Açıklamalarıyla ve anket çalışmalarıyla gündem yaratan ve Türkiye’nin en çok konuşulan sivil toplum kuruluşu olan CıNSEL Tıp Derneği; belki de insanlık tarihinin en eski zamanlarından bu yana değişmeyen bir gündem maddesi olan ve son yıllarda sosyal bir yara haline gelen aldatmanın her geçen gün arttığına dikkat çekti.
“Varolan ilişkiyi bitirip, yeni bir ilişkiye başlamak varken, neden bazı insanlar aldatmayı tercih ediyor?” sorusunun her dönemde farklı yanıtlarının olabileceğini ve aldatmanın partnerin başka bir partner olduğunu fark ettiği noktada çiftin hayatını olumsuz etkilemeye başladığını söyleyen Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe; “Genel olarak temelde var olan bir ilişkiyi geliştirebilmek, üretebilmek ve yaşamı paylaşabilmek becerisini geliştirememiş kişilerin kendilerini yeniden ifade etme, dürtüsellikteki anlık hazların sürekliliğini sağlama ve sonsuz bağlanma arayışlarına aldatma diyebiliriz. Aldatma; belki de insanlık tarihinin en eski zamanlarından bu yana değişmeyen bir gündem maddesidir ve son yıllarda sosyal bir yara haline gelmiştir” dedi.
Aldatma veya aldatılmanın daha çok duygusal boşluklar nedeniyle yaşandığını söyleyen Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe; “Aldatma toplumun yakından tanıdığı veya magazin dünyasının gözdeleri olan insanlar arasında yaşandığı zaman veya Ahmet Altan gibi ünlü yazarlarımıza konu olduğu zaman gündemimize gelse de, yalnız cinselliğe dayalı bir birliktelik değil cinsellik barındırmayan duygusal bir ilişki de aldatmadır ve aldatmanın sadece kadın erkek ilişkileri bağlamında yaşanmadığı bir gerçektir. Aile, iş yaşamı, arkadaşlık ortamı ve sosyal yaşamda da aldatma veya aldatılma farklı biçimlerde karşımıza çıkar. Sonuçları açısından ilkine göre daha affedilir gibi görünse de tüm aldatmalar canımızı sıkar ve keyfimizi kaçırır” dedi.
KADIN ve ERKEğıN ALDATMA NEDENLERı FARKLI
Kadın ve erkeğin aldatma nedenlerinin farklılıklar gösterdiğini söyleyen Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe; “Yasak aşklara özgü heyecanın tadının yanı sıra erkeklerin fiziksel yani cinsel açıdan değişik tecrübeler yaşamaya ihtiyaçlarından ve cinsel dürtülerini kontrol etmekte zorlandıkları için, kadınların ise duygusal gerekçelerle yani yaşadıkları umutsuzluk ve mutsuzluk nedeniyle aldatma yoluna gittikleri görülmektedir” dedi.
Konu aldatma olduğunda, önce erkeklerin potansiyel suçlu kabul edildiğinin altını çizen Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe; Çünkü nikâh yüzüğünü takan erkeğin testosteronu düşmüştür ve kendini ispatlamak zorundadır. Bu nedenle erkekler daha çok aldatır. Aldatma duygusallığa dönüşmeden sadece cinselliğe dayalı yaşanırsa bu durum bazı erkekler için evliliklerini kurtarma şekli de olabilir. Erkek aldattığı zaman, duygularıyla toplumun baskısı arasındaki yaşanan sürtüşme, hakim ve güçlü olan erkek olduğu için büyük değildir. Erkekler aldattığında dikkatsizdir, kendisine daha fazla bakmaya başlar, yeni elbiseler alır, sık banyo yapar, yeni parfümler alır, rejim yada egzersize başlar, akşam eve beklenmedik saatlerde gelip, işte sürekli bir toplantı hali yaşadıklarını ifade ederek hemen kendilerini ele verirler. Erkekler için gizli buluşmalar ve gün ortasındaki hızlı seks kaçamağı heyecan vericidir. -Yaşandı ve bitti hesapsızca- psikolojisi erkekler için çok yaygındır. Erkekler ilk adımı atıldıktan sonra kesin arkasını getirirler. Erkekler için aldatmak çok doğaldır ve genelde sarhoşturlar. Tesadüfen ayağına gelen bir şansı hiç bir erkek kolay kolay reddedemez. Aldatan erkek suçlu çocuk gibi bakar fakat bazen nedensiz yere eşinin bütün kusurlarını ortaya döküp kırıcı olabilir. Aldatan erkeğin seks yapma stilinde bir değişiklik olur yada hiç seks yapmak istemez ve çocuklarına daha az zaman harcamak ister” dedi.
