Her zaman daha iyisini yapma hedefi ile hareket eden ve şimdiye kadar hep ilklere imza atmış, dünyanın her yerinden orijinal ve çarpıcı tasarım örneklerini sunmuş, Rahmi M. Koç Müzesi, ‘Hayallere Sığmayan Minyatür Odalar’ Sergisini ziyaretçilerinin beğenisine sunarak sanatseverlerden büyük ilgi görmeye devam ediyor.
17 Aralık 2008 tarihinde Rahmi M. Koç Müzesi’nde sanatseverlerin beğenisine sunulan Amerikalı Sanatçı Henry Kupjack’in, eşi benzerine zor rastlanan gerçeklikteki kusursuz ve büyüleyici ‘Minyatür Odalar”ı karşılaşılan yoğun ilgi nedeniyle, 15 Mart 2009 tarihinde bitecek sergi 15 Haziran 2009 tarihine kadar uzatıldı.
Henry Kupjack’ın yıllardır minik, büyüleyici ve her bir detayı titizlikle aslına uygun bir şekilde ele aldığı ‘Minyatür Odalar”ı dünya tarihinde iz bırakmış dönemlerin yaşam tarzını, mimari özelliklerini ve en önemlisi ruhunu yansıtıyor. Sergide 1770’lere ait Amerika’nın üçüncü başkanı Thomas Jefferson’ın çalışma ve yatak odasının minyatürü de bulunuyor, 1940’lı yıllara ait Wintergarden Tiyatrosu’nun sahne arkasının minyatürü de. Sanatının günümüzdeki tek temsilcisi olan Henry Kupjack’ın yoğun emek isteyen çalışmaları sonucu ortaya çıkan bu eserler; Florida Naples Sanat Müzesi, Winterthur Müzesi, Chicago Sanat Enstitüsü, Forbes Galerisi, Boston Kütüphanesi ve Illinois Devlet Müzesi gibi dünyanın belli başlı müze ve galerilerde sanatseverlerin beğenisine sunuluyor.
Henry Kupjack, ‘Minyatür Oda’ların ortaya çıkmasında yılların deneyimi ve çocukluk hayal gücünün çok büyük tesiri olduğunu söylüyor. ‘Minyatür Oda’lar her yaştan insanı farklı sebeplerle derinden etkiliyor. Bu odalarda her kişinin yaşamından, tecrübelerinden, tarihinden, kültüründen izler bulması mümkün. Her bir oda, bir televizyon ekranından içeri bakıyormuş hissi uyandırıyor. “Amacım odaları öylesine gerçek yapmak ki bakıldığında odanın içindeymiş gibi hissettirebilmek” diyen Henry Kupjack’ın meraklılarını minik ama kusursuz bir yolculuğa çıkaracağı “Hayallere Sığmayan Minyatür Odalar” Sergisi, doğanın en hassas ellerinden çıkan ince işçiliğin ve tasarımın keşfedilmesi için Rahmi M. Koç Müzesi’nde ziyaretçilerini bekliyor.
Dünyanın en değerli taşı olan pırlantayı özenle işleyerek kullanıcısına ayrıcalık yaşatan ZEN Diamond ana sponsorluğunda ve Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı THY’nin desteği ile Türkiye’ye getirilen “Hayallere Sığmayan Minyatür Odalar” Sergisi,
