Bizden ileride dediğimiz Avrupa ülkeleri böyle bir organizasyon için pist projesini ve pisti sanki bir hava alanı pistiymiş gibi seneler öncesinden yapmaya başlıyor daha sonra organizasyonu düzenliyor. Bizim ise daha haziran ayına kadar bir pistimiz yoktu ama organizasyonumuz hazırdı.
Pistimiz geldi arkasından, yalnız bir ismi olmalıydı bu pistin. Bir isim bulundu SPEED PARK yok yok ıSTANBUL PARK olsun daha güzel uydu. Ağustosun başı geldi çattı sonunda, pist üzerinde çeşitli teknik denemeler yapıldıktan sonra sıra bilet satışlarının tamamlanmasına geldi.
18 Ağustos 05’te dünyanın en iyi 20 pilotu Türkiye de ve pisti görmek üzere üç tekerli bir motosikletle pisti inceliyorlar. Kimisi incelemesini bitiriyor ve başlıyor ıstanbul’da ki tarih yolculuğuna, çoğu turistin yarıştan önce yaptığı gibi… Güneş batıyor doğuyor ve tarih 19 Ağustos’u gösteriyor ki tam o sırada daha önce ıstanbul’da iki kez duyulmuş olan o kulakları sağır edici motor sesi, bu kez ıstanbul’u 20 kez inletmeye başlıyor.
Bu 20 motorun içinde bulunduğu 20 F1 aracının ayarları için ıstanbul Park’ta turlar atmaya başlıyorlar. Birkaç F1 pilotu daha yarış başlamadan 8nci virajımızda sıkıntılar çekmeye başlıyorlar. Ertesi gün sabah organizasyon programı başlıyor, önce gp2 yarışının ilk etabı daha sonra F1 sıralama turları her iki yarışta da 8. ve 12. virajlar pilotlar için kabus oluyor. F1 sıralama turlarında 2 araç 8. virajda ve 7 kez f1 şampiyonu pilot ise 12. virajda spin atıyorlar. 3 pilot ise 8.virajda araçlarının hakimiyetlerini kaybetmelerine rağmen piste dönmeyi başardılar.
Bir de 8. viraj bitişinde BMW pilotu Webber pistte yavaş giden Sato’ya takılarak önemli bir zaman kaybediyor. Aslında favoriler belliydi. En son çıkmasının avantajı da eklenince Mclaren pilotu kimi pol pozisyonunun sahibi oldu yalnız asıl gösteri 21 Ağustos 05 sabahı başlıyordu.
Sabah polo ladies cup ve ardından gp2 yarışının 2. etabı yapıldıktan sonra sıra şova geldi. Önce Türk foklorünün usta ekibi Anadolu ateşi ardından ise F1 araçlarının start hazırlıkları.
Bir tek F1 aracı yanınızdan geçerken 150 db üzerinde bir ses çıkartıyor ki konserlerde duyduğunuz o sizi dans etmeye teşvik edici ses bile 150 db değil. Ben sadece tek bir F1 aracından bahsettim 20 tanesinin o start anında çıkardığı sesin yüksekliği ise yaklaşık 400 db. Sanıyorum ıstanbul inlemiş.
Ama şu bir gerçektir ki muhteşem F1 araçlarının sesi, ıstiklal Marşımızı söyleyen Sertap Erener’in sesi ile göklerimizin gururu Türk Yıldızları’nın sesi ve gösterisi ile birleştiğinde bence çok sönük kalır, çünkü bu sesle sadece ıstanbul değil ıstanbulu seyreden tam 203 ülke ve 2.5 milyar insan inledi… bu muhteşem Türk geçitinden sonra artık F1 Türkiye Grandprix’i başlamaya hazırdı. Önce 20 motor teker teker çalıştırıldı ve ardından araçların lastikleri ve motorlarını ısıtmak için pistte bir tur formasyon turu atıldı.
20 pilot start anında yerlerini aldıktan sonra teker teker, start düzlüğündeki 5 kırmızı ışık birer birer yandı, söndüğü anda ise yarış başlamıştı. ılk virajda pol pozisyonu sahibi kimi Raikonen iki Renault pilotu arasında kaldı ve Fisicella liderliğe oturdu, Alonso ise 3., yalnız bu pek uzun sürmeyecekti. Tam gaz geçilen 11. virajda Fisicella sol iki lastiğini toprağa çıkardı ve hız kaybetti aynı zamanda da liderliğini.
Bu andan sonra Kimi arayı yavaş yavaş açtı. Bu sırada ise Micheal son sırada başladığı yarışta 10. sıraya kadar çıkmıştı. yalnız Meşhur 12. virajda Webberin teması ile spin attı ve sol ön lastiğinde süspansiyon kollarından biri hasar aldı. Pite girip çıkmasına rağmen Türkiye ona uğursuz gelmiş yarışı noktalamak zorunda kalmıştı. Ama yarışın en heyecanlı anı bu değildi tabi ki de. Yarışın son üç turuydu Mclarenler duble yapmaya doğru gidiyordu ki Montoya önce 12. viraj da tur bindirdiği aracın hafif temasıyla spin attı ve Alonso ile arasında 10 sn farkın kapanmasına sebep oldu daha sonra ise 8. virajda sağ ön lastiğinin fazla aşınmasından dolayı virajı alamayıp yerini Alonso’ya kaptırdı.
Yarışın sonunda ise organizasyonlarda tecrübe kazanmış olan biz Türkler bu organizasyonda da dünyaya Türkiye yi tanıtmayı başardık…









