Yürürlük tarihi Temmuz 2007’de olarak belirlenen Sosyal Güvenlik Reformu’nun şubat ayı sonuna kadar Meclis’te görüşülmemesi ikinci bir ertelemeyi zorunlu hale getirecek. Nisan ayında Cumhurbaşkanlığı seçimi, Ekim ayında milletvekili seçimleri, seçimlerden hemen sonra da 2008 bütçe görüşmelerine hazırlanan Ankara’nın reformu geciktirmesi büyük hak kayıplarına yol açacak. ıSMMMO’nun belirlemelerine göre, erteleme Bağ-Kur ve Emekli Sandığı’ndan dul ve yetim aylığı almanın hayalini kuran yüz binlerce hak sahibini mağdur edecek.
TÜRMOB Genel Başkan Yardımcısı ve ıSMMMO (ıstanbul Muhahasebeciler Mali Müşavirler Odası) Başkanı Yahya Arıkan, memur ve diğer kamu görevlerinin hem Anayasa Mahkemesi kararı hem de 5510 Sayılı yasa dikkate alınarak yeni bir yasada düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Arıkan, yeni bir erteleme olmaması için tasarının en geç bu ay sonuna kadar Meclis’e sevk edilmesi gerektiğine dikkat çekerek “Aksi halde sistemdeki karmaşık ve adaletsiz yapı süreceği gibi uygulamada büyük belirsizlikler olacak. Sosyal taraflardan gelen öneriler dikkate alınarak acilen reformla ilgili değişiklikler yapılmalı” dedi. Arıkan, reformda geçiş süreci olmadığından örneğin isteğe bağlı sigortalı olan Ayşe Hanım’ın 6 yıl daha geç emekli olacağının altını çizdi ve eksikliklerin giderilmesini istedi.
Hak kayıpları ve ıSMMMO’nun önerileri
– Emekli Sandığı ve Bağ-Kur’dan aylık bekleyen yandı: T.C. Emekli Sandığı’ndan memurların dul ve yetimlerine aylık bağlanması için 10 yıl ve daha fazla süre prim ödeme koşulu şartı halen aranıyor. Bağ-Kur’luların hak sahiplerine ise en az 5 tam yıl sigorta primi ödenmiş olması halinde dul/yetim aylığı bağlanıyor. Yüz binlerce dul ve yetim Bağ-Kur ve Emekli Sandığından reform sonrasında 5 yıl sigortalılık süresi ve 900 prim gün sayısı ile ölüm aylığı almayı bekliyordu. Reformun ertelenmesinden dolayı Bağ-Kur ve Emekli Sandığından dul ve yetim aylığı alabilmenin hayalini kuran yüz binlerce hak sahibi mağdur ediliyor. SSK’lılarda olduğu gibi Bağ-Kur ve Emekli Sandığında da acilen 5 yıl sigortalılık süresi ve 900 prim gün sayısı ile ölüm aylığı bağlanması yönünde bir düzenleme yapılması gerekiyor.
Örneğin, Emekli Sandığı’na 9 yıl 10 ay prim ödeyen Memur Ahmet Beyin ölümü halinde dul eşine ve yetim çocuklarına ölüm aylığı bağlanmayacak. Oysa, Ahmet Bey SSK sigortalısı olsaydı 5 yıl sigortalılık süresi ve 900 prim gün sayısı ile dul eşine ve yetim çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilecekti.
Örneğin, Bağ-Kur’da 5 yıl sigortalılık süresi olan ve toplam 1700 gün prim ödeyen Bakkal Mehmet Beyin ölümü halinde dul eşine ve yetim çocuklarına ölüm aylığı bağlanmayacak. Oysa, Bakkal Mehmet Bey SSK sigortalısı olsaydı yine 5 yıl sigortalılık süresi ve 900 prim gün sayısı ile dul eşine ve yetim çocuklarına ölüm aylığı bağlanabilecekti.
– ısteğe bağlı sigortalı Ayşe Hanım 6 yıl geç emekli olacak: Sosyal güvenlik reformuna göre isteğe bağlı sigorta primi ödenmiş sürelerin, Bağ-Kur kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edileceği öngörülüyor. Oysa, daha önceden SSK veya T.C. Emekli Sandığı’na isteğe bağlı prim ödeyen sigortalıların geçmişten gelen hakları korunmalıdır. Çünkü, SSK isteğe bağlı sigortasına prim ödeyenler 5000 günle emekli olabilmekteyken, Bağ-Kur isteğe bağlısına prim ödeyen erkekler 9000 gün, kadınlar ise 7200 gün prim ödeyerek emekli olabilecek. Diğer bir deyişle, kazanılmış hakların korunmaması halinde önemli sıkıntılar yaşanacak.
Örneğin; SSK’na 3700 gün prim ödedikten sonra işten ayrılan konfeksiyon işçisi Ayşe hanım, işten ayrıldıktan sonra SSK’na 1300 gün isteğe bağlı sigorta primi ödeyerek emeklilik hakkını kazanmak istiyor. Emekliliği için 1300 gün daha prim ödemesi gereken Ayşe hanım reform yürürlüğe girdikten sonraki dönemde ödediği isteğe bağlı sigorta primleri Bağ-Kur sigortalılığına sayıldığından 1300 gün prim ödemesi sona erdiğinde SSK’dan emekli olamayacak. Çünkü, son 3,5 yılda isteğe bağlı sigorta primi daha fazla olduğundan ve bu da Bağ-Kur primi olarak kabul edildiğinden 20 tam yıl (7.200 gün) prim ödeyerek emekli olabilecek. Yani, isteğe bağlı sigortalılara geçiş dönemi öngörülmediğinden, Ayşe hanım reform öncesine göre 6 yıl daha geç bir sürede emekli olabilecek.
– Emekli Bağ-Kur’luların destek primi yeniden düzenlenmeli: 1 Ocak 2007’den itibaren bir sosyal güvenlik kurumundan emekli maaşı alan ve Bağ-Kur’lu olmasını gerektirecek bir faaliyette bulunan kişilerin (vergi mükellefiyeti, ticari faaliyet, şirket ortaklığı gibi), asgari ücret ile asgari ücretin 6,5 katı arasında olmak koşuluyla her ay dilediği rakamdan yüzde 33,5’u ve yüzde 39’u arasında oranında (yaptığı işin tehlikesine göre değişmektedir) Sosyal Güvenlik Destek Primi ödemekle yükümlülüğü getirilmekteydi. Ancak, Anayasa Mahkemesi Kararıyla bu uygulamanın yürürlüğü durduruldu. Sosyal güvenlik reformunda, en fazla eleştirilen konulardan birisi olan emekli Bağ-Kur’luların Sosyal Güvenlik Destek Primi yeniden düzenlenmelidir.
Emekli Bağ-Kur’ludan Sosyal Güvenlik Destek Priminin ya hiç alınmaması, ya da halen yürürlükte olan düzenlemeye paralel olarak emekli Bağ-Kur’lunun emeklilik aylığının yüzde 10’u oranında Sosyal Güvenlik Destek Primi alınması gerekiyor.
– Her şirket ortaklığı için ayrı Bağ-Kur primi alınmamalı: Halen, Bağ-Kur’lu olması gerekenler kaç şirkette ortak olurlarsa olsunlar, her ay sadece bir kez Bağ-Kur primi ödüyorlar. Yani, ödenecek Bağ-Kur primi, ortak olunan şirket sayısına bağlı olmayıp sadece bir kez ödeniyor. Çünkü, Bağ-Kur sigortalıları primlerini kendileri ödemekte, ortak oldukları şirketler tarafından herhangi bir Bağ-Kur primi ödenmiyor. Sosyal güvenlik reformunda, Bağ-Kur’lu olmayı gerektiren şekilde birden fazla şirkete ortak olunması halinde, her şirketten ayrı ayrı prim alınması öngörülüyor. 5510 Sayılı Kanun yürürlüğe girerse haksız ve adaletsiz bir uygulama başlayacak. Doktor, mali müşavir, mühendis, mimar gibi bir çok kişinin gerçekten hiçbir ortaklığı olmamasına rağmen sırf Ticaret Kanunu hükümlerine uygