Ak Parti Kadın Kolları’ndan bir grup üye açıklama yaptı. Partide önlerinin kapatıldığını iddia eden üyeler, sıkıntılarını şöyle dile getiriyorlar;
AK PARTı Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın tüm çağrı ve çabalarına rağmen Kadın Kolları’nda sıkıntılı günler yaşanıyor. Özellikle gelecek yıl yapılacak milletvekili genel seçimleri öncesinde Kadın Kolları teşkilatında müthiş bir cadı kazanı kaynayacak.
Nedir Kadın Kollarındaki sıkıntı? Genel Başkan Selma Kavaf ve etrafına topladığı iş takipçilerinin, vurgun peşinde, hortum peşinde, ihtiyaç sahiplerine dağıtılması gereken yardımları kendi yakınlarına dağıtmaları, teşkilatı sadece 3-5 kişiyle yönetmek istemeleri…
AK PARTı Kurucu Üyesi ve MKYK Üyesi Sema Ramazanoğlu, Kadın Kolları Genel Başkanı Selma Kavaf ile Genel Sekreter Hamiyet Yıldızbaş’ın referansı olmadan Kadın Kolları üyesi hiçbir kadın, ne yazık ki herhangi bir göreve getirilmiyor, kendini göstermesine izin verilmiyor. Etraflarına topladıkları 3-5 kişiyle bu ekip, bırakın normal üyeleri, 50 kişilik asil MKYK ve 25 kişilik yedek listede yer alan üyeleri dahi bilgilendirmeye gerek görmüyor. Haliyle AK PARTı’nin çağdaş yüzü olarak tanıtılan, 2002 milletvekili genel seçimlerinde kışın o soğuk günlerinde yağmur, çamur demeden gece-gündüz, sokak sokak, kapı kapı dolaşan bu insanlar, şimdi bir köşeye itilmiş, üvey evlat muamelesi görüyorlar.
Kendilerinden başka kimsenin teşkilata gelmesini dahi engelleyen ve 2007 genel seçimleri için milletvekili olma hesabı yapan bu ekip, maalesef birçok MKYK üyesi de dahil Kadın Kolları’nın çok sayıda üyesini küstürmüştür. Sayın Başbakanımızın duruma müdahale etmemesi halinde Kadın Kolları’nda ciddi kopmalar ve gruplar halinde ayrılmalar yaşanacaktır. Kadın Kolları’nda kaynayan cadı kazanı bir gün, nihayetinde taşacak ve pislikler ortaya dökülecektir.
Gerek Başbakanımız, gerekse milletvekili adaylarımız 2002 seçimleri sırasında bizi el üstünde tutmuşlardı. Ama sonra ne oldu??
Seçimlerde adaylarımızla köy köy, mahalle mahalle gezdik. Sandıklar açılıp da seçim sonuçları belli oldu, adaylarımız seçimi kazanıp Meclis’e girdi. Ya sonrası?? Ne kadar eş, dost akraba varsa onlara iş yaptılar. Parti üyesi olup gerçekten yardıma muhtaç kadınların sorunlarını dahi çözmediler. Tabii bu arkadaşlarımızın sorunlarının çözülmemesinde Kadın Kolları yönetiminin rolü büyüktü. Çünkü, AK PARTı MKYK üyesi olan kardeşinden güç alan Kadın Kolları Genel Başkanı ve onun etrafına topladığı yiyici ekip, bu muhtaç arkadaşlarımızın sorunlarını çözmek için çalışacağına, bu arkadaşlarımızı partiden ve Kadın Kolları’ndan uzaklaştırdı.
Milletvekillerimiz artık bizi tanımıyor, selamımızı almayı bile çok görüyorlar. Kendilerine “sizlerin milletvekili olmanız için biz çalıştık, eşleriniz bile bir kere olsun seçim meydanlarında yanınızda yer almadı. Bu seçimde hangi yüzle bize geleceksiniz, nasıl yardımımızı isteyeceksiniz?” diye sorduğumuzda aldığımız cevaplar ise şok ediciydi;
“Ne olacak! Siz olmazsanız başkaları çalışır!”
Bu insanlar bizim çabalarımızla kendilerine yeni birer kimlik kazandılar ve bu kimliklerini de ne yazık ki, artı basında da iyice seslendirildiği gibi, sadece kendileri ve yakın çevreleri için kullanıyorlar. Böylece seçim döneminde evimizden, eşimizden, çocuklarımızdan ayrı kalarak seçim çalışmalarında var gücümüzle çalışan bizlerin birer kimliksiz birey olduğumuz yüzümüze haykırıldı.