Kadın aldattığı zaman, duygularıyla toplumun baskısı arasında yaşanan sürtüşme ve çatışmanın gerilimli bir süreç olduğunu ifade eden Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe; “Bu nedenle kadının aldatması daha zor, daha derinlikli, daha heyecanlı, daha edebi ve daha zengin bir malzemedir. Kadınlar aldattığında çok daha dikkatli davranırlar. Her ayrıntıyı düşünürler. Çünkü kadınlar için günü birlik bir ilişkiden çok, uzun süreli ve duygusal bağları kuvvetli bir ilişki yani aşk yaşamak çok daha önemlidir. Kadınlar seks yoluyla bulaşan hastalıklar konusunda çok duyarlıdırlar. Kadın aldatmayla birlikte sevgi, aşk, romantizm, heyecan ve sürpriz arar. Kadın bir yasak ilişki yaşadığında yüzünde bir parıltı belirir ve her bakımdan çok çekici olur. Suçluluk duygusuyla kadın eşine karşı daha sevecen davranır. Kadın parfümünü değiştirir, saçıyla ve makyajıyla daha fazla ilgilenir, evde özensizdir, dışarı çıkarken daha farklıdır” dedi.
ERKEKLER NEDEN ALDATIR?
Çocukluktan gelen iç çatışmaları olan erkeğin aldatma olasılığının çok yüksek olduğunu ifade eden Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe; “Aslında erkeklerin aldatmak için çok önemli bir nedene de ihtiyaçları yoktur. Maksat heyecan olsun, skor olsun! Çünkü çok sayıda kadınla ilişkiye girmek arkadaş çevresinde bir taktir göstergesi olarak algılanmaktadır. Hatta artı puan toplamak uğruna bu konuda gerçek dışı hikayeler anlatan erkeklerin sayısı az da değildir. Ayrıca aldatma eğilimi sürekli risk alan ve değişiklik yapmak isteyen dâhi ve yaratıcı erkeklerin geninde vardır. ışte bu risk alma arzusu aldatmayı akla getirir. Erkekler birlikte çalıştıkları güzel, anlayışlı, uyumlu ve başarılı kadınlara da sık sık aşık olurlar. Son olarak evli ve çocuklu olan erkekler kendilerinden yaşça küçük genç kadınlarla birlikte olarak hala güçlü bir erkek olduklarını kendilerine ve çevrelerine kanıtlamaya çalışırlar. Kısaca erkeklere göre aldatmanın nedenleri şu şekilde ifade bulur: Her erkek yapar, heyecan olsun diye, arkadaşlarımı etkilemek için, başka bir kadına âşık oldum, sarhoş olduğum için, eşimle sorunlarımız var, ortam öyle gerektirdi, olaylar öyle geliştiği için, karım benimle ilgilenmiyor, O’na acıdığım için, istediğimi elde edebileceğimi kendime kanıtlamak istiyordum, canım seks istiyordu, O’nu öylece eve yollayamazdım, karım kendisine eskisi gibi bakmıyor, cinsel isteğim fazla vb.” dedi.
