Enerji şirketlerinin, zengin-yoksul, işçi-işveren, kuzey-güney, doğu-batı ayırt etmeksizin tüm insanlık ailesinin ortak meselesi olan enerji sorununa çözüm bulmada üç şekilde katkıda bulunabileceğinin altını çizen Ediboğlu, bunların; yatırım yapmaya devam etmek, enerji kaynaklarını çeşitlendirmek ve karbondioksit emisyonlarını etkin yönetmek olduğunu söyledi.
Konuşmasına “Yapılan tüm hesaplamalar önümüzdeki 25 yıl içinde yüzde 50 oranında daha fazla enerjiye ihtiyaç duyulacak sözleriyle devam eden Canan Ediboğlu, “Çünkü insanlık ailesinin nüfusu artıyor. Dünyanın yoksul ülkeleri gelişmek için sanayileşmek, yaşam standartlarını yükseltmek ve daha fazla iş olanakları yaratmak, yani daha fazla enerji kullanmak durumundalar” diye konuştu.
Ediboğlu sözlerine şöyle devam etti: “ınsanlığın ihtiyaçlarını karşılarken dünyanın sonunu getirmemek için tek çözüm, daha fazla enerjiyi daha az karbon açığa çıkararak üretmektir. Çünkü atmosferde artan karbon miktarı, kapımızdaki büyük felaketin, yani iklim değişikliği ve küresel ısınmanın başlıca sorumlularından biri” dedi.
Hesaplamalara göre, 2050 yılına gelindiğinde dünyanın enerji ihtiyacının en az yüzde 80’inin hala fosil yakıtlardan karşılanacağını söyleyen Ediboğlu, “Bu yüzyılın sonunda atmosferdeki sera gazı oranının sabit kalması için, 2050 yılına geldiğimizde fosil yakıtların neden olduğu gaz emisyonlarının düşürülmesi şart. Bunun için de, enerji şirketlerinin, hükümetlerin ve toplumun el ele vermesi gerekiyor. Başarı için hükümetlerin gerekli düzenlemeleri yapması, enerji şirketlerinin sorumluluk alması ve global enerji sorununun çözümüne katkıda bulunması gerekiyor” dedi.
Ediboğlu, konuşmasında, Avrupa Konseyi’nin 9 Mart 2007 tarihinde enerji konusunda hazırladığı aksiyon planına da dikkat çekti. 2007-2009 yıllarını kapsayan bu aksiyon planına göre, 2020 yılına kadar Avrupa enerji tüketiminde, yenilenebilir enerji kaynaklarının payının yüzde 20’ye ulaşması öngörülüyor ve 1990 yılına oranla seragazı emisyonlarında yüzde 20 azalma sağlanması taahhüt ediliyor. Ayrıca, 2020 yılına kadar AB sınırları dahilinde biyo-yakıtların ulaşımda kullanılan toplam akaryakıt içindeki payının %10 seviyesine kadar yükselmesi hükümetler için bağlayıcı bir hedef olarak belirleniyor.
Türkiye’nin son yıllarda AB ile uyum doğrultusunda tarihinin en büyük mesafesini kaydetmiş durumda olduğunu açıklayan Ediboğlu, bu çerçevede enerji alanında da önemli adımlar atıldığını ve ülkenin enerji alanındaki hedeflerinin AB hedefleriyle uyum içinde olduğunu söyledi. Ediboğlu, “Türkiye’nin en büyük petrol ve doğal gaz üreticisi ülkelerle, Avrupa’daki en büyük tüketici ülkeler arasında konumlanmış olması, bir enerji köprüsü olmasını kolaylaştırıyor, hatta zorunlu kılıyor. Türkiye bunu gerçekleştirmek için gerekli iradeyi ortaya koymuştur. Doğu-Batı Enerji Koridoru projesi bu hedef temelinde oluşturulmuş ve Kafkaslar ve Orta Asya çıkışlı enerji kaynaklarının, emniyetli ve alternatif güzergahlar üzerinden Batı pazarlarına sevk edilmesi amaçlanmıştır. Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’nın hayata geçmesi büyük bir adımdır ve süreci Samsun-Ceyhan Boru Hattı projesi devam ettirecektir” dedi.