Kuruluşunun 15. yılını 16 Kasım – 2 Aralık tarihleri arasında özel bir etkinlikle kutlamaya hazırlanan Galeri Oda, bu kapsamda Yalçın Savuran’ın tiyatro fotoğraflarını sergileyecek. Savuran’ın çalışmaları, galeride bugüne kadar gerçekleştirilen sergilerin afişleri eşliğinde sunulacak. Sergi, Gogol’ün “Müfettiş” adlı oyununu sahnelemeye hazırlanan sanatçıların uzun bir süreçte çekilmiş 20 renkli fotoğrafından oluşuyor.
Galeri Oda’nın kurucusu Fatma Ekeman, 15. yıl kutlamaları ve Yalçın Savuran Fotoğraf Sergisi hakkında şunları söylüyor: “16 Kasım 1991’den bu yana yaşadığım tanıklıkların sonucu düşüncelerim beni hep aynı noktaya getirdi: Yaptığım iş en çok ‘tiyatro’ya benziyor. Bunda temelde çok özel bir durum yok. Yüzyıllardır bilinen, Shakespeare’in ünlü ‘Yaşam bir sahnedir, bizler de birer oyuncu’ sözü, herhangi bir durum ya da iş için kullanılabilir; nitekim kullanılır da. Oysa bizim işimizin bu noktada ayrıldığını düşünerek, konuyu bir adım daha ileride değerlendirdim; zorundaydım çünkü.
Bilebildiğim başka hiçbir iş alanında, ışıkların yanıp izleyiciye ‘buyrun’ denildiği anda, o aşamaya kadar olanlar, yani işin mutfağı ya da ‘kulis’i, -adına ne derseniz- geride bir sır gibi bırakılıp aydınlık, umutlu ve mutlu bir ‘gösteri’ye geçilemez. Mesaimizin önemli kilometretaşlarından olan ‘açılışlar’ başta olmak üzere, sergileme denilen ve kesinlikle bir ‘show’ olduğuna inandığım etaplar, bir tiyatrodan fazla hiçbir şeye benzemedi gözümde.
Demek istediklerimi, bu işi yüreğini koyarak yapanlar ve bu yolda emek vermiş olanlar hemen anlayacaklardır. Diğerlerinin ise ‘seyirci’ olduklarını bilerek, tiyatro denilen ve sanatların en saygın ve karmaşık dalının, olmazsa olmaz unsurlarından ikisinden birini, ‘seyirci4yi temsil ettikleri için vazgeçilmez kimliklerini belirterek işaretlemek isterim; diğer olmazsa olmaz unsurun ‘oyuncu’ olduğunu anımsayıp, bu öğeyi de ‘plastik sanatçılar’ın karşıladığına inandığımı ekleyerek…
ışte bu nedenledir ki, Galeri Oda’nın 15. yılını geride bırakmamızı kutlamayı planlarken, beni tanıyanların bildikleri fotoğraf geçmişimle, yukarıda aktarmaya çalıştığım değerlendirmelerimin kesiştiği bu çalışmaları gördüğümde, nitelikli insan Yalçın Savuran’a öneriyi götürmek kaçınılmazdı. Üstelik, konu tiyatro genel başlığının saygın şemsiyesi altında yadsınamayacak nitelikleri bir araya getiriyordu: Gogol gibi bir yazarın, ‘Müfettiş’ gibi bir insanlık durumunu sahnelemek üzere kuliste hazırlanmakta olan, çağdaş Türkiye’nin köklü kurumlarından Devlet Tiyatrosu oyuncularını Yalçın fotoğraflamıştı; yaratıcı, yapıcı ve olumlu kişiliğiyle kafamdakileri anlayıp, uygulamamda yardımını esirgemediği için teşekkürü bir borç bildiğim Yalçın Savuran…
Ama biz bu 15 yılı ne tiyatro oynayarak, ne fotoğraf çekerek ya da salt bu çekilenleri sergileyerek geçirmedik. Bu nedenle, kutlama sergimizde geçmişimizi, ‘sergi afişleri’ ile gündeme getirmeyi, gelişimi içinde sanata, ‘afiş’ denilen sanat dalını da kazandıran ‘tiyatro’ benzetmesiyle de örtüşmesi nedeniyle uygun gördüm. Bir bakıma birlikte sahnelediğimiz ‘oyunlar’ değiller mi bu sergiler?
Bu 15 yılda, yüzün üzerinde (resim, heykel, cam, fotoğraf, vb.) sergi açtık; fuarlara katıldık. Bazı sanatçılarımızla iki, üç, hatta dörder sergiyi birlikte gerçekleştirdik. ‘Pazar’ sözcüğünün yanı başında kullanılabildiği tek sanat dalı olan ‘Plastik Sanatlar’ın, sergilerini inanarak açtığım -kimi yolun başındaydı- onlarca emek vereniyle bu sergilerde satışlar, titiz hesaplar yaptık; ardından gelecek için tasarılarıyla onlar atölyelerine döndüler, ben de sonraki etkinliğin gereklerini yerine getirmek üzere işimin başına.
ışin doğası gereği eskilerini pekiştirirken, yeni dostluklar, tanışıklıklar kazandık. Bu bağlamda artık aramızda olmayan sanatçılarımızı ve izleyenlerimizi saygıyla ve rahmetle, zaman zaman sınırsız bir dayanma gücüm olduğunu varsayarak kıranları teşekkürle, kutlamada yanımda olacak olamayacak, Galeri Oda’yı seven herkesi sevgiyle ve benimle çalışmayı seçen bütün sanatçılarımı şükranla anıyorum. Yaptığım, -insan olmam nedeniyle gelecekte de yapacağımdan ne yazık ki emin olduğum- hatalarımı üzülerek anımsıyorum. Bir de engin desteğini kesintisiz yanımda duyumsadığım annem Mekşufe Ekeman’a sonsuz teşekkür ediyorum.”