Sünnetli Kadınlar Ülkesi

Verilen soru önergesi şu şekilde:


 


1.   “Komisyon Türk hükümetini, ülkede hiçbir kadın ya da kızın sünnet edilmediği yönünde kesin kanıt sağlayamayan hükümetlerin AB’ye gireceğine izin verilmeyeceği konusunda bilgilendirdi mi?”


2.   “Komisyon Türkiye’yi ’töre cinayetleri’ denilen şey durdurulmadan AB’ye katılma şansı olmadığı konusunda haberdar edecek mi?”


 


Töre cinayetlerinin tartışılması ve Devlet tarafından üzerine gidilmesi gerektiğini Türk toplumu da kabul ediyor ve dış dünyadaki eleştirileri yadırgamıyor. Ancak Türkiye’yi kadın sünnetlerinin yapıldığı bir ülke olarak görmek ve bu konuda sorgulayıcı olmak Türkiye’yi, Türk kadınını aşağılamaktan öte bir anlam taşımıyor. AB üyesi olmak için yıllardır aday konumunda bekleyen bir ülkeyi bu kadar cahilce tanımak, daha doğrusu tanımamak, aydın geçinen batılıların ayıbı olsa gerek.


 


Sünnetli kadınların ülkesi kategorisine dahil edilmiş olan Türkiye’nin eğitimli bir kadını olarak kanıma dokunan bu konuyu biraz araştırmaya çalıştım. ıslamiyetadına mal edilmeye çalışılsa da aslında ıslamiyet’te böyle bir uygulamanın olmadığını belirten kaynaklar da var. Bana göre dinin yozlaştırılmış bir algılamasından öte bir şey değil. Uygulandığı ülkelere bakınca Afrika’da Sudan, Somali, Eritre, Nijerya, Mısır ile Endonezya gibi şeriat ülkeleridir. Latin Amerika, Ortadoğu, Kuzey Irak ve Hindistan’da bazı Müslüman topluluklarda da görülür.


 


Bu ülkelerin ilkelliği tüm dünyaca bilinse de çağdaş olmaları yönünde çaba gösterilmesi, sömürü dünyasında çok fazla önem taşımamaktadır. Yanlış inançların, dini, doğru olmayan yönlere çekmesinin bir sonucudur kadın sünnetleri.


 


Konuyla ilgili kaynakları okurken Türkiye’nin Güneydoğu’sunda da uygulandığı başlığı dikkatimi çekti. Aynen şu şekilde o paragraf:


 


[Güneydoğu’da yapanlar da var
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, Afrika’da değişik inanç sistemlerinde de görülen kadın sünneti, yaygın olarak şu ülke ve bölgelerde uygulanıyor: Suudi Arabistan’ın kuzeyi, Ürdün’ün güneyi, Kuzey Irak, Mısır, Suriye, ıran’ın batısı, Türkiye’nin güneydoğusu, Umman, Güney Amerika’daki bazı etnik gruplar, Orta Afrika ülkelerindeki kabileler.
 
Kaynak: http://www.milliyet.com.tr/Guncel/HaberDetay.aspx?aType=HaberDetay&ArticleID=1041112]


 


 


Bu paragrafı görünce Avrupalı Parlamenter’e kızmaktan vazgeçip bir an düşündüm, “olabilir mi?” diye. Bugüne kadar hiç duymadım, ihtimal de vermiyorum. Farz edelim ki yukarıdaki paragraf doğru, bu durumda Devlete çok önemli bir görev daha düşmektedir. Kadın ve kızlarımızın cehaletin pençesinde kalmaması için mücadele eden ve daha iki gün önce toprağa verilen sembol isim Türkan Saylan ve onun gibileri, yerli yersiz tartışmalarla yıpratmak yerine onlara sahip çıkmaktır bu önemli görevin bir ayrıntısı.


 


Yukarıdaki paragrafla ilgili bir başka ayrıntı da, eğer ki Dünya Sağlık Örgütü’nün kadın sünneti konusunda yayınlanan raporu doğrultusunda, Türkiye’nin Güneydoğusuyla da ilgili bir bilgi varsa, bu bilginin nereden edinildiği ve doğruluk derecesinin araştırılması gerekmektedir.


 


Türkiye sünnetli kadınlar ülkesi midir, değil midir? Tabi ki değiliz diyoruz ama olup olmadığını kesin bir dille söyleyemiyoruz anlaşılan. şu anda tartışılan ve onurumuza dokunan tek şey Avrupalı bir Parlamenterin sünnetli kadınlar ülkesi olduğumuz yönündeki sözleridir.