Mutsuz olan kadının aldatma olasılığının çok yüksek olduğunu söyleyen Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe; “Kadının eğitiminin artması ve iş yaşamında daha aktif rol alması, aldatma konusunda erkek egemenliğinin kırılmasına yol açmıştır. Kadınlar, kişilik yapısına göre aldatma konusunda farklı tutumlar göstermektedir. Bir grup kadın duracağı yeri bilirken, bir grup kadın ise belirli bir çizgide ilişkisini devam ettirebilir. Bu, tamamen ilişkinin gidişatı ve kadının ruh durumu ile bağlantılıdır. Kadın aşıksa ve aldatılmak çok avam ve aşağılayıcı şekilde gerçekleşmemiş ise çok daha az vicdan azabı duyar. Kısaca kadınlara göre aldatmanın nedenleri şu şekilde ifade bulur: Mutsuzum, çok zekiydi, tatmin olamıyorum, bir filmdeki erotizminden etkilendim, aşık oldum, beni çok ihmal etti, yeniden bir erkeğe ihtiyaç duyduğum için, yakınlık ve şefkat özlemi çektiğim için, kendimi yalnız ve terkedilmiş hissettiğim için, aylardır seks yapmadığım için, O’nu kendime daha fazla bağlayabilmek için, baştan çıkarmanın zevkinden, çok uğraştı, peşinde koşulan nüfuzlu biri olduğu için, istediğimi elde edebileceğimi kendime kanıtlamak istiyordum, O’na aşık olduğum ve benimle ciddi olduğu için, kocam beni aldattığı için intikam almak istedim, cazibesi ve esprisi olduğu için, O’nun üzerinde güç ve söz sahibi olabilmek için, dünyanın en harika erkeği olduğu için, o anın romantizminden, çok sık iş gezisine çıkıp beni yalnız bıraktı, çok güzel olduğumu söylediği için, kıskanç kocam beni hep kendisini aldatmakla suçladığı için bu kez gerçekten yaptım, sonsuz parası olduğu için, sesi çok seksi olduğu için, kendimi tümüyle teslim etmek istediğimden, beni sekse zorladığı için, kariyer yapmamda bana yardımcı olsun diye vb.” dedi.
Aldatma konusunda daha önce yapılan bilimsel çalışmalara bakıldığında duygusal aldatma ve cinsel aldatma ayrımı yapıldığının görüldüğünü ifade eden Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe; “Var olan birilişki varken bir başka partnerle cinsel ilişkiye girmek cinsel aldatma, duygusal bir yakınlık yaşamak veya bir başkasına aşık olmak ise duygusal aldatma olarak değerlendirilir. Erkekler daha çok cinsel aldatmayı tercih ederken kadınlar ise daha çok duygusal aldatmadan yanadır. Ayrıca duygusal aldatma cinsel aldatmaya göre daha zor bir durumdur ve içinden çıkılmaz bir hal almasına yol açabilir ve asıl aldatma budur” dedi.
Her iki cins için de aldatmanın bildik mazeretler ile anlatılamaya çalışıldığını söyleyen Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe; “En bildik mazeretler ise; o oradaydı, çok hoşuma gitti, çok sarhoştum, beni etkiledi, nasıl olsa bitecekti, aldatmak mı çok doğal, macera yaşamayı seviyorum, çünkü farkına varmıyor şeklinde sıralanabilir. Ayrıca -yasak aşk inanılmazdır ve başka bir olayda asla bulunmayan bir duygu yaşatır- düşüncesini de yabana atmamak gerekir. Bilimsel olarak en çok görülen aldatma nedenleri de sırasıyla: Duygusal anlamda yalnız bırakılma, eş ile iletişim kuramama, cinsel sorunlar yaşama, aşık olma, yasak aşklara özgü heyecanın dayanılmaz tadı, karşı cinsin cazibesine kapılma, sürekli aldatma eğilimi, bir ilişkinin içine istemeden çekilme, aldatan arkadaşları taklit etme isteği, egonun tatmin edilme hissi, korunmaya muhtaç, tehlikede veya zor durumdaki karşı cinse karşı gelişen hamilik hissinin zamanla birlikte olma isteğine dönüşmesi, yaşamın diğer alanlarında başarı gösteremeyip seksüel başarılarla avunma isteği, 40 yaş bunalımı, hiperseksüel bir gen taşıma, manik hasta olma, çapkınlıkla sakinleşme isteği, eşcinsel dürtüleri bastırma ve gizleme eğilimi, iş stersini yenme çabaları olarak karşımıza çıkabilir” dedi.
Aldatma konusunun yazarların ve medyanın her zaman gündeminde olduğunu söyleyen Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe;; “Son günlerde medyada en çok tartışılan ve gündem konusu haline gelmiş olan aldatma; yerli veya yabancı kaynaklı denemelerde, romanlarda, hikayelerde ve şiirlerde, farklı zamanlarda, dünyalarda ve mekanlarda yaşanmış olsa da sıklıkla işlenmiştir. Aldatma; cinsel yolla bulaşan hastalıkların yaygınlaşmasına yardım eden ve ayrıca Türk aile yapısının önündeki en önemli sorunlardan biridir. Simyacı‘daki, -eğer bir şeyi gerçekten istersen, bütün evren onun gerçekleşmesi için işbirliği yapar- ifadesi, aldatmanın özünü anlatmaktadır” dedi.
