Sosyolog Pınar Selek için başlatılan yeni kampanya, dava sürecinin kamuoyunun yakın takibinde olduğunu gözler önüne seriyor
Bir kez daha tanığız, sonuna kadar kefiliz
Yaptığı araştırmalar ve feminist çalışmaların yanı sıra antimilitarist duruşuyla da adı Türkiye’nin sınırları dışına ulaşan Sosyolog Pınar Selek hakkındaki beraat kararının ikinci kez bozulmasına karşı tepkiler, bu kez tanıklık yazılarına döküldü. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan itiraz üzerine kararın Yargıtay Genel Kurulu’nda görüşülmesinin beklendiği bu süreçte, bir kez daha büyük bir kamuoyu desteği ve dayanışması oluştu.
On bir yıllık dava sürecinin ve sürece neden olan komplonun her aşamasında Pınar Selekle köşe yazıları, basın toplantıları, kampanyaları, destek telefon, mesaj ve temaslarıyla dayanışma gösterilmişti. 2006’daki basın açıklamasıyla da kamuoyunun yakından tanıdığı 282 kişi, yayımladıkları ortak bir bildiriyle “Pınar Selek’in feminist, antimilitarist, şiddet karşıtı bir araştırmacı olduğuna tanığız” demişlerdi. Aydın, akademisyen ve sanatçıların bu çağrısı sonrası, 2000’e yakın imzacı da kampanyaya eklenmişti.
Pınar Selek’in, akademiden hayata, sözünü eyleme döken ve çok farklı kesimden insana ve alana dokunan duruşuna dikkat çekmek üzere bu kez de tanıklık yazılarıyla bir destek süreci oluştu. Tanıklar, Pınar Selekle ortak çalışmalarından anılarına, onun akademi ve siyaset anlayışından kitaplarına her boyutunu kaleme dökerek gerek sosyolog gerekse Türkiye açısından çarpıcı bir tablo ortaya koyuyor. Tanıkların ortak vurgusu Pınar Selek’in bilimden zerre taviz vermeyen ve ele aldığı konu ve insanları nesne değil özne kılan bilim anlayışı. Pınar’ın tüm yaşamına yayılan şiddet karşıtı duruş ve şiddete karşı istisnasız mücadele ile çok farklı kesimleri sevginin, dayanışmanın gücüyle biraraya getirme özelliği de, dillendirilen önemli noktalar arasında. Siyaseti yaşam pratiği içinden gören ve kuramı uygulamayla bütünleştiren anlayışıyla sosyoloji, aktivist ve feminist hareketler içinde de kişiliğiyle ilham veren Pınar Selek, bir kez daha birleştirdiği farklı kesimlerin desteğiyle kuşatıldı.
Sayıları her geçen gün artan aydın, sanatçı, akademisyen, hukukçu, gazeteci, feminist, ev kadını, öğrenci, esnaf, sokak çocuğu, eşcinsel, her kesimden insan Pınar Selek’e tanık ve kefil olduklarını ilan ediyor.
TANIKLIKLARDAN KISA KISA
Pınar’ı ilk tanıdığımda bir kadın projesi üstünde çalışıyordu. Konuşmak için gittiğimde enerjisi çok yüksek bir kadın hatırlıyorum. O sırada korkunç bir davanın içinde olduğu halde, müthiş pozitif ve güler yüzlüydü.
Hani ilk karşılaşmada kanınızın kaynadığı, sizi hemen içine alan insanlar vardır onları sevmemek mümkün olmaz. Bence Pınar da onlardan birisi. Başına gelen akıl dışı suçlamaların yer aldığı davası sürerken bile güler yüzünü hiç eksik etmedi. Bazı insanların ışık aldığına inanırım hayatımda, sanki bir projeksiyonla dolaşırlar. Bu bence iç enerjisi ve hayatı hissetmekle ilgilidir. Pınar’a her baktığımda bu yaşam enerjisini görebiliyorum.
Derya Alabora
Pınar Selek’i kişisel olarak akademik bir vesileyle tanıdım -Yüksek Lisans tezinin jürisindeydim. Entelektüel canlılığı, kamusal sorumluluk duygusu ve kişiliğinin içtenliğinden hemen etkilendim. Daha sonra, hayatımı zenginleştiren arkadaşlarımdan biri oldu. Arkadaşıma dokunmayın! “
Fatmagül Berktay
Sanık sandalyesine oturttuğunuz bu genç kadının; dünyanın bütün mağdurlarını, bütün ezilenleri, kenara itilmişleri, acı çekenleri içine sığdırabildiği yüreğinin büyüklüğüne, aydınlığına, sevgi üretme gücüne, bir an bile düşünmeden tanıklık ederim ey ahali ve siz, sayın yargıçlar.
