Artık “Konformal” tedavilerin gündem de olduğu modern tıp, sadece hastanın tedavi edilmesiyle değil, yan etkilerinin azaltılması, tedavi uygulamalarının daha rahat yapılabilmesi ve ağrısız,acısız girişimlerin yapılmasına yönelmiş bulunmaktadır.
21. yüzyılın teknolojisi olarak ifade edilen “Ses Teknolojisi” nin, insanda tedavi amaçlı olarak kullanılması yeni bir yöntem olmamasına rağmen, kanserde kullanılması henüz çok yenidir. “Yoğunluklu odaklanmış Yüksek Frekans’lı ses(HIFU)” yada “Ultrasonik Tedavi” dalgasının taşıdığı enerjinin insan vücudu üzerinde şimdiye kadar “açık cerrahi müdahale” lere gereksinim gösterdiğinden pek kullanılmamaktaydı. Bilgisayar yazılım ve donanımlarının gelişmesi ile ayrıca, yarı iletken malzeme teknolojilerinin hızlı ilerlemesi ile mümkün olabilmiştir. Daha önce, cerrahi müdahalelerin zor ve imkansız olduğu durumlarda iç kanamaları durdurmak amacıyla geliştirilen bu tür cihazlar şimdi kanserin yok edilmesinde veya kontrol altına alınmasında kullanılmaya başlanmıştır.
Cihazın temel çalışma prensibi, transducer(ses kaynağı) adı verilen piezoelektrik kristallerin ürettiği ses enerjisini istenen bölge üzerinde odaklanarak, odak bölgesinde oluşan temel etkisine dayanmaktadır. Odaklanacak bölge(tümör), ileri görüntüleme sistemleri(USG/Doppler-Ct-MRI) ile tespit edilir. Bölgeye odaklanan ses dalgaları ile hedeflenen hücreler 60 derecenin üzerinde bir sıcaklığa 0,2 saniye gibi kısa bir süreç içerisinde ulaştırabilmektedir. Odak bölgesine yoğunlaşan termik enerji hedef bölgesi dışında bir etki göstermektedir.
Ses dalgasının odaklandığı bölgedeki etki 3 şekilde meydana gelmektedir.
1-Hipertermik(ısı) etkisi ; 0,2-1 saniye içerisinde 65-100 derecelik bir ısıya ulaşan hücrede koagülasyon nekrozu(pıhtılaşma ile ölüm) meydana gelmektedir.
2-Kavitasyon ;Yüksek frekanslı ses dalgaları nedeniyle hücre içerisindeki sıvıda oluşan kabarcıklar ve yüksek ısı duvarları hücreyi tahrip ederek yıkılmasına neden olur. Ve hücre parçalanır.
3-Kan damarlarının tahribi;Ses dalgaları, tümör içindeki 2 mm’den daha küçük çaptaki kan damarları ve kapillerler tahrip olur ve bu kanser hücresini besleyen damarların yok olması nedeniyle, iskemik nekroz neden olur.
HIFU sisteminin avantajları:
Girişimsel bir teknik değildir(Non-invazif)
Sadece kanser odağı tahrip edilir.
Vücutta kesi olmaz, ses dalgasına bağlı hasar oluşmaz.
Vücuda uygulanacak herhangi bir kateter yada probo ihtiyaç yoktur.
Ses dalgası yolu boyunca önüne çıkan doku ve hücrelerde tahribat yapmaz.
Kan değerlerinde düşme yada değişiklik oluşmaz.
Neredeyse hiç acısı olmayan bir işlemdir.
Uygulama sonrası iyleşme süreci hemen başlar.
Hedef üzerinde eşit doz dağılımı sağlanır.
Hedefteki tümör dokusu yok olurken, çevre dokularda etki görülmez.
Yapılan tedavinin etkinliğini ve hedef güvenirliliğini 3 boyutlu olacak(CT veya MR ile) şekilde tayin etmek mümkündür.
Tedavi tümör şekline ve boyutlarına bağlı değildir.
2 mm’den küçük çaplı damarların imha edilmesini sağlayarak tümörün kanlanmasını, dolayısıyla da beslenmesini durdurur.
