Prof.Dr.Binnaz Toprak; Araştırma Öncesi Ben de Endişe Duymuyordum

Türkiye Kadın Girişimciler Derneği(KAGıDER) tarafından Kuruçeşme Divan’da gerçekleştirilen geleneksel toplantının bugünkü konuğu, Prof. Dr. Binnaz Toprak oldu. Prof. Toprak, “Türkiye’de Farklı Olmak-Din ve Muhafazakârlık Ekseninde Ötekileştirilenler” araştırmasının sonuçlarını değerlendirdi.


 


Araştırmanın, medyada büyük ölçüde yankı bulduğunu belirten Prof. Toprak, tartışmaların en önemli boyutunu metodolojinin oluşturduğunu söyledi. Türkiye’de, enflasyon-işsizlik gibi sorular sorulduğunda konuşabilen insanların, ımam Hatip Okulları; Aleviler ve Kürtlerle ilgili konularda konuşmaktan kaçındıklarına işaret eden Prof. Toprak, bir çok açıdan Türkiye’nin bölünmüş olduğunu söyledi.


 


KadinVizyon; şu anda Türkiye’de hangi düşünce merkezi temsil ediyor?


 


Prof. Dr. Binnaz Toprak : Türkiye’deki merkez her zaman için laik ve Kemalistler olarak görülürken, şimdi ise ıslami kesim merkez oldu diyebiliriz. Buna, günümüzde ‘iktidar-muhalefet’ çerçevesinde bakmakta fayda var. ıslami kesimin 2002’den beri çabası, ıslami kesimin de pastadan pay almasını sağlamak. Büyük da ölçüde bunu başardıklarını düşünüyorum. Laik kesimin de bunun farkında olduğunu düşünüyorum.


 


KadinVizyon;  Son zamanlarda modern düşüncedeki insanları endişeye sevk edecek çok sayıda olay yaşadık ve yaşıyoruz. Bu olayları nicelik olarak değerlendirmek gerekirse geçmişe göre mukayese edersek daha fazla mı yaşıyoruz? Daha iyiye mi, yoksa kötüye mi gidiyoruz?


 


Prof. Dr. Binnaz Toprak : Bunun cevabını aslında ben de bilmiyorum. Bir takım şeyleri daha çok konuştuğumuz için daha fazla farkına varıyor olabiliriz. Ama, örneğin bir töre cinayetlerinin arttığı kanaatinde değilim.


 


Geçmişe göre daha mı iyiyiz diye bir mukayese yapabilmek tabii ki çok zor. Gittiğimiz kentlerde, insanlara buralar eskiden daha mı rahattı diye sorduk. Bir çok insan, pek çok açıdan daha rahat olduğunu söylüyor. Ama bir diğer yandan da örneğin, “Selamünaleyküm” yerine “Merhaba” denildiğinde kötü kötü bakıldığını ifade eden insanlar oldu.


 


ınsan, Anadolu’yu gezince ıslami bir kimlik yaratmak için belirli bir ortam oluşturulmaya çalışıldığı hissine kapılıyor. Daha bir ıslamileştirilmenin olduğu gibi bir hissi yaşıyorsunuz. Türkiye’deki, bu din ve laiklik konusunu göz önüne aldığınızda oldukça geriye gidiş olduğu söylenebilir. AKP’nin, özellikle eğitimde ciddi bir şekilde kadrolaştığı ve laik düşünen insanları oradan oraya sürgüne gönderdiği konusunda ciddi şikayetler aldık.


 


Kayseri, Konya gibi Anadolu şehirlerine gittiğinizde gördüğünüz geniş bulvarlar, alışveriş merkezleri, yeni binalar bakışınızı etkiliyor. Ama, yaşamı biraz deştiğinizde o gelişmişlik yansımıyor. Sanki, yaşam daha muhafazakarlaşıyormuş gibi bir hisse kapılıyorsunuz. ınsanlar da bunu böyle söylüyorlar zaten. Dolayısıyla, o sorunun cevabı çok zor. Hele hele insan ıstanbul’dan bakarak hiç cevap veremiyor. Çünkü, ıstanbul’da insanlar her şeye rağmen iç içe yaşamaya devam ediyorlar.


 


KadinVizyon;  Özetle Türkiye’deki durumu nasıl görüyorsunuz?


 


Prof. Dr. Binnaz Toprak : Bugün Türkiye’de, çok büyük bir gerginlik var. Ben, çevremden de duyuyorum. ınsanlar; “bu ülkeden gitmek, kaçmak lazım” diyorlar. Bunlar, hoş şeyler değil. Yani, bir takım temel ilkeler üzerinde uzlaşmış bir ülke değil Türkiye. Dolayısıyla, o tür bir uzlaşıyı sağlayabilmek çok çok önemli, ve bunu da zaten sık sık konuşuyoruz. Bu konuyla ciddi olarak uğraşılması gerektiğini düşünüyorum.


 


KadinVizyon; Türkiye, şu an ki noktaya nasıl geldi? Bu çok daha ürkütücü boyutlara varabilir mi? Siz, endişe duyuyor musunuz?


 


Prof. Dr. Binnaz Toprak : Açıkçası, bu araştırmayı yapıncaya kadar pek de endişe duymuyordum.


 


Hala da Türkiye’de bir ıslam devleti kurulabileceğini düşünmüyorum. Toplumun daha muhafazakarlaştığını düşünüyorum.


 


Muhafazakarlığa da ben olumsuz bakıyorum. Çünkü düşündüğümde, bu ötekileştirme meselesi her kesimde var evet, ama muhafazakarlarda daha fazla var. Kadına bakış açısı dahi muhafazakarlıkla doğrudan bağlantılı. Yapılan bir çok araştırma, dinle, muhafazakarlıkla ve hoş görüsüzlük arasında hakikaten de bağlantılar var.


 


Bu, bütün dindarların hoşgörüsüz oldukları anlamına gelmiyor. Bu açıdan düşündüğümde, hoş bir manzara değil Türkiye’de karşılaştığımız.


 


Cumhuriyetin, kurulmasından 80 yıl sonra bunları konuşuyor olmamız, insanların istedikleri gibi giyinemiyor, yiyip-içemiyor olmaları hoş şeyler değil. Yani bir anlamda aslında eğitim sisteminin de felaketini gösteriyor. 80 yıldır bir şekilde bunların insanlara öğretilmeleri lazımdı. Bunda başarılı olamadığımızı düşünüyorum. Belki de eğitimi sil baştan yeniden almamız gerekiyor. Ve, evet endişe duyuyorum açıkçası.