ıki-üç yıl öncesinde o kadar çok dizi film vardı ki, bazı kanallarda her akşam iki dizi film veriliyordu. Neyse ki şimdilerde bu abartıdan vazgeçilmiş gibi. Hiç değilse bir akşamda bir dizi veriliyor.
ızlemek istemesem de sonradan tutulduğum birkaç dizi film olmuştur geçmiş yıllarda.
Bu sezonun dizi filmleri arasında izlemeye bir yerden başladığım SILA dizisi, töre, ağa, aşiret kavramlarını işlediği için dikkatimi çekti.
Türkiye gündeminde önemli bir yere sahip olan Doğu kültürünü işlemesi; ağa, aşiret, töre, berdel gibi konuları içermesi bakımından önemli bir film. Seçilen oyuncuların, rollerinin hakkını gayet iyi vermeleri başarılı bir proje çıkarmış ortaya.
Mardin gibi tarih fışkıran bir şehrin tarihi dokusunu ve kültürel yapısını tüm detayıyla vermesi de bir başka anlam taşıyor. Kendine özgü avlu, teras, merdivenleriyle kalın duvarlı taş yapılar ve dar sokaklardan oluşan , bir dağın bir yamacında kurulmuş olan Mardin’i bir belgesel niteliğinde izleyebilmek de mümkün dizide.
Ancak, 2001’de en iyi model yarışmasında Türkiye birincisi ve dünya ikincisi olan Mehmet Akif Alakurt’un ağa rolünü oynaması diziye ayrı bir renk katıyor. Bu özellikteki bir kişiyle ve yaratılan aykırı ağa kişiliğiyle, ‘ağa’ kelimesi izleyiciye sevdiriliyor adeta.
Burada amaç ağalık sistemini eleştirmek midir, yoksa sevdirmek midir?
Berdel, yani karşılıklı kız değiş tokuşu, Doğudaki, Güneydoğudaki kızların en büyük ızdıraplarından birisidir.
Töreler, kadınların sevme hakkı olmadığının kanunudur.
Töreler, genç kızların önündeki dikenli teller, beton duvarlardır.
Ağanın sözünden çıkmayan koskoca bir ahali; sevdiğine kaçan kızların öldürülmesi; okumak isteyen kızların okuyamaması; berdel uğruna küçücük kızların eş olarak görülmesi… Dizide tüm bunları gayet güzel işlemenin yanısıra, törelere aykırı bir ağa karekteri yaratılarak da izleyiciye ağa kavramının sevdirilmesi sözkonusu.
Hani nerede böyle bir ağa?
Var mı acaba?
Belki tek tük olabilir ama ağa düzenini değiştirmeye ya da ortadan kaldırmaya yetmez.
Beş-altı sene önceydi, gazeteler yazmıştı; Diyarbakır’daki Beritan Aşiretinin başına geçen genç ağa oldukça modern birisi imiş ve barıştan yana olduğunu açıklamıştı. Yani kan davaları, namus davaları bitecek, silahlar bırakılacak demişti. Ne oldu bilmem? Bir daha medyada duyulmadı bu yönlü bir haber. Herhalde halk alışık olmadığı için benimsememiştir, ağa da normal ağa olmuştur…
Sistemin değişmesi, sadece ağa rolündeki kişilerin radikalliği ile de mümkün değildir. ınsanlar değişecek. Kafalar değişecek. Ekonomik dengeler değişecek, ekonomik güç tek kişide olmayacak. Eğitim ön planda olacak, vs,…
Yani ağa, aşiret, töre üçgenini aşabilmek için, belli hedefler konması ve hedefe tavizsiz yürünmesi başarı getirebilir. Filmlerde ağa karekterinin sevdirilmesi ise risklidir. Konunun çözülmesine değil devamına zemin hazırlar.









