Tohum Otizm Vakfı, Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı Genel Müdürlüğü işbirliği ve AB’nin finansal desteğiyle Türkiye’nin en kapsamlı “Otizm Tarama Projesi”ni hayata geçiriyor.
Otistik çocukların erken tanı ve eğitimini destekleyerek onları topluma kazandırmayı hedefleyen TOHUM Otizm Vakfı, T.C. Sağlık Bakanlığı işbirliği ve Avrupa Birliği’nin (AB) ‘Kamu–Sivil Toplum Kuruluşları ışbirliğinin Güçlendirilmesi Hibe Programı’ kapsamında finansal destekleği ile “Otizm Tarama Projesi”ni başlattı.
Türkiye’de ilk defa Adana, Bursa, Gaziantep, Kocaeli ve ızmir’den oluşan 5 pilot ilde yürütülecek proje kapsamında, 18 – 36 aylık çocukların otizm riski taşıyıp taşımadıklarını ölçen CHAT ve MCHAT tarama ölçekleri, ıl Sağlık Müdürlükleri’ne bağlı 1. basamak sağlık kuruluşlarında çalışan pratisyen hekim ve yardımcı sağlık personeli tarafından yapılacak. Tarama sonucunda otizm riski taşıyan çocuklar, bu illerde bulunan devlet ve üniversite hastanelerinin çocuk psikiyatrisi bölümlerine sevk edilerek, tanı almaları sağlanacak. Ülkemizde otistik çocukların görülme sıklığı ve sayısının belirlenmesi konusunda fikir verebilecek daha somut verilere ulaşılması bakamından da önem taşıyan proje ile yılbaşına kadar 5 ilde yaklaşık 180 bin çocuğa ulaşılması hedefleniyor.
Tarama Projesi ile ilgili ayrıntılı bilgi vermek amacıyla TOHUM Otizm Vakfı, 15 Haziran Perşembe günü Conrad Otel’de bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıya, Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Rüstem Zeydan, TOHUM Otizm Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Mine Narin, AB Genel Sekreterliği Uzmanı Dr. Burak Erdenir’in yanı sıra, Ana-Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması (AÇSAP) Merkezleri Genel Müdürlüğü üst düzey yöneticileri, projenin yürütüldüğü illerin vali yardımcıları, sağlık yöneticileri ile konusunda uzman birçok doktor katıldı. Toplantıda ayrıca konuya duyarlılık gösteren Türkiye’nin önde gelen isimleri de yer aldı.
Toplantıda bir konuşma yapan TOHUM Otizm Yönetim Kurulu Başkanı Mine Narin, birçok kurumun işbirliği ve koordinasyonlu çalışmasıyla yürütelecek proje ile otizm konusundaki duyarlılığın artmasının ve erken tanı konmasının yolunun açılacağını belirtti. Narin, şunları söyledi: “Bugün ülkemizde 271.000 otistik özellikleri olan bireyin bulunduğu, bu rakamın 81.000’inin 0-14 yaş arasında çocuklardan oluştuğu tahmin edilmektedir. Beyin yapısında farklılıklar olan ve bu yüzden özel eğitime ihtiyaç duyan bu çocuklarımız için 3-5 yaş dönemi çok önemlidir. Erken eğitim alan otistik çocukların, büyük bir kısmının iyileşme ve gelişme gösterdikleri, bazılarının ergenlikte yaşıtlarından hiçbir farkları kalmadığı gözlenmiştir. Otizmin ilk yaygınlık ve sıklık çalışması olan bu proje ile erken tanıya olanak sağlanacak, böylece erken eğitim alan otistik çocuklarımızın öz bakım becerilerinin gelişmesi, eğitimlerine örgün eğitim sistemi içinde devam etmeleri, aile ve sosyal yaşamın bağımsız birer bireyi olarak topluma kazandırılmaları mümkün olabilecektir. Aynı zamanda otizmin tek çaresi olan erken eğitimle ilgili adımların Sağlık Bakanlığımız ve Milli Eğitim Bakanlığımız tarafından atılmasına yol açacaktır.”
Toplantıda konuşan Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Rüstem Zeydan da “Otizm Tarama Projesi’nin ülkemizde çok fazla aydınlanmamış bir konu olduğunu ancak ilgili tüm tarafların birlikte çalışması ile en uygun çözümlere ulaşılabileceğini aktardı. Zeytan sözlerine “Çocukların gelişimsel sorunlarına yönelik attığımız bu adım belki sorunun tamamını ortadan kaldırmaya yetmeyecektir, ancak sorunun boyutlarının farkına varmak anlamında önemli bir adımdır ve unutulmamalıdır ki; yüzlerce kilometrelelik bir yol bile tek bir adımla başlar…”
Toplantıda söz alan AB Genel Sekreterliği Uzmanı Burak Erdenir ise, “Sivil Toplum-Kamu ışbirliği Projesi (SKıP) kapsamında hibe kredisi almaya hak kazanmış olan Otizm Tarama Projesi’nin, Avrupa Birliği katılım sürecinin somut ürünlerinden biri olduğunu söyledi. Erdenir sözlerini şöyle sürdürdü: “SKıP projesi, Avrupa Birliğine katılım sürecine ilişkin büyük resmi görebilmek açısından önemli ipuçları içermektedir. Gerçekten de, Avrupa Birliğine üyelik süreci, çocuklarımız ve dolayısıyla geleceğimiz açısından önemli kazanımlar getirdiği ölçüde gerçek anlamını kazanacaktır.”