Sorunlu ilişkiler nedeniyle ikinci bir ilişki yaşama isteğinin başlangıçta aldatma olarak algılanmaması gerektiğinin altını çizen Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe; “Aldatma var olan ilişkiyi bırakmayıp ona takviye ilişki kurmakla başlar. Çağdaş insanın kendi kendini aldatması ve aldanması da burada başlar. Burada yasak ilişki, var olan ilişkiye yardım eden ilişkidir ve iki ilişki bir zaman sonra ortak bir ilişki haline gelir. Bu durumda aldatan kendisini de aldatır aslında. ılişki içindeyken var olan problemleri aldatma ile bastırmaya ve çözümsüzlüğe bırakmak her tarafı da aldatılan haline getirir. Sonuçta aldatılan kişi; bazen utanç, bazen öfke bazen de intikam ve aşağılanma duygusuna kapılsa bile zamanla, kimliğini kaybedebilir, özel bir insan olduğuna dair inancı azalabilir, en önemlisi de temel değerlerin kaybına bağlı olarak kendine olan saygısını yitirebilir. Ayrıca dünyanın güvenilmez bir yer olduğunu düşünmeye başlayabilirler. Tehlikeli olan da budur. Çünkü kendilerini en çok seven insanlar bunu yaparsa, bu dünyada kime ve nasıl güvenebileceklerini şaşırmaları da doğaldır” dedi.
Aldatmanın kişiler üzerindeki etkilerinin herkesin olaydan etkileniş biçimine göre farklılıklar gösterebileceğini söyleyen Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe;“Bazen, insanlar aldatıldıklarını bilmelerine rağmen, partnerleriyle yaşamaya devam edebiliyorlar. Bazıları ilişkiyi anında koparıyor, bazıları ise sürekli gelgitler halinde bocalıyor. Tabi bunda aldatmaya Türk toplumu olarak bakış açımızın da etkisi büyük. Türkiye’de –erkek aldatır ama kadın aldatmaz- gibi bir önyargı bulunuyor. Yani erkek aldatınca elimizin kiri, kadın aldatınca namus meselesi olarak aldatmayı algılamak ve arkasında yatan toplumsal sorunları görmemesizlikten gelmek; aldatmanın her geçen gün artarak devam etmesinde en önemli unsurlardan biridir” dedi.
Zihinsel olarak yaşanan aldatmaların sayısının eyleme geçmiş aldatmalardan daha fazla yaşandığına dikkat çeken Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe; “Zihinsel aldatma zararsız gözüken fakat insanları ömür boyu takip eden bir durumdur. şu veya bu sebeple ilişkisini yürütmek zorunda olup da aklında bir başkası olan çiftlerin sayısı her geçen gün artıyor. Mesela sevdiği başka bir kişi varken bir başkasıyla evlenmiş, ama hala bir önceki sevgilisini düşünenler, medyada boy gösteren kadınlara veya erkeklere hayran olanlar, cinsel açlığını gidermek için bir başka partnerin fantezisini kuranlar, birlikte yaşlandığı eşine değil de genç kızlara veya erkeklere ilgi duyanlar. Bu örnekleri kolayca çoğaltabiliriz” dedi.
Aldatılan veya aldatıldığını düşünen kadınların sorunugörmemezlikten gelmeyip partneriyle paylaşmasını ve konuşmasını öneren Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe; Aldatıldığını düşünenler, –benimle eskisi gibi ilgilenmiyorsun, ilişkimizde sorunlar var, başka birisi olabileceğini hissediyorum, böyle bir sorun var mı?- şeklinde partneriyle konuşmalıdır. Eğer partner başka birisi olduğunu itiraf ederse; aldatılanda öfke, yas süreci, üzüntü, sıkıntı, uykusuzluk, onur ve gurur yaralanması, tedirginlik, özgüven sarsılması ve depresyon dönemi başlayacaktır. Bu dönem kişiden kişiye değişmekle birlikte bir kaç ay sürebilir. Bu dönemde bir evlilik veya eş terapistine başvurulmasını gerekir. Çünkü kurulu bir düzeni yıkmak zordur ve aldatılan kişinin partneriye biraraya gelerek sadece karşı taraftan değil kendinsinden de kaynaklanabilen sorunları çözmek için adım atması uygun olacaktır. Ayrıca kültürel şartlanmada bunu gerektirir. Unutulmaması gerekir ki aldatılma ve sonrasında yaşanan sorunlar çözülebilen bir durumdur” dedi.