Bir terazisi varsa eğer vicdanın, onun terazisinin hassas olduğuna; o terazide hileye hurdaya, çifte ölçüte yer olmadığına ve Pınar’ın vicdanının sesinden başka ses dinlemediğine de tanıklık ederim…
ınsanı değil yok etmek, incitecek, aşağılayacak hiçbir şey yapamayacağına; insanlar acı çekmesin, ezilmesin, incinmesin, ayrımcılığa uğratılmasın diye kendini kanarcasına acıtmayı, incinmeyi göze alabildiğine tanıklık ederim…
“Sanığınızın” bilgisine, sözünün kaleminin süssüz, iddiasız sapsade gücüne tanıklık ederim sayın yargıçlar. Yazdığı yazılardaki, yaptığı araştırmalardaki duru mantığına, kafasının açıklığına, aydınlığına, verilerinin sağlamlığına tanıklık ederim…
Pınar’ı mahkum etmek, bu dünyada, bu toplamda masumiyeti, vicdanı, yüreği mahkum etmektir sayın yargıçlar. Pınar’ın suçluluğuna inanmak kendinizi mahkum etmektir ey ahali…Kendinizi, kendimizi temize çıkarmak için hâlâ zaman var, geç kalmayalım.
Oya Baydar
Bir yolcu, bir yoldaş, bir kız kardeş yakınlığında başlayan ilk merhabadan bugüne geçen yıllar içinde hep koşturan Pınar’ımız o bizim. Sokakta, kitaplarda, konferans salonlarında kısaca yaşamın sızdığı her yerde; barış için adalet için, kadın hakları için mücadele eden gerçek bir barış aktivisti, antimilitarist, feminist bir kadın.Ve iyi bir dost.
Ah benim güzel kardeşim, şu kısacık kocaman ömrüne sığdırdıkların “Yavaş Pınar” diyen ablalık hallerimizi hiç dinlemez biliyorum. Dinlemeyecek. Dinlemesin zaten. Çünkü sen Pınar’sın ve dünyanın da barışa adalete özgürlüğe ihtiyacı var. Düşünen, tartışan, mücadele eden insanlara ve her şeyden önemlisi biz dostlarının (bencilce benim) senin gülümsemendeki umuda ihtiyacımız var.
Jülide Kural
Pınar, son zamanlarda tanıştığım, tanıdığım, insanlığına, samimiyetine, sıcaklığına, dostluğuna, ayrıca, aklına, bilgisine çok hayranlık duyduğum genç kadınlardan biri olarak üzerimde derin bir iz bıraktı.
Benim yaşımdaki – altmış beş yaşındayım- insanlar, yeni tanıdıkları insanları belli bir hayat tecrübesinin süzgecinden geçirerek değerlendirirler, pırıltının ışığından hemen gözleri kamaşmaz. Birine inandıkları, güvendikleri zaman bunun mutlaka sağlam bir temeli vardır. Ve duydukları bu güven genellikle kalıcıdır; sarsılmaz. O insanlar hakkında vardıkları hükümlerde genellikle yanılmazlar.
Bu satırları yaşımın bana verdiği bu güvenle yazıyorum.
Beraatinin tekrar bozulması üzerine yapılan itirazın Yargıtay Genel Kurulu’nda görüşüleceği bugünlerde “beraati” (bundan önceki safahatlarda da ortaya çıktığı üzere) bir kez daha hakettiğine ve nihayet bu hak kendisine tanınırsa, topluma, insanlara, kadınlara verecek çok şeyi olduğuna inanıyorum.
Mahkeme huzurunda ve kamuoyu nezdinde Pınar Selek’e tanık olduğumu bildiririm.
şirin Tekeli
Pınar için yazmak bu kadar mı zor? Evet bu kadar zor. Çünkü; Söylemek istedigim her şey, yazıya dönüştüğünde yetersiz, çirkin oluyor, sanki benim sevgi dolu, hayranlık dolu sözcüklerim Pınar’ı kirletiyormuş gibi geliyor bana…
Ne yazmalıyım?.. O, kardeşine masallar anlatan güzeller güzeli peri kizi… O, bu berbat dünyanın, güzel bir dünya olabileceğine inanan, bunun için, tertemiz yüreğini saldırgan sırtlanlardan korkmadan ortaya koyabilen çocuk… Pınar’ın varlığı beni mucizelerin olabileceğine inandırıyor.