Cerrahi müdahalenin herhangi bir nedenle yapılamadığı durumlarda, HIFU tedavisi kolaylıkla uygulanır.
Hedef üzerinde uygulanan ses dalgasının dozu, gerçek zamanlı ve geri dönüşümlü olarak tespit edilebilir, izlenebilir.
Bağışıklık sistemi üzerinde etkilidir;
a) a)Lenfositlerin hedef dokuya ulaşmasını ve lenf fosiküllerinin oluşumunu sağlar.
b) Tedavi edilen dokuda CD4,CD8 ve NK hücrelerinin sayısı artar.(Lokal bağışıklık güçlenir).
Tedavi güvenirliği yüksektir;
a) Hayati göstergeler(Nabız,tansiyon,solunum sayısı ve ateş) tedavi esnasında sabit kalır, değişmez.
b) Tedavi sonrasında parçalanan tümör hücrelerinin, tedavi alanı içinde yayıldığı gözlenmemiştir.
c) Tedavinin tolere edilemeyecek yan etkisi yoktur veya çok azdır.
d) Radyoaktivite söz konusu değildir.
e) Kullanıcıların üzerinde zararlı etkisi yoktur.
f) Çevresel hasar oluşturmaz.
g) Cerrahi uygulamalardaki stres, travma, kanama, yavaş iyileşme yada muhtemel tümör ekimi, HIFU tedavisinde görülmez.
h) Radyoterapi(şua tedavisi) esnasında, radyasyon hasarı, kan değerlerinde düşme, kemik iliği ve bağışıklık sistemi baskılanması, HIFU tedavisinde görülmemiştir. Ayrıca HIFU tedavisinde, radyoterapideki gibi radyasyona duyarlı yada duyarsız şeklinde tümör seçiciliği söz konusu değildir.
Hangi tümörlerde uygulanır
1-Meme Kanserleri
2-Kemik Tümörleri
3-Karaciğer Kanserleri
4-Yumuşak doku kanserleri(Kas, yağ, bağ dokusu)
5-Böbrek Kanserleri
6-Karın Alt Boşluğu Tümörleri(Pelitonea Tümörler)
7-Retroperitoneal Tümörler(Karın zarının arkasındaki yerleşmiş tümörler)
8-Pankreas Kanserleri
9-Metastazlar(Başka bir bölgeye yayılmış, atlamış) tümörler
10-ılerlemiş kanserlerde palyatif amaçlı
11-Klasik Cerrahi uygulanmış, solid tümörlerde nüksleri önlemede veya nükslerin tedavisinde
12-Ameliyat edilmesi herhangi bir nedenle uygun olmayan tümörlerin tedavisinde
13-Yetersiz ameliyat, radyoterapi uygulanmış rezidü(bakiye) tümörlerin tedavisinde
14-ıyi huylu rahim tümörlerinde (MYOMA gibi)
HIFU tedavisinin uygulanamadığı tümörler
ıçi boş(Mide, Bağırsak gibi) organ tümörlerinde
Mediastinal(Göğüs orta boşluğu) tümörlerinde
Medula spinalis(Omurilik) tümörlerinde HIFU Tedavisi uygulanamaz.
HIFU tedavisi bu haliyle yakın gelecekte tümör tedavisinde cerrahiye ciddi bir alternatif olacağa benzemektedir.
Ülkemizde cihazın satışını yapan distribütör firma (Meteks) bulunmasına rağmen maalesef HIFU tedavisi ülkemizde henüz uygulamaya başlanmamıştır. Bugün Dünyada henüz birkaç merkezde (Japonya, Amerika, Malezya, Çin vb) uygulanan HIFU, tümör tedavisinde yeni bir çığır açmıştır. Yapılacak daha fazla sayıdaki bilimsel ve klinik çalışmalarla HIFU, tümör tedavisinde önemli bir yer edineceğe benzemektedir. Dileriz ki kanser tedavisinde %1002e yakın sonuçlar alınan HIFU yakında ülkemizde, kanserli hastaların birçok merkezde bu tedavi uygulanabilsin.
Dr. Murat BAş












