Öğretmenlerin yeni eğitim-öğretim yılında alacakları 425 YTL’lik hazırlık ödeneği konusunda görüşlerini açıklayan Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Başkanı Gürkan Avcı, “Öncelikle bu para çok az” dedi. Avcı, konuya ilişkin açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Öğretmenlerimizin durumunu bilerek yılda bir kez hazırlık ödeneği adı altında verilen para, hiçbir sorunun çözümüne yardımcı olamaz. Biz, yıllardır söylediğimizi yineliyoruz, bu ülkenin geleceği olan çocuklarımızı yetiştiren öğretmenlerimizin ekonomik sorunları, kalıcı çözüme ulaştırılmalı. Ortalama 900 YTL maaş reva görülen Öğretmenlerimiz, yaptıkları işin karşılığını alabilmeliler. Yani, öğretmenlerimizin hakkını verin.”dedi.
Yüzde 5 zamlanarak 425 YTL’den 450 YTL’ye çıkartılan hazırlık ödeneğinin ödenmesi konusunda adaletsiz davranıldığını belirten Avcı, “Okullarımızda kimsenin üvey evlat muamelesi görmesini istemiyoruz. Eğitim hizmetlerinin halka sunumunda büyük katkı ve emekleri geçen hizmetli, şoför, bekçi, hademe, teknisyen, memur v.b. kadrolarındaki eğitim çalışanları kendilerini “üvey evlat” olarak görmektedir. Hizmetliler, şefler gibi memur arkadaşlarımız da eğitim kurumlarında hizmet veriyorlar. Zaten yılda bir ve devede kulak gibi ödenen bu paradan, okullarda görevli bütün personelin yararlanması gerekir çünkü, eğitim bir bütündür, çalışanlarının bir kısmını bir kenarda tutarak ayrı tutamazsınız” dedi.
Avcı, Toplu Görüşmelerin bir an önce sonuca ulaşmasını beklediklerini söyleyerek, “Kamu çalışanlarının yüzde 43’ünü oluşturan eğitim çalışanlarının daha iyi çalışma koşullarına kavuşmasının, Toplu Görüşmelerde elde edilecek olan haklarla gerçekleşeceğine değinerek, “Öğretmenlerimizi, diğer kamu çalışanlarımızdan ayırmıyoruz. Ama bilinen bir gerçek var ki, kamuda en az ücret eğitim çalışanlarına verilmektedir. Bugün ortalama öğretmen maaşı 900 YTL’dir. Çocuklarımızın ve ülkemizin geleceğini emanet ettiğimiz öğretmenlerimize çok düşük bir ücret reva görülüyor. Dünyanın diğer ülkelerindeki meslektaşlarımızla kıyasladığımızda, öğretmenlerimizin eline geçen maaşın çok komik rakamlarla yazıldığını görüyoruz. Bu duruma bir son verilmelidir. Eğitimcilerin ikinci iş yapmalarının yasak olması, sadece maaşları ile geçinmek zorunda kalmaları eğitimcilerin açlık ve yoksulluk sınırlarında yaşam mücadelesi vermelerinin sonucudur. Bu yüzden hükümet, kamudaki işçilere verdiği maaşı ve en düşük işçi maaşına yaptığı yüzde 35 oranındaki zammı, öğretmenlerine de vermelidir. Kamu işçilerinin ortalama maaşı, öğretmen maaşının ortalanmasının 2 – 3 katına tekabül ediyor. Eğitim döneminin başında yalnızca öğretmenlere verilen hazırlık ödeneğinin yılda 2 kez olmak üzere tüm eğitim çalışanlarına 500+500 YTL olarak verilmesini istiyoruz.
Avcı sözlerini şöyle sürdürdü; Sendikaların temel görevi üyelerinin ekonomik ve sosyal refahını yükseltmek, çalışma koşullarını iyileştirmek ve mesleki sorunlarına çözüm bulmaktır. Bu amaçlarını gerçekleştirmek için gerektiğinde iktidarlara karşı bitmek tükenmek bilmeyen bir azim ve heyecanla demokratik bir mücadeleyi yaşama geçirmektir. Sendikalar temel görevini yerine getirdikten sonrada toplumun temel değerleriyle çatışmadan toplumsal ve ulusal çıkarlara aykırı gördükleri hususlarda kamuoyunu aydınlatmak ve iktidarları uyarmak gibi bir misyonları vardır. Fakat, tüm eğitim çalışanları adına iki yıldır Toplu Görüşme Masasına oturan Türk Eğitim-Sen, daha önce 4 yıl boyunca Toplu Görüşme Masasına oturan Eğitim-sen gibi öğretmenden aldığı aidatı ve yetkiyi öğretmenin sosyal ve ekonomik refahını yükseltmek adına eylem ve etkinliklerde harcayacağı yerde siyasi ve ideolojik yandaşlarıyla birlikte eğitimle ve öğretmenle ilgili olmayan, sendikaların görev alanına girmeyen her konu için kullanmıştır. Eğitim işkolunda en çok üyesi bulunan, Türk Eğitim-Sen ve Eğitim-sen Öğretmenlerin hangi sorunuyla ilgilenmiş ve çözebilmiştir. Hangi derdine derman olabilmiştir. 6 yıldır Toplu görüşme masasından hükümet lehine ‘17’ye ‘0’ kalkmış, bir şeref golü dahi atamamıştır. Eğitim sistemimizin ve eğitim çalışanlarımızın hangi sorununu çözmüştür. Tam tersine eğitim çalışanlarının sendikal mücadeleye olan inancını kaybetmelerine neden olmuş ve izlediği aşırı sağ ve sol politikalarla eğitim çalışanlarının ideolojik kamplaşmalarına zemin hazırlamıştır.