Birkaç gün önce, öğle üzeri, bir dostla, onun verdiği bir adreste buluşmak üzere Ankara-Kızılay’da bir mekâna gittim.
Kapısında Aile Salonu yazan bir yer. ıçeri girince birden şaşırdım. Oyun masalarında oyun oynanan bir yer burası. Kızılay’ın ortasında bir mekân. Yıllardır önünden geçtiğim, geçerken girişindeki ‘Aile Salonu’ yazısını gördüğüm ama ilk kez içeri girdiğim bir salon. Resmen kahvehane yani. Ben şaşkın gözlerle hem etrafa bakıp hem aradığım kişiyi bulmaya çalışırken, etraftakilerin dikkatini çekmiş olmalıyım ki bana bakmaya başladılar. Beni kapıdan girince gören dostum, ayağa kalkarak bana doğru gelince fark ettim kendisini. Ve oturduk, başladık sohbete.
Salonun görüntüsü ilgimi çektiği için, öncelikle etrafı gözlemliyorum. Sayısız oyun masası var ve hepsi dolu. Okey ve kâğıt oyunları oynanıyor. Kumar anlamında olmasa da eğlence niteliğindedir. Oyuncuların hemen hepsi genç veya orta yaşlı, kravatlı erkekler. Hemen arkamızdaki masada birkaç bayan var, onun dışında tüm salon erkeklerle dolu. Etraf duman altı olmuş vaziyette. Belli ki bu civardaki devlet dairelerinden öğle arası çıkıp, bir saatlik yemek molalarını burada oyun oynayarak geçiren insanlar bunlar.
Nihayetinde saat 13.30 olunca masalar boşalmaya, insanlar yavaş yavaş çekilmeye başladılar. Belli ki mesaiye gidiyorlar. Kim bilir, belki de mesai çıkışında da buraya gelip bir oyun döndürdükten sonra evlerine gidiyorlardır. Evde hanım da çalışan bir kişiyse eğer, işten gelip markete, sonra da mutfağa giriyor elbette. Evin beyi yemek vakti gelip ne yiyeceğini soruyordur sadece. Hanım çalışmayan birisi, ev hanımı ise gene değişen bir şey yoktur. Oyun masasında avare vakit geçiren evin beyi gene yemek vakti gelip yemek soruyordur.
Toplumun en önemli açmazlarından birisidir bu manzara. Vakit geçirmek adına aranan eğlence araçları sonradan birer tutku olur ve esir alır insanları. Bunu yapan kadınlar da var ama toplumda ağırlıklı olarak erkekler, bir oyun döndürelim tutkusuna çoğu zaman evlerini, ailelerini, çocuklarını ihmal ederler.
O masalarda, babalar oyun oynayarak vakit geçirirken, çocukların gözü kapıda baba beklemeleri de ayrı bir dram aslında. Bu masalara ayrılan bu zamanlar, boşa harcanan bu zamanlar, çocuklara ayrılsa daha iyi olmaz mı?
Oyun masalarına müptela olan babaların, o masalarda öldürdükleri zamanlarını çocuklarına ayırmaları, topluma daha sağlıklı evlatlar yetiştirmeleri demektir.
O gün orada gördüğüm manzara, toplumda, bilmediğim, yabancısı olduğum bir tablo değildi. Üstelik sadece Ankara’nın merkezindeki bu mekâna da özgü bir manzara değildir. Tüm şehirlerimizde, toplumun her kesiminde görülebilen üzücü tablolar bunlar. Ama gene de hem gözlemledim, hem üzüldüm. Bu kadar boş şeylerle boş vakit geçirmeyi seven bir toplum olduğumuz için…









