ızleyicilerini öykünün bir parçası haline getiren duru anlatımı ile herkesi bir anda filmin bir parçası haline getiren Mommo, Yönetmen Atalay Taşdiken’in gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkarak beyazperdeye aktardığı bir senaryoya sahip.
Başrollerini 7 yaşındaki Elif ve 9 yaşındaki Mehmet Bülbül’ün paylaştığı Mommo, iki kardeşin birbirine tutunarak ayakta kalma hikâyelerini anlatıyor. Filmin başrol oyuncusu Elif ve Mehmet, kamerayla ilk buluşmalarında gösterdikleri performansla Berlin Film Festivali’nden sonra Nürnberg Türkiye Almanya Film Festivali’nden 2 ödülle dönmüştü.
Mommo’nun senarist ve yönetmenliğini üstlenen Atalay Taşdiken, ilk filmi Mommo’yu “Sevgi ve korumaya dayanan gerçek kardeşliğin manifestosu” olarak nitelendiriyor.
Başrollerinde Mete Dönmezer, Mehmet Usta ve Mustafa Uzunyılmaz’ın yer aldığı Mommo, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla Konya’nın Hüyük ilçesinin Çavuş Köyü’nde çekildi. Mommo, filmin seneryosunu yazıp yöneten Atalay Taşdiken’in de ilk filmi…
Mommo’yu bir sosyal sorumluluk projesi olarak tasarlayan Taşdiken, filmde anlattığı gerçek hikâyenin önemli bir kısmına da bire bir tanıklık etmiş. Taşdiken, filmiyle ilgili şunları söylüyor; “Bir çocuğun evinden, yurdundan, kardeşinden zorla koparılmasının iki kardeşte yaratacağı travmanın, yalnızca onların değil, tüm toplumun sorunu olduğunu düşünüyorum. Dünyanın farklı coğrafyalarında ya da farklı gerekçelerle (fuhuş, gayrimeşru organ nakli, çocuk işçi vs.) benzer dramların yaşanıyor olması da, bence bu öykünün evrensel yanını oluşturuyor. Geleceğimizi emanet edeceğimiz –bunu hep övünerek söylediğimiz- çocuklara, insanlık olarak bakışımızı sorgulamak istedim. Bu filmin, beraberinde getireceği tartışmalarla ‘geleceğimizin’ sorgulanması umudundayım.”
Momo’dan herkesi şaşırtan ilginç tesadüfler zinciri….
Yönetmen Atalay Taşdiken, filmde oynatacağı çocukları o yörenin ilkokullarını tarayarak buldu. Tesedüflerin ilki burada başlıyor. Hiçbir akrabalık bağı bulunmayan Elif ve Mehmet’in soyadı aynı yani “Bülbül”.
Tesadüfler bununla da bitmiyor. Mommo’da iki kardeşi oynayacak Elif ve Mehmet’in baba ismide “Kadir”. Sanki geçmişin yeniden hayat buluşuna nazire yapmaya çalışan tesadüflerin üçüncüsü ise Elif ve Mehmet’in anne addalarında saklı. Elif ve Bülbül’ün nüfus kağıtında soyadı ve baba adınoan sonra anne adı da ortak: “Hanım”
Mommo’nun müzikleri de özel
Taşdiken’in, bizzat şahit olduğu gerçek bir yaşam öyküsünü anlattığı Mommo’nun müzikleri ise müzisyen Erkan Oğur’un imzasını taşıyor. Uzun yıllardır üzerine çalıştığı hem yayla hem de parmakla çalınabilen “çellogitar”ın sesini ilk kez Mommo filminde duyacağız. Müzisyen Erkan Oğur, daha önce dünya müzik literatürüne perdesiz gitar ve E.bow ‘u kazandırmıştı.
SıNOPSıS
Bu, gerçek bir yaşam öyküsü.
Hem de içimizi kanatacak kadar gerçek.
“Mommo” yöresel bir “hayal-korku” kahramanı.
Hani, çoğumuzun çocukken korkutulduğu “öcü” gibi.
Hasan Dede; Ahmet ve Ayşe isimli iki torunuyla beraber yaşamaktadır.
Yürümekte zorluk çeken ve mecbur olmadıkça evden çıkmayan Hasan Dede, iki kızından birini kaybetmiş, onun kocası olan “içgüveysi” Kazım da başka bir kadınla evlenmiştir. Kazım; zayıf karakterli, aciz bir adamdır ve çocuklarına sahip çıkmaz.
Ayşe ve Ahmet, babalarının karısı onları eve almadığı için Hasan Dede’nin yanına sığınmışlardır.
Ahmet’in küçük yüreği babasına karşı öfkeyle doludur. Ayşe ise arada sırada da olsa babasını görebilmek ister. Ama Ahmet buna hep karşı çıkar.
Komşu kadın Gülseren, kasabadaki zengin bir aileye Ayşe’nin besleme olarak verilmesi için aracılık etmeye kalkışır.
Hasan Dede, tüm zorluklara rağmen buna karşı çıkar.
Tam bu sırada bir mektup gelir. Çok uzaklardan gelen bu mektup bir umut ışığı olur. Hasan Dede’nin Almanya’da yaşayan diğer kızı Fatma, mektubunda çocukları yanına aldırmak istediğini söyler.
ıki kardeşin yüreğinde yanan bu küçük umut ışığı, hayata yeniden tutunmalarını sağlar.
Ahmet, yaşından beklenmeyecek kadar olgun bir çocuktur. Kardeşini bir ağabeyden çok bir baba kadar koruması altına almıştır.
Ayşe ise “mommo”dan çok korkmaktadır. Ahmet, ona bu korkusunun yersizliğini anlatmaya çalışır.
Ama sonuçta Ahmet de bir çocuktur, onun da korkuları vardır…
Ayşe ve Ahmet evin damına koydukları döşekte her gece yıldızların altında konuşarak uyurlar.
ıki kardeş birlikte hayaller kurarlar. Hayallerinde adının Almanya olduğunu öğrendikleri memlekete giderler…
Köyün dışındaki bahçeye kurdukları salıncak ise sahip oldukları yegane sığınaktır.
Almanya’dan bir mektup daha gelir. Heyecanla açılan mektup bu kez kötü haberler veriyordur.
Çocukları aldırma işinin zor olduğunu, ama yine de iki yıl gibi bir sürede ihtimal bulunduğunu yazar teyze. ıki yıl gibi “kısa” bir süre…