriler istilacı türlerin Karadeniz Ekosistemi üzerinde ciddi boyutlara ulaştığını gösteriyor. Bilim adamları yabancı tür istilasının tahmin ettiklerinden çok daha ciddi olabileceğini söylüyor.
Özellikle Karadeniz Ekosistemi 1970 ve 1980’li yıllarda denize yüksek oranda bırakılan azot ve fosfor kalıntıları nedeniyle ciddi zarar görmüştü. Azot ve fosfor, genelde tarımda kullanılan gübrelerden, hayvansal atıklardan ve artılmamış kanalizasyon nedeniyle ortaya çıkıyor. Bu atıklar da deniz yaşamı üzerinde çok önemli rol oynayan planktonların çoğalmasını sağlıyor. Planktonlar deniz altındaki yaşam zincirinin en önemli, en can alıcı halkalarından birini oluşturuyor.
Karadeniz’e kıyısı olan 6 ülke, 1996 yılında imzaladıkları Karadeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması ve ıyileştirilmesi Stratejik Eylem Planı çerçevesinde Karadeniz Ekosistemi için en büyük tehlikelerden birinin ötrofikasyon (deniz sularında azot ve fosfor başta olmak üzere alglerin ve diğer deniz bitkilerinin çoğalmasına neden olan aşırı bitki artışıdır.) olduğunu vurgulamaktadırlar. 1990’lı yıllarda Karadeniz’e ve Tuna nehrine kıyısı olan eski komünist ülkelerdeki ekonomik krizi takiben gübre kullanımı ve canlı hayvan sayısındaki ani düşüşten dolayı 1990 lı yılların başlarında iyileşme başladı. Bu gelişmeler ışığında Tuna Nehri ve Karadeniz’de yeniden iyileşme dönemi başladı.
Karadeniz Ekosistemini ıyileştirme Projesi’nde görevli Dr Yegor Volovik, 1980’li yıllarda Karadeniz’i istila eden yabancı türlerden Mnemiopsis leidyi hatırlatarak, Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin hala yabancı türlerin istilasına karşı savunmasız olduğunun altını çiziyor. 1980’li yıllarda Karadeniz’i istila eden “Mnemiopsis leidyi” nedeniyle birçok balık türü ve özellikle hamsi populasyonu çok ciddi oranda zarar görmüştü. “Mnemiopsis ” zooplankton ve balık larvalarını yiyerek besleniyor.
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve Küresel Çevre Fonu (GEF) Direktörü Ivan Zavadsky “ Bilim adamlarının gerçekleştirdiği araştırma gezisi sonuçları; Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerin denize bıraktıkları atıkların miktarı ile ilgili çok dikkatli olmaları ve işbirliği yapmalarının zorunlu olduğunu gösteriyor. Aynı problemi paylaşıyorlar ve çözüm içinde işbirliği yapmalılar. Karadeniz’i tehdit eden olumsuzluklara karşı; tarım şartlarının iyileştirilmesi, daha iyi su arıtma sistemleri ve kıyı bölgelerinde yönetimin iyileştirilmesi gibi çalışmaların birarada yürütülmesi gerekiyor” dedi.
Araştırma Gemisinin Başkanı, Profesör Laurence Mee, “ Araştırma yaptığımız bölgede deniz yatağında kaydedilen oksijen konsantrasyonlarının oldukça yüksek ve Mnemiopsis leidyi gibi jelatinli organizmaların çok miktarda olduğu gözlemlenmiştir. Karadeniz Ekosistemi, denize yüksek oranda besin yüklemesi yapılması nedeniyle özellikle 1970,1980 ve 1990’nın ilk yıllarında çok ciddi zarara uğramıştı. Ekosistem ciddi zarar görmüş bir durumda. Fakat o dönemlerle karşılaştırıldığında ekosistemin şimdi çok daha sağlıklı ve iyi bir durumda olduğunu söyleyebiliriz. Ötrifikasyon ekosistemin doğal yapısına ciddi zarar veriyor. Ekosistemi yeniden inşa etmek çok zor. Bir an önce geç kalmadan bişeyler yapılması gerekiyor. Çoğu durumda ekolojik yapıda meydana gelen farklılaşmalar, tekrar değiştirilemez bir hal alarak mevcut sistemin bir parçası olabiliyor. Gerçekleştirdiğimiz araştırma; Karadeniz Ekosisteminin mevcut durumuyla ilgili çok önemli veriler sağladı. Bu sonuçların Karadeniz Ekosistemini ıyileştirme Projesi kapsamında yapılacak çalışmalarda yol haritası olacağını düşünüyorum” dedi.