Yaratıcıları tarafından belirlenen bir duyguya hapsolan vitrin mankenlerinin donuk ifadelerinin etkileyiciliğiyle dikkat çeken sergi, Lale Tara’ nın ilk kişisel fotoğraf sergisi. Sessiz nesnelerle ve eşyalarla iletişim kurmanın eski bir alışkanlık olduğundan söz eden Lale Tara, cansız nesnelerle ilişki kurmanın günümüzde yaşadığımız yalnızlaşmış kentlinin ihtiyaç haline gelen bir avuntusu olduğunu düşünüyor.
Lale Tara’nın Robinson Crusoe Yayınları tarafından basılan “yediayyedigün” isimli fotoğraf kitabı geçtiğimiz yıl sonunda meraklılarıyla buluşmuştu.
Lale Tara ’dan vitrin mankenlerinin hikayesi
“Mankenlerin dört kökeni olduğu savlanır. Terzi modelleri, sanatçı modelleri, oyuncak bebekler ve balmumu heykeller. şeklen bu varsayım doğru olsa da, işlevsel anlamda mankenlerin kullanımı saray terzilerinin modellerinden doğmuştur. Hükümdarlar yüzyıllarca süregelmiş bir adetle, saray terzisine kendi suretlerinde vücutlar yaptırdılar ve böylelikle ne ölçüye ne provaya gerek kalmadan kıyafetlerin üzerlerine kusursuz bir şekilde uymasını sağladılar.
Bu dahiyane fikir zaman içinde başkalaşım geçirerek endüstri devrimi ve bu dönüşümün tekstildeki yansımaları ile önce 18. yy sonlarında hasırdan, 19. yy ortalarına doğru ise telden üretilen mankenleri ortaya çıkardı. Giderek kitleselleşen manken kullanımı 19. yy sonlarında dükkan camekanlarının sergileme alanı haline getirdi. Hazır giyim alanındaki yenilikler ve endüstri devriminin yarattığı yeni zengin sınıf bu süreci hızlandırdı. ılk vitrin mankenleri balmumu, tahta ve kalın kumaşlardan yapılan çok ağır ve hantal örneklerdi, öyle ki ayakta durabilmeleri için ayakları demirden imal ediliyordu.
Nihayet 20. yy başlarında artık vitrinler, son modayı mankenleri izleyerek takip edebileceğiniz çekim merkezlerine dönüştüler. Büyük camekanları olan satış mağazalarında giderek mankenler daha gerçekçi, camdan gözleri, saçları ve yüz ifadeleriyle adeta insansı bir hal almaya başladılar. Vücuttan çok, yüzün gerçekliği ön plandaydı.
Yine de 1930’larda aslen bir heykeltıraş olan Lester Gaba tarafından yapılan ve New York’ta büyük olay yaratan” cynthia” adlı olağanüstü gerçekçi replikaya kadar inandırıcı bir kopyalamadan bahsetmek zordur. Cynthia yaratıcısı tarafından şehirde türlü mekanlara eşlikçi kız olarak götürülecek kadar sahiciydi.
ıkinci dünya savaşında geçirilen buhranlı ve melankolik süreçten sonra mankenler fiberglas ve plastik gibi materyallerle daha da yaratıcı biçimlerde ortaya çıktılar. Bugün vitrinlerde gördüklerimiz işte bu savaş sonrası neslinin devamıdır.”