Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Dr. Aytun Çıray, domuz gribi aşısı ile ilgili olarak basına bir açıklama yaptı. Dr. Çıray, Sağlık Bakanlığı’nın, ölüm vakası görülmeyen domuz gribi için ortalığı birbirine kattığını da vurguladı.
“Aşının cankurtaran simidi gibi sunulması, hangi amaca hizmet etmektedir?” sorusunu yönelten Dr. Çıray, “Güvenilir olmayan bir aşı kullanılarak, yapılan aşılama sonrası ortaya çıkabilecek sendromların sorumlusu kim olacaktır? dedi. Dr. Çıray, yaptığı açıklamada şu hususlara dikkat çekti:
“Sağlık Bakanı Recep Akdağ yaptığı açıklamayla, Kuzey yarım küredeki diğer ülkeler gibi Türkiye’nin de kışa doğru domuz gribi salgınıyla karşı karşıya kalabileceğini ve muhtemel iki senaryo gelişebileceğini, bunlardan Ağır senaryoyagöre; 21 milyon kişinin domuz gribine yakalanacağının, 8,8 milyon kişinin poliklinikte, 96 bin kişinin hastanede, 15 bin 500 kişinin yoğun bakımda tedavi göreceğinin tahmin edildiğini, 5 bin 300 kişinin hayatını kaybetme riskinin olduğunu,Hafif senaryoya göre de; 1,8 milyon kişinin hastalanacağının, 750 bin kişinin poliklinikte, 7 bin 500 kişinin hastanede, bin 200 kişinin yoğun bakımda tedavi göreceğinin tahmin edildiğini, 400 kişinin ise hayatını kaybedeceğinin öngörüldüğünü ileri sürmüştür.
Açıklamasının devamında ise Akdağ, salgın riskinin şubat ayında tavan yapma ihtimalinin bulunduğunu öne sürerek, tedbir olarak 43 milyon doz aşının satın alınması için harekete geçtiklerini bu kapsamda, 40 milyon doz aşı için sözleşme imzalanırken; Ocak ayına kadar 18 milyon doz aşı uygulaması yapacaklarını belirtmiştir.
Sağlık Bakanlığının başında bulunan en yetkili ağız tarafından kamuoyuna sunulan bu korkutucu tablo, insanlarımızı endişeye sevk etmiştir.
DP olarak, bu konuda mevcut durumu ve yetkililerin açıklamalarını, anlaşılabilir bilimsel veriler ışığında değerlendirerek, basın mensupları aracılığıyla kamuoyumuzu aydınlatma görevini yerine getirmek istedik:
· Sağlık Bakanlığı kendi hazırladığı Pandemik ınfluenza Ulusal Faaliyet Planında Grip hastalığına sebep olan influenza etkeninin kendini değiştirerek tamamen farklı bir virüs olarak yeniden ortaya çıkma yeteneği olduğu belirtmektedir. Domuz gribine sebep olan virüs de bir influenza virüsüdür. Bu virüs 8 segmentli RNA genomundan oluşur. RNA’nın kopyalanmasında hata oranı yüksek olduğu için, virüs genomu sürekli değişim halindedir. Ayrıca, aynı hücreyi birden fazla virüsün enfekte etmesi durumunda viral RNA parçaları birbirleriyle karışıp yeni genetik kombinezonlar oluşturabilirler. Bu nedenlerden dolayı vücudun bir grip türüne karşı kazandığı bağışıklık ertesi yıl ortaya çıkan yeni bir salgına karşı genelde etkisiz olur, yani her yıl insanlar geçmişte maruz kaldığı ve bağışıklık geliştirdiği grip virüslerinin yanı sıra, insan vücudu tarafından tanınmayan yeni bir grip virüsüyle karşılaşır.
Geçmiş yıllarda bilinen grip salgınlarına karşı geliştirilen aşıların yeni grip salgınlarında etkili olmayacağı bilim dünyasınca bilinen bir gerçektir. Bu gerçeğe rağmen geçen yıl ortaya çıkan domuz gribine karşı geliştirilen aşının, bu yıl karşılaşacağımız RNA genomu değişmiş domuz gribine karşı etkili olmayacağı bilinirken aşının cankurtaran simidi gibi sunulması hangi amaca hizmet etmektedir?
.Bakan Akdağ, “Aşının yan etkilerinin dikkatli takip edilmesi gerektiğini, takiplerde ciddi bir yan etki tespit edildiği takdirde aşılamadan vazgeçilebileceğini” belirterek bakanlığının ithal ettiği aşının halkımız için tehlikeli olabileceğini de zımnen kabul etmektedir. Güvenilir olmayan bir aşı kullanılarak yapılan aşılama sonrası ortaya çıkabilecek sendromların sorumlusu kim olacaktır? Eğer aşı ile ilgili bir tereddüt varsa; Aşının hangi ülkede, hangi şirket tarafından üretildiği, Aşı üretilirken hangi metodun kullanıldığı açıklanmalı bu bilgiler bilim adamlarınca sorgulanmalıdır.
.Bilim adamları; domuz gribinin öldürücülüğünün binde 1’in altında olduğunu belirtmektedir ve ülkemizde domuz gribine bağlı olarak ölüm vakasına henüz rastlanmamıştır. Sağlık Bakanlığınca hazırlanan Pandemik ınfluenza Ulusal Faaliyet Planında verilen bilgilere göre; ülkemizde de olağan mevsimsel grip salgınlarından her yıl 7 bin kişinin öldüğü tahmin edilmektedir.
Olağan mevsimsel grip salgınları çok daha tehlikeli olmasına rağmen, bakanlık bu konuda neredeyse hiçbir şey yapmamakta buna karşılık ölüm vakası görülmeyen domuz gribi için ortalığı birbirine katmaktadır.
.Bakan Akdağ, bir doz aşının fiyatının 5,2 Avro artı KDV olduğunu, aşılamanın Türkiye’ye maliyetinin 500 milyon TL’nin üzerinde olacağını belirtmiştir. Bu kadar büyük çaplı bir harcamanın sorgulanmaması için mi, felaket senaryoları kamuoyunun gündemine getirilmiştir?
Yukarıda açıkladığım endişelerimi, Partim adına