15 Haziran 2009 tarihine kadar ziyarete açık olacak.
Henry Kupjack ve Minyatür Sanatı Hakkında
Henry Kupjack, bugün minyatür sanatını aktif şekilde devam ettiren tek sanatçı. Kupjack Minyatürlerine sahip şöhretli kişiler arasında, Clinton’ları, Forbes ailesini ve Bruce Hellford’u (Drew Carey Show’un yaratıcısı), Mareşal 4. Field, aktris Helen Hayes, mağaza zinciri sahibi Donald Dayton gibi pek çok isimi sayabiliriz. Haftanın hemen hemen her günü 30 yıldan fazladır çalıştığı stüdyosunda bir detayın üzerine eğilmiş çalışan Kupjack, ilahi doğruluktaki ölçek için cetvel gibi tüm mekanik aletlere güvenmiyor ve “Sadece bakarak neyin doğru ölçekli olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim” diyor. Her yeni odanın yeni bir meydan okuma olduğunu da vurgulayan sanatçı, minyatür sanatı ve kendi sanatı ile ilgili şunları söylüyor: “Minyatür, en eski uygarlıklardan bu yana var olan bir gelenektir. ınanç sistemleri ve kültürel olguların etkilerini taşıyabilir. Doğa ve çevreyi anlamlandırmak açısından insanoğlunun başa çıkabileceği boyutlara indirgemek amaçlanır. Minyatürde gerçekçi etkiyi yaratmak önemlidir.”
Rahmi M. Koç Müzesi’nde Sergilenen ‘Minyatür Odalar’ Hakkında
Bu minyatür oda, 1950’lerin New York şehri Soho bölgesinde bir sanatçının tavan arası dairesini gösteriyor. Bu daireler Soho henüz popüler ve pahalı bir yer haline gelmeden önce; yoksul artislerin çalışmak ve aynı zamanda yaşamak için kullandıkları yerlerdi. Bu sanatçı, o dönemler New York’ta soyut dışavurumcu çalışmalarıyla öne çıkmış De Kooning, Stella, ve Rothko’ya gibi isimlere benzer eserler üretiyor.
Japon Çiftlik Evi Mutfağı, 1700 / Henry Kupjack Stüdyosu, 1985, Kupjack Koleksiyonu
Bu çiftlik evi, Japonya’da Edo döneminin tipik bir mutfağını yansıtır. Japon evleri profesyonel marangozlar tarafından inşa edilir ve Kwari adı verilen çok titiz bir inşaat kodlamasına uygun şekilde yapılırdı. Mutfaklar genellikle iki katlıydı ve katlardan birinin zemini kildi. Yemek pişirmek için kil ve kiremitten yapılmış soba kullanılırdı ve dumanın dışarı çıkması için çatıdaki baca dışında başka bir düzenek yoktu. Su, mutfağın en önemli parçasıydı ve su çıkarmak için mutfakta bulunan bir kuyudan faydalanılıyordu. Minyatürün sağında ve solunda olmak üzere özel banyo görülebilir. Mutfak aletlerinin çoğu, Japon halk sanatından örnek alınarak yapılmıştır.
Fransız Taşra Yatak Odası, 1850 / Eugene and Henry Kupjack Stüdyosu, 1987, Kupjack Koleksiyonu
Bu minyatür oda duvara gömülerek yerleştirilen yatak köşesi, söveli tavan, kalın taş duvarlar ve kırmızı kiremit zemin olmak üzere Fransız taşra evinin birkaç tipik özelliğini birleştirir. Tasvir edilen mobilyalar taşra tasarımını yansıtır ve yerel ustalar tarafından genellikle meyve ağaçları oyularak yapılmıştır. Yatak bölümünü kaplayan perdeler akşamları rüzgârı kesmek için kullanılma özelliğine sahipti. Tahta kalıptan baskı olan duvar kâğıtları 1770 sonrası Fransız iç dekorasyonunda oldukça modaydı. ınce işlenmiş halı çoğunlukla evin hanımı tarafından yapılırdı. Teneke takımlar genellikle seramik yerine, banyo küveti de dahil olmak üzere kullanılmakta idi.
Kırmızı mobilyalı Amerikan Lokantası 1942 / Henry Kupjack Stüdyosu, 1994, Kupjack Koleksiyonu
Amerikan Lokantası minyatürü belirli bir lokantayı betimlenmemekle beraber, özellikle Amerika’nın doğu kıyılarında yaygın olarak görülen fabrikasyon yemek kültürünü en iyi şekilde temsil etmektedir. 30 ve 40’lı yılların popular kültürünün göstergelerinden Müzik kutusu dönemin tipik dekorunu yansıtmak üzere kullanılmıştır. Pırıl pırıl metalik paneller ve otomobil kıvrımlarını andıran genel görünüm ve ince çizgiler art deco stili yansıtmaktadır. Restoranın bu stilin son dönemine ait olduğunun ayırtedilebilmesi, dönemin tipik motorsiklet ceket ve gözlüğü minyatürün içine yerleştirilmesiyle sağlanmıştır. Ne yazık ki 2. Dünya Savaşı ve 50’li yıllarla beraber bu nostaljik görüntü yok olup, yerini şimdilerde oldukça aşina olduğumuz tarza bırakmıştır.