Aldatmanın inanılmaz bir adrenalin yükselmesi yaptığına dikkat çeken ve CıNSEL Tıp Derneği olarak; aldatmayı Türk aile yapısını dejenere ettiği için doğru bulmadıklarını ifade eden Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe; “Aldatma bireyin kendini arayış sürecinde yaşanmazsa olmaz bir uğrak noktası olmamalıdır. Çünkü aldatmada söylenen yalanlar, haz, şiddet ve ihanetin tadı bir yasak meyve gibi aklımıza düşebilir. Bu da sosyal sorunlara yol açar ve aile yapısının bozulmasına yol açar. Son olarak; ama her şeye rağmen aldatma yaşanırsa, eşe saygıdan dolayı gizliliğe ve cinsel yolla bulaşan hastalıklardan korunmaya dikkat edilmesini öneriyoruz” dedi.
Cinsel Tıp Derneği olarak sanal ortamda Cimsel Danışmanlık ve Rehberlik hizmeti verdiklerini, her gün yüzlerce kişinin cinsellik sağlık ile ilgili sorularını gönüllü hekimleriyle yanıtladıklarını, tedavi için yol gösterdiklerini söyleyen Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe; “Telefon, cep telefonu, e-mail ve video konferans yoluyla da halkımız bize ulaşabiliyor ve Cinsel Danışma ve Rehberlik hizmetimize her geçen gün aldatma ve aldatılmaya dair başvuranların sayısı artıyor” dedi.
Yıllardır bir cinsel terapist, bir hekim, aile, evlilik ve ilişki danışmanı olarak insanların sıkıntılı zamanlarında onlara yol göstermeye çalıştığını söyleyen Cinsel Tıp Derneği Başkanı Dr.A.Cem Keçe; “Bana başvuran herkesi endişelerini, korkularını, üzüntülerini paylaşmak adına dinledim ve –yanınızdayım, bana güvenebilirsiniz- mesajını verdim. Benim için önemli olan -siz su an sıkıntıdasınız, ben sıkıntınızı anlıyor, önemsiyor ve üzülmenizi istemiyorum- diyebilmekti. Amatörce karşımdaki insanın sıkıntısını kendi sıkıntım gibi görebildiğim ve sevdiğim insan olarak kabul ettiğim için o insanlara yardım edebildim, onları rahatlatabildim. Çünkü insanlar cinsel terapistlere, evlilik ve aile danışmanlarına sevecen, anlayışlı, duyarlı, yakın, doğru ve olaylara bir bütün olarak bakabilme becerilerine sahip olduklarını düşündükleri için başvururlar. Cinselliğin Dayanılmaz Ağırlığı adlı kitabım ile cinselliğin vazgeçilmez bileşenlerini sizlerle paylaşmayı, sizlere cinsel yaşamlarınızı iyiye doğru dönüştürme gücü vermeyi ve bugün cinsellik hakkında sahip olduğunuz düşünce biçiminde değişim yaratmayı amaçladım. Cinsellik konusunda her şeyi öğrenmek isteyen değerli halkımız ve tıp dünyası için kolay ve anlaşılabilir bir dille yazılmış olan bu kitap; akla gelen ve cinsel beraberliklerde ortaya çıkabilecek -normal miyim?- den aldatılma gibi çok özel sorunlara kadar her türlü soruyu, bilimsel verilerin yardımı ile, akılcı bir yaklaşım ve içtenlikle yanıtlayacaktır. Cinselliğin Dayanılmaz Ağırlığı adlı kitabımda her şeyi bir arada bulabilirsiniz: Bilimsel bilgi, akılcı bir üslup, açıklık, okuyucunun duygularına karşı anlayış vb. Uzun söze gerek yok. Bu kitabı mutlaka okuyun” dedi.












