Bağımsız Eğitimciler Sendikası Genel Teşkilat Sekreteri Lokman Erdoğan, çeşitli incelemeler yapmak ve örgütlenme çalışmalarını koordine etmek için gittiği Artvin’de, okullardaki şiddet olaylarının yanlış eğitim politikalarından kaynaklandığını söyledi.
Erdoğan, “Eğitim kalitesi bölgelere ve illere göre büyük farklılıklar gösteriyor. Halen yurt genelinde 2 veya daha fazla sınıfın bir derslikte eğitim gördüğü 16 bin 379 okul var” dedi.
Birleştirilmiş sınıflarda, 307 bin 693’ü erkek, 279 bini 686’sı kız olmak üzere toplam 587 bin 379 öğrenci öğrenim görüyor. Bu öğrencilerin 238 bin 343’i tek derslikte 2 sınıf olarak eğitim görürken, 178 bin 6 öğrenci 3 sınıf tek derslikte, 18 bin 194 öğrenci 4 sınıf tek derslikte, 152 bin 836 öğrenci de 5 sınıf tek derslikte eğitim alıyor. şanlıurfa, birleştirilmiş sınıflarda eğitim açısından 954 okul ile ilk sırada. Yalova ise 7 okul ile son sırada yer alıyor, diyen Erdoğan şunları kaydetti.
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, okullarda, üniversitelerde zengin gıdalarla beslenmiş gürbüz ve güzel öğrenciler görmek istiyor. Işıltılı, pahalı önlükler ve giysilerle gülen öğrenciler… Tertemiz, pırıl pırıl şeyler görmek istiyor bakan. Neşeli şeyler duymak istiyor. Okullardan yoksulluk, açlık ve şiddet haberleri gelsin istemiyor. Hep iyi şeylerden söz edilsin, öyle iç parçalayıcı manzaralar anlatılsın istemiyor.
Doğrusu ben de öyle istiyorum. Muhtemelen herkes öyle istiyordur. Bende yoksulluğun fotoğraflarının ve hikâyelerinin yer aldığı okullarımızdan, şiddetin kol gezdiği üniversitelerimizden dertlenmek ve sorumluları eleştirmek istemiyorum. Kitabını, defterini, kalemini hatta yiyeceğini ve ailesinin bile gıda ihtiyacını devletin göstermelik de olsa karşıladığı bu çocuklarımızın “ülkenin asalakları” olduğunu düşünenler var aramızda.
Yoksulların, dar ve sabit gelirlilerin, özetle en altta kalanların oylarıyla iş başına gelen fakat ne yazıktır ki iktidarın nimetlerini sermayeyle paylaşan AKP zihniyeti bu fakir kesimlerin toptan şehirlerin dışına, görmeyeceği yerlere sürülmesinden taraf sanki. Ve hatta belki bu yoksulların, izledikleri neo-liberal politikaların bir sonucu değil, sorunun kaynağı olduğunu düşünecek kadar acımasız. Batıcı muhafazakar AKP zihniyetine göre göz zevklerini, gönül huzurlarını bozan bu kesimlere belki de çoğu bile müstehaktı.
Niye köylerinde kalmadılar, niye bu kadar çok çocuk yapıyorlar, niye bu kadar pis görünüyor yaşadıkları mahalleler, okullar, niye evlerini bile boyamıyorlar? ış isteyen, ekmek isteyen gençlere fırça çeken başbakan belki sinirleniyor, belki bizde sevimsiz geliyoruz kendisine ama böyle şeyleri birçok insan düşünüyor bu ülkede.
Bu ülkede insanlar başka şeylerde düşünüyor. Gençliğinde limon satmakla, su satmakla öğünen, yokluk içinde kenar mahallelerde gençliğinin geçtiğini her fırsatta dile getiren AKP kadroları ne oldu, nasıl oldu da sırça köşklere, fildişi kulelere bu denli çabuk uyum sağladı. Sağlamasına sağladı da nasılda geldiği yere, arasından çıktığı insanlara bu denli aşağılayıcı, azarlayıcı bakabildi.
Diğer düzen partileri de zaten yoksulluğu ve yoksulları yok sayıyor. ışin bir diğer kötü tarafı zengin olanlar ve onların uzantı örgütleri, bu ülkenin azınlığı olmasına rağmen, çoğunluk gibi görünüyor. Basında öyle görüyor çünkü yoksullar tüketemedikleri için reklamların ve tüketimin hedef kitlesi değil. Basın reklam gelirleriyle ayakta duruyor.
AKP zihniyeti, düşünce olarak yoksulların yoksulluğu hak ettiğini düşünen yoksul bir halk yaratmaya çalışıyor ülkemizde. Halkımız cahil bırakılmış olmasaydı, insanların zaten eşit olamayacağını adalet buyruğundan bihaber düşünen zihniyete bu denli kredi tanır mıydı? Halkımız cahil olmasaydı, sadakacı sözde islami organizasyonları ve siyasetçileri töleransa boğar mıydı?
Yeni yetme zenginlerden oluşan AKP zihniyetine söylüyorum. Yoksulluk, artık hiç yoksul olmasanız bile sizin de hayatınızı belirleyecek pek yakında. Bu yüzden işte orada ne olup bittiğini anlamak için çok geç kalmadan bakmalı varoşların içine, kapkaç yapan küçük çocuklarımızın gönlünün dibine ama yoksulluğu siyasi ranta ve ruhlarınızı temizleme operasyonuna çevirmeden.