Montmorenci Merdivenli Salon 1830 / Eugene-Henry Kupjack Stüdyosu, 1982, Winterthur Museum Koleksiyonu
Montmorenci Merdivenli Salonu için Kuzey Carolina’da 1822’lerde inşa edilmiş Montmorenci malikanesinin desteksiz döner merdiveni model alınmıştır. Salondaki trabzan korkuluğu ve dekoratif raflar itina ile aslından kopyalanmıştır; döşeme tahtaları ve kolonlar için kullanılan çam keresteler Montmorenci Malikanesi’nden alınmıştır. Kornişler, kapı üstlerindeki alçı süslemeler ve merdivenin basit oymaları nerdeyse mükemmele yakın detaylandırılmıştır. Mobilyalarda ise federal dönemin rafine zevki sergilenmektedir. Maun ve Hint ağacı malzemelerden üretilmiş koltuk ve kanepeler Boston’lu John ve Thomas Seymour tarafından yapılmıştır. Salonun arka duvarında kanepenin üstünde asılı büyük tablo ise Catherine Browne’a ait 1800’lerde yapıldığı bilinen bir portredir.
Lüks Pulman Vagonu 1893 / Henry Kupjack Stüdyosu, 2002, Kupjack Koleksiyonu
Bu minyatürde, Chicago’da 1893 yılında gerçekleşen Columbian Fuarı’nda teşhir edilen Pullman Palace Car Company tarafından üretilen 4 vagonlu trenin sondan üçüncü lüks seyir vagonu betimlenmiştir. Bu saray vagon lüks demiryolu ulaşımında ulaşılan son noktayı gözler önüne sermektedir. Mümkün olan en iyi kalite malzeme ile üretilen bu vagonlar, son derece rahat ve iyi görünümlü olmalarının yanısıra 1. Dünya Savaşı’ndan sonra art deco tarza geçişi ve zenginlikte en üst noktayı göstermektedir. Ayrıca Amerikan demiryollarının altın çağının en görkemli örneklerinden biridir. Bu vagonlar 1. Dünya Savaşı’ndan sonra görülmemiştir. Az sayıdaki örneklerine ancak dünyanın çeşitli yerlerindeki müzelerde rastlanabilmektedir.
Thomas Jefferson’ın Çalışma ve Yatak Odası 1770 / Eugene Kupjack Stüdyosu, 1964, Forbes Koleksiyonu
Monticellodaki bu odanın önemli bir kısmı Jefferson’ın kendi tarif ve önerilerine dayanarak döşenmiştir. Minyatürdeki Fransız mobilyalar Jefferson’ın Fransa’da yaşadığı 10 yıl süresince edindiği orjinal mobilyaların replikalarıdır. Ayrıca yine minyatür içinde kendisinin buluşu olan; mektup kopyalamak için pantograph aleti, şezlong, dönen koltuk ve sehpa da yer almaktadır.
Backstage at the Wintergarden Theatre, New York City 1940 / Henry Kupjack Stüdyosu, 1994, Özel Koleksiyon
Bu minyatür 1900lerde Broadway NewYork’da inşa edilmiş Wintergarden Tiyatrosu’nun kulisini canlandırmaktadır. Muhtelif kostümler ve şahsi parçalar geç dönem 1930’lardan kalmış gibi görünmektedir. Soldaki kapıdan görünüm sahne arkasını, camdan görünüm ise uzakta kalan aydınlatılmış Chrysler Binası’nı yansıtmaktadır. Kostümler, fotoğraflar, sandıklar koleksiyonerin annesinin gençlik dönemini ve katıldığı şovları yansıtmaktadır.