Yavuz Sultan Selim, padişahlığı zamanında Cuma namazı çıkışlarında geçeceği yollara tellal yerleştirirdi. O tellallar ki, o hiddetli, cihan sultanı geçerken; “mağrur olma padişahım, senden büyük Allah var!” diye bağırırlardı. Aynı padişah, ölüm döşeğinde bir ara vücudunu ateş bastığı zaman, yanı başında Kur’an okuyan –yanış hatırlamıyorsam eğer- en yakın arkadaşına;
-Hasan Can. Bu ne haldir? Diye sorar.
-Hakk ile birlik olma zamanıdır, cevabı vermesi üzerine:
-Bre
Biz AK PARTı’nin küstürülen kadınları vekillerimizden ve başbakanımızdan, diğer parti yöneticilerimizden böyle bir tavır beklemiyoruz. Ama hiç olmazsa unutulmamak, hatırlanmak, bir şeyler yapabilmek istiyoruz.
Ama önümüzdeki Sema Ramazanoğlu, Selma Kavaf, Hamiyet Yıldızbaş ekibinin kurduğu duvarı aşabilirsek.
Başbakanımızın yoğun bir programı var ve her şeye yetişemez elbette. Ama Sayın Hayati Yazıcı; siz Teşkilatlanmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısısınız. Kadın Kolları’nı ne kadar tanıyorsunuz? Kadın Kolları Genel Başkanı Selma Kavaf! Siz başta asil ve yedek MKYK üyeleri olmak üzere başkanı olduğunuz kadın kollarının ne kadar üyesini tanıyorsunuz?
şimdi mübarek Ramazan ayı içindeyiz ve sözde yardım paketleri dağıtılıyor. “Sözde dağıtılıyor” diyorum. Çünkü dağıtılacak yardım paketi ve dağıtacak kadınlar yok. Başbakanımızın talimatı var; milletvekili eşleri de dağıtımlara katılacak. Ama hiçbir milletvekilimizin eşi gelmiyor. Artık nedense, ramazan yardımı dağıtımlarını da sadece kendi belirlediğiniz 3-5 kişilik ekibiniz yapıyor.
Kadın Kolları’nda küskün üyeleri bu organizasyona çekmeyi neden hiç düşünmediniz? “
Ama herkese haber verdik, kimse gelmedi!” dediğinizi duyar gibiyim.
Bu da yine başta başbakanımız olmak üzere partimiz yöneticilerini kandırmaya yönelik bir açıklama olacaktır. Çünkü, özellikle Ramazan ayı içinde programlanan bu yardım dağıtım kampanyasına, 3-5 kişilik ekibiniz dışında kimseyi çağırmadınız. Herhalde geçmişte hakiki ihtiyaç sahiplerine dağıtılmak üzere teşkilata getirilen yardımların kendi aranızda paylaşılması gibi, bu yardım paketlerinin nasıl dağıtıldığını da kimsenin görmesini istemediğinizden olsa gerek.
Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan DYP, MHP, BBP ve hatta CHP’nin dahi oylarına göz dikmiş durumda. Ama önce kendi içine, sadece Kadın Kolları’na değil, genel anlamda teşkilata da şöyle bir bakmalı.
Artık bizler de uyandık. 2002 seçimlerinin ardından bize partimizin ve Kadın Kolları’nın kapılarını kapatan, bu süre içinde bizleri yok sayan ve hiçbir etkinliğe çağırmayan Kadın Kolları Başkanı ile milletvekillerimiz ve parti yöneticilerimiz, artık bizi
kullanamayacaklarını bilmeli. Artık tatlı yalanlara kanmıyoruz ve kanmayacağız. Çeşitli süslü sözlere, vaatlere kanarak seçim çalışmalarına katılmak isteyen hemcinslerimizi uyarıyoruz!!
Aman ha. Dikkatli olun….
Seçim yaklaşıyor, sandık göründü. Kadın Kolları’nın 3-5 kişilik yiyici ekibi seçim çalışmalarını da, yardım programları gibi yürütür artık. Bakalım ellerinde telefon, 24 saat iş takibi yapmaya benzeyecek mi yeni çalışmaları. Hoş, o kadar da dert edeceklerini sanmıyoruz ya!! Nasılsa ………………………………… Sırada milletvekillikleri var. Tabii ki sadece kendileri için…
Başbakanımız Sayın Recep Tayip Erdoğan “bir taraftan kadınların ayak altında dolaşmasını istemiyor”, bir taraftan da “kadınların siyasette önlerinin açılması” talimatını veriyor. Bunların ilki Selma Kavaf ve ekibinin Kadın Kolları’ndaki açıklaması. ıkincisi ise Sayın Başbakanımızın medyada da yer alan açıklamaları.
Selma Kavaf, siyasette kadının önünün açılmasını isteyen başbakanımıza, “kadınların önlerinin açılamamasında, sosyolojik ve ekonomik özgürlüklerinin olmamasından” dem vuruyor.
şimdi bunların hangisine inanalım. Başbakanımızın medyada da yer alan açıklamalarının yanlış olamayacağını düşünürsek, Kadın Kolları Başkanı Selma Kavaf’ın yalan söylediğini kabul etmemiz gerekir.
“Kadınların sosyolojik ve ekonomik özgürlüğü yok” diyen Selma Kavaf, öncelikle sayın başbakanımızı yanlış bilgilendiriyor. Kadın Kolları’na üye o kadar kadın var ki, “sosyolojik ve ekonomik özgürlüğünü kazanmış olan”. Ama Selma Kavaf, başkanlık makamından yararlanarak “ekonomik ve sosyolojik özgürlüğünü kazanma” çabası ile o kadar meşgul ki, bu kadınları göremiyor.
Bizim çalışmalarımızın sonucunda milletvekili eşi sıfatı kazanan hemcinslerimiz de bizden rahatsızmış. Eşlerinin, seçimlerde kapı kapı dolaşan bizlerle görüşmelerini istemiyorlar. Bu sayın hanımefendiler, biz eşleriyle gece yarılarına kadar gruplar halinde seçim çalışmalarında gezerken evlerinde oturuyorlardı. şimdi mi aklınız başınıza geldi. Hem eşleriniz bizim gibileri seçmez, Meclis’ten bulurlar, kendilerine uygun olanları. Eğer o kadar kıskanıyorlarsa eşlerini; milletvekili olmalarına izin vermesinler, dizlerinin dibinden ayırmasınlar.
Bu nasıl çirkin bir düşüncedir. Bizleri böyle aşağılama hakkını kim vermiş onlara?
Sayın Emine Erdoğan Hanımefendiye de seslenmek istiyoruz… Dört sene öncesine kadar bir geri gidin ve kısa da olsa bir düşünün!!!
Dedeman Oteli’ndeki iktidar yürüyüşünüzde yanınızda kimler vardı?… şimdi kimler var?…
Size gönül veren insanları bir kalemde sildiniz ve Milli Görüşçü eski arkadaşlarınızı çevrenize etrafınıza topladınız. Onlar da kalın ve yüksek bir duvar ördü sizinle bizim aramızda. Ama bu duvarın örülmesini engellemek için kılınızı dahi kıpırdatmadınız. O dönemlerde her an yanınızda olanlar hepsi birer birer uzaklaştı yanınızdan. Çünkü siz, aslını inkar edenleri, “evet efendim”cileri yanınızda görmeyi arzu ettiniz.
Sayın Başbakan milletvekillerine iftar veriyor. Halkın nabzını onlar değil, biz tutuyoruz. Ama bu bizin içinde Kadı Kolları’nın başındaki 3-5 kişilik, 24 saat telefonla iş takibi yapıp “sosyolojik ve ekonomik özgürlüğünü kazanma” mücadelesi veren Selma Kavaf ve ekibi yok.
Sayın başbakanımız veya parti yöneticilerimiz acaba bizlerle bir araya gelmeyi, bizlerle görüşmeyi istemezler mi? Bizler kim miyiz? Kadın Kolları’nın küstürülen üyeleri… ıçimizde çok sayıda Kadın Kolları MKYK’nın asil ve yedek üyeleri de var, haberiniz olsun…
Sayın Başbakan ABD gezisi öncesinde AK PARTı’nin oylarında düşme görüldüğünü söyledi. Yüzde 26’ya gerilemiş… Bu gerileme, böyle giderse yüzde 20’lerin de altına düşer.
Bizden söylemesi……..
Bir Grup Ak Parti Kadın Kolları Üyesi












