Bazı kitaplar, hayli uzun bir dönemi kapsayan malzemeyi konusuna göre sıralar ve bu da okuyucuların süreklilik gösteren olgular ile uzun döneme yayılan değişiklikleri görebilmelerini ve toplumsal yapılar, ekonomik sistemler, aile biçimleri veya toplumsal cinsiyetle ilgili fikirler gibi hayatın oldukça yavaş değişim gösteren çeşitli yönlerini daha iyi anlamalarını sağlar. Bazı kitaplar ise, malzemeyi kronolojik olarak sıralar; bu düzenleme salgın hastalıklar, savaşlar ve devrimler gibi çarpıcı değişiklikleri anlatmak için daha uygundur.
Akademik tartışmaların arkaplanı
Kitap çoktandır bu dönemle birlikte anılan temel olayları -Rönesans, Protestan Reformu, kapitalizmin yükselişi, keşif yolculukları, ulus-devletin gelişmesi, bilimsel devrim, Aydınlanma- kapsıyor; ama aynı zamanda tarihçilerin, “erken modern dönem” ve “Avrupa” terimlerini sorguladıkları gibi, bunları da neden sorunlu bulduğunu ön plana çıkartıyor. Her bölüm tarih yazımıyla ilgili bir iki tartışmayı da, yani, malzemeyi yorumlama, süreçleri analiz etme veya neden-sonuç ilişkisini kurma yolları konusunda akademisyenler arasındaki anlaşmazlıkları ele alıyor. Böylelikle hem kapitalizmin kaynakları gibi tarih yazımında uzun zamandır yapılan tartışmaları, hem de cinsel kimliğin kaynakları gibi yakın zamanda ortaya çıkan tartışmaları içermiş oluyor.
Konuya göre bölümlere ayırma Wiesner-Hanks’in toplumsal yapılar, ekonomik sistemler, aile biçimleri ve toplumsal cinsiyete dair sorulara karşılık vermesine olanak sağlıyor.
Wiesner-Hanks, çok fazla sayıdaki konuyu büyük bir başarıyla sentezlerken, kitabın sonuna koyduğu az sayıdaki not sayesinde okumayı kolaylaştırıyor. Fazla ayrıntıya girmemeye özen gösteren yazar, fazla teknik bir jargon kullanmaktan kaçınarak okurun kafasının karışmasını önlüyor.
Osmanlı da Avrupa’nın bir parçası
Kitabın en çarpıcı ve aynı zamanda onu farklı kılan tarafı, genelde Batı Avrupa’nın periferisinde gösterilen Doğu Avrupa, Osmanlı ımparatorluğu, ıslam ve Yahudiliği Avrupa tarihine dahil etmesi. Avrupa tarihine giriş niteliğinde bir eser olması nedeniyle yazar, tarihyazıcılığına dair birçok önemli tartışma ve meseleyi, tarih disiplininin yöntemi ve ilgi alanlarını okura tanıtarak ele alıyor. Yazar bunu yaparken, bölümlerin ana konusundan kopmamayı başarıyor ve tartışmaları ana konuya hizmet edecek şekilde işliyor. Örneğin yapıçözüm, post-kolonyalizm, kapitalizmin yükselişi gibi kavramları kısaca açıklarken bu konuları bağlamına hem iyi oturtuyor hem de okurun ilgisini ayakta tutmayı başarıyor.
Başvuru eseri
M.Ö. 600’den günümüze kadar bütün Avrupa tarihini kapsayan “Cambridge Avrupa Tarihi” dizisi içinde yer alan bu kitap, erken modern dönem Avrupa tarihine getirdiği özgün yorumlarla tarih bölümü öğrencileri için olduğu kadar, tarihe meraklı okur açısından da önemli bir boşluğu dolduracak bir başvuru eseri niteliğini taşıyor. Haritalar, illüstrasyonlar, kronolojiler, orijinal metinlerin ve özel konuların yer aldığı kutularla zenginleştirilmiş metin, tarihi düşünerek, sorular sorarak öğrenmenin keyfini paylaşıyor.
Döneme ilgi duyan, özellikle de toplumsal cinsiyet ve toplumsal tarihle ilgilenenler için Wiesner-Hanks’in, Erken Modern Dönemde Avrupa (1450-1789) eseri aydınlatıcı ve kapsamlı bir okuma sunuyor.