Modern Hayatın Geleneksel Gençleri

Türkiye’deki gençliğin değerleri ve öncelikleri, ıstanbul Kültür Üniversitesi’nin Türkiye Gençliği Araştırması ile ortaya konuyor. Türkiye çapında 15-30 yaş arasındaki gençlerle yapılan araştırmada gençlerin gelecekten beklentileri, başarı ve mutluluk tanımları, hayata hazırlanırken bilgi edindikleri kaynaklar, üniversite eğitiminden beklentileri, kurumlara duydukları güven, Türkiye’nin AB ve Ortadoğu ilişkileri hakkındaki görüşleri ile televizyon ve internet kullanım alışkanlıkları gibi konulara ışık tutuluyor.


ıstanbul Kültür Üniversitesi tarafından KONDA işbirliğiyle yapılan Türkiye Gençliği Araştırması’nın sonuçları, bugün üniversitenin Ataköy Yerleşkesi’nde düzenlenen basın toplantısıyla duyuruldu. Toplantı, ıstanbul Kültür Üniversitesi’ndenMütevelli Heyet Başkanı Dr. Bahar Akıngüç Günver, Rektör Prof. Dr. Dursun Koçer, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Paksoy ve Psikoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tülay Bozkurt ile KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır’ın katılımıyla gerçekleşti.


9-10 Nisan 2011 tarihlerinde 35 ilin 134 ilçesine bağlı 202 mahalle ve köyde 15-30 yaş arasındaki 2 bin 366 kişiyle hanelerinde yüz yüze görüşülerek gerçekleştirilen araştırmada öne çıkan sonuçlar şöyle:












  •   “Hangisi elinizde olursa kendinizi mutlu sayarsınız?” sorusuna gençlerin yüzde 36,5’ı “güç”, yüzde 36,2’si “para” ve yüzde 27,3’ü “aşk” cevabını veriyor.



  •   Gençlere göre kadın ile erkeğin beraber yaşayabilmesi için hem resmi hem de dini nikâh şart (yüzde 66,4). Gençlerin yüzde 20,2’si yalnızca resmi nikâhı, yüzde 2,2’si yalnızca dini nikâhı bir arada yaşamanın ön koşulu olarak görüyor; yalnızca yüzde 11,2’i ise beraber yaşamak için “sevgiyi” yeterli görüyor.



  • Gençlerin yüzde 40,2’si “kızını dövmeyen dizini döver” deyişini doğru, yüzde 50,3’ü yanlış; yüzde 18,7’si “öğretmenin dövdüğü yerde gül biter” deyişini doğru, yüzde 73,8’i ise yanlış buluyor.



  • ıKÜ Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Bahar Akıngüç Günver, yaptığı konuşmada “ıstanbul Kültür Üniversitesi olarak hiyerarşik sistem ve yönetim süreçlerini tecrübe ederken kurumsal özeleştirimizi de daima devrede tutmaya çalıştık. Ve bu süre zarfında sorumluluğumuz olan genç hedef kitlenin nabzını tutmanın son derece önemli olduğunu bize işaret eden deneyimler yaşadık. Gençlerle çalışmak ve onların gelecek beklentilerinin sorumluluğunu almak, çok farklı açılardan düşünebilmeyi ve olaylara objektif bakabilmeyi gerektiriyor. Türkiye Gençliği Araştırması da bu özeleştirinin ve gereksinimin bir ürünü olarak ortaya çıktı. Bu noktada hedef kitlemiz olan geleceğin gençleri bizim en büyük motivasyonumuz ve destekçimiz oldu. Biliyoruz ki, onların hak ettiği eğitim kalitesi ve yaşam standardını sağlamak, ancak beklentilerine daha yakından bakmakla mümkün” dedi.


    ıKÜ Rektörü Prof. Dr. Dursun Koçer; “ıstanbul Kültür Üniversitesi ile KONDA Araştırma ve Danışmanlık tarafından gerçekleştirilen çalışma çok çarpıcı sonuçlar ortaya koymaktadır. Araştırmanın sonuçlarından biri, gençliğin evrensel yapısı hakkındaki gerçeklik oldu. Gençlerimizin geleneklerin korunması ve gündelik hayatta toplumun kurallarına uyma konularındaki görüşlerinde; yaş, cinsiyet, eğitim, kır/kent ve benzeri unsurların bir diğer deyişle demografik özelliklerin bir farklılık yaratmadığını gördük. Ve bir özeleştiri: Türkiye’deki bütün üniversiteler için! Gençlerin yarısına göre ‘bu haliyle üniversite eğitimi’ en çok işe girebilmek için bir diploma sağlıyor. Üniversitelerin sunduğu kabul edilen özgür düşünce ortamı, hayat görüşü ve bilgisinin ise gençlerin pek ilgisini çekmediği görülüyor. Burada bizlere, üniversite yönetimlerine çok iş düştüğü bir gerçek” dedi.


    ıKÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mahmut Paksoy; “Genel olarak araştırmanın sonuçlarına baktığımızda gençlerin ‘y kuşağı’na bazı yönleri ile uyduğunu, bazı yönleri ile uymadığını görüyoruz. Gençler gelenekçi, pragmatik özellikler taşımaktadırlar. Gençlerin kurumlara güvenleri az, bu nedenle kurumlar kurumsallaşma konusunda daha çok adımlar atmalı ve misyonlarını gözden geçirip, daha iyi ifade etmeliler. Araştırmamız kuvvetler ayrımı ilkesinin net olarak ortaya konulmasını işaret ediyor. Gençler, hayata hazırlanırken en çok anne babadan öğreniyor ve maalesef ilginç olan da gençlerin yalnızca yüzde 6,9’unun öğretmenlerinden hayata dair en çok şeyi öğrendiğini söylemesi. Diploma işe girebilmek için araç olarak görülüyor. Kuşak çatışmasından çok iletişim çatışması karşımıza çıkıyor. Mutlu olarak çalışmak için işte garanti aranıyor. Tüketim alışkanlıklarında en önemli rolü marka oynarken, aile alışkanlıkları ikinci sırada yer alıyor. Markanın yüksek çıkmasının nedeni ise, sosyal alışkanlıkla akranları ile benzer davranmak ve sosyal kabul düzeylerini artırmak ihtiyacı olabilir” dedi.


    ıKÜ Psikoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Tülay Bozkurt, “Türkiye gençliği, çevrenin sunduğu teknolojik imkanlardan yararlanan, tüketim odaklı, içinde yaşadıkları topluma pek güvenmeyen, faydacı, muhafazakar bir profil sergiliyor. Bu profilin kırılma noktaları özellikle din ve eğitimde ortaya çıkıyor. Dini inanç düzeyi yükseldikçe, ailenin gence fiziksel müdahalesi ya da çocuk eğitiminde öğretmen şiddetine taraftarlık artıyor. Araştırmanın ortaya çıkardığı bir başka önemli bulgu da gençlerin idollerinin olmaması. On kişiden altısı kendisini idolsüz görüyor, diğerlerinin örnek aldıkları rol modelleri ise çok geniş bir yelpazeye dağılmış durumda. Rol modeli ya da psikolojik referans eksikliği, sosyalleşme sürecinde önemli problem olarak karşımıza çıkıyor. Gençlerin bu referans boşluğunu nasıl doldurdukları sosyal bilimcilerin dikkatle izlemesi gereken bir konu” dedi.