“Yerel seçimlerin ardından Türkiye’yi neler bekliyor?” Türkiye Kadın Girişimciler Derneği’nce (KAGıDER), bugün, gerçekleştirilen aylık kahvaltı toplantısında bu konu konuşuldu.
Geçtiğimiz haftalarda, yüzde 80 katılımla gerçekleştirilen yerel seçimlerin ardından ortaya çıkan sonuçların ne anlama geldiği Koç Üniversitesi ıktisadi ve ıdari Bilimler Fakültesi Dekan Yardımcısı ve Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fuat Keyman tarafından KAGıDER üyelerine anlatıldı. Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Sedat Ergin’in de değerlendirmelerde bulunduğu toplantıda Prof. Keyman, sorularımızı yanıtladı.
KadinVizyon.com : Seçim sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Prof.Dr.Fuat Keyman : Seçimde ilginç bir şekilde AKP 2002, 2004 ve 2007’den sonra ilginç bir şekilde 2009 seçimlerini de kazandı.Yüzde 38 küsur bir oyu var. CHP’nin yüzde 23, MHP’nin yüzde 16 oyu var. Yani, burada arka arkaya giden dört tane seçim başarısı var. Ama, bir diğer taraftan da AKP’nin oylarında ciddi bir düşüş var. Muhalefet oylarının toplamı böylelikle iktidar partisinin önüne geçmiş oldu. Bu da, muhalefet partilerine, seçimlerde yapmış oldukları hatalardan bir ders çıkarma ve 2011’de daha zorlayıcı proaktif bir strateji uygulayabilme imkanını verdi.
O yüzden, sonuçlar Türkiye’yi siyasetin daha güçlü olduğu bir 2009-2011 devresine soktu. ıkincisi, muhaliflerin, CHP’nin, oy dağılımına baktığımızda yüzde 18’den 23’e çıktığını ve tüm Trakya ile kıyı şeridini aldığını, ufak bir şerit olarak Manisa, Balıkesir, Uşak ve Isparta gibi şehirlerde MHP’nin; ortada ise AKP’nin güçlü olduğunu ve güneyde de DTP’nin daha güçlü olduğunu görüyoruz. Bu, Türkiye’de kutuplaşmanın oylara da yansıdığını gösteriyor.
Oylar, farklı bölgelerde partiler lehine yoğunlaşıyorlar. Halbuki, Türkiye’nin daha istikrarlı bir yere gelmesi için bunların biraz daha karışması gerekiyor. Seçimlerden, gelecekte ne olacak şeklinde bir soru çıkmış oldu. 2011’deki siyasetin nasıl daha güçlü ve görünür bir hale geleceği, siyasi partilerin bu seçimleri nasıl okuyacağı ve ona göre kendilerini nasıl yenileyeceklerine de bağlı olacak.
Üçüncüsü; seçimler döneminde yapılan G20 zirvesi, ardından yapılan NATO Zirve’si, arkasından Medeniyetler ıttifakı Konferansı ve Obama’nın Türkiye ziyaretindeki mesajlara baktığımız zaman Türkiye’nin, küresel bir aktör olma potansiyeline sahip olduğu görülüyor. Fakat bunu yapabilmesi için kendi içindeki o farklılıkları birlikte yaşamayı ve kendi içindeki istikrar ve demokrasiyi güçlendirmesi gerekiyor.
KadinVizyon.com : Türkiye’nin, küresel düzeyde bir aktör olabilmesi için neler gerekiyor?
Prof.Dr.Fuat Keyman : Bunun yapılabilmesi için ekonomik, siyasi ve kültürel düzeyde iyi bir yönetime ihtiyaç var. Bu tür bir yönetimin de oluşturulabilmesi için de gençlerin ve kadınların siyasi ve ekonomik bir hayata entegre olmaları gerekiyor.
Seçimlere bu perspektiften baktığımızda yerel belediye seçimlerinde kadınların bir hayli geride olduklarını görüyoruz. Gelişmişlik düzeyleri Türkiye’nin gerisinde olan 22 Ortadoğu ve Afrika ülkesini kapsayan MENA bölgesinde bile, kadınların siyasetteki varlığı Türkiye’nin çok ilerisinde bulunuyor.
Son dönemlerdeki muhafazakarlaşma temelindeki tartışmalara, yani bir taraftan ekonomik dinamizmin olduğu, fakat bunun kültürel birlikte yaşamaya değil de sosyal muhafazakarlaşmayı güçlendirmeye dönük bir süreci ortaya çıkardığı savlarına bakarak bir şey söyleyebiliriz. Hakikaten, giderek kadının, siyaset, toplum ve ekonomideki yeri düzeleceğine azalıyor.
Ama, burada bütün suçu son döneme yüklememek lazım. Çünkü, kadının siyasetteki yeri, çok partili geçişten bugünkü hayata baktığımız zaman 1950’lerden sonraki demokratikleşme ve sonrasındaki küreselleşme, 2000’lerdeki Avrupalılaşma süreçlerine baktığımız zaman bugüne kadar olan yönetimlerin de burada çok ciddi hatalarının olduğu görülüyor.
Tabii, bugüne odaklanmak durumundayız. Dünden ders alıp geleceği yaşamamız lazım. Geleceğe dönük yapılan araştırmalar gösteriyor ki, eğer Türkiye küresel bir güç olacaksa iki şeyin gerçekleştirilmesi gerekiyor; bunlardan birincisi kadının çalışma hayatının içine dahil edilmesi, bir diğeriyse gençlerin iş hayatının içine alınmaları.
Aynı zamanda bunların aktif siyasete katılımlarının önündeki engellerin kaldırılmaları da ayrı bir önem arz ediyor. Bunların gerçekleşmemesi durumunda Türkiye kutuplaşmalarla yoluna devam edecek.
O açıdan, bu olayı sadece siyasilerin değil, hepimizin sorunsallaştırıp, sonuna kadar gündemde tutmamız gerekiyor. O yüzden 2009 seçimlerinin 2010’a dönük bir siyasetin gündeme oturması, siyasi rekabetin ideolojikden ziyade, siyasi rekabetin gündeme oturduğu bir dönemi başlattı. Siyasi partileri iyi yönetime ötelemenin, diğer taraftan da gençlik ve kadın sorununu çözmeye dönük politika üretecek bir sivil toplum, medya ve entellektüel bir çalışması içerisine girmek gerektiğini düşünüyorum.
KadinVizyon.com : Aktif siyasetin içerisine girmek konusunda kadınların biraz mesafeli durduklarını düşünmüyor musunuz?
Prof.Dr.Fuat Keyman : Türkiye’de, yapılan araştırmalara bakılacak olursa 90’lardan ve özellikle de 2000’lerden sonra kadınların katılımında sınırlı bir artış görülüyor. “Kadınlar katılmıyor” demek yanlış.
Kadınlar, diğer sektörlerden daha fazla bunu isteyip, daha fazla çaba gösteriyorlar, ama sınırlı bir yapıya sahipler. Ayrıca, kadınların çok da istekli olmamalarında yargı ve diğer kurumların anti-kadın tavrının da önemli bir payı bulunuyor.
Ben, medya ve popüler kültürün aldığı pozisyonlara bakmaktada ciddi yarar olduğunu düşünüyorum. Kadınların, bir çaba sarfetmediklerini söylemek, Türkiye’deki egemen söylemi üretmek gibi bir şey oluyor. Türkiye’deki, değişimin ataerkil yapısı kurumlara ve hatta STK’lara ve entellektüellere yansımış durumda. O yüzden de aşılması gereken zor, kültürel bir sorun var. Dünyaya baktığımızda bunların çalışmayla, örgütlenmeyle ilgili olduklarını görüyoruz. Ben, bu nedenle kadın sorunlarına eğilen dernek ve kurumlara el verilmesi gerektiğini düşünüyorum.
KadinVizyon.com : Sosyal ağlar ve internet bu perspektifte nasıl bir yere sahip bulunuyor?
Prof.Dr.Fuat Keyman : Ben ilerleyen zaman içerisinde internet ve sosyal ağların daha da önem kazanacaklarını düşünüyorum. ınternetin, önemli bir sac ayağını teşkil edeceğine inanıyorum.
Baktığımız zaman AKP’nin, 2002, 2004, 2007 ve 2009 seçimlerinde başarılı olmasının, buna karşın CHP ve MHP’nin başarılı olamamasının ölçütlerinden biri de esasında internet kullanımı ve web ile ilişkisi. AKP, diğer partilere fark atan bir biçimde interneti kullanıyor. Ben, Anadolu’daki araştırmalarımdan da biliyorum, bir AKP il örgütüne gittiğinizde orada gördüğünüz bilgisayarlar ve yüksek kullanım oranı diğer partilerde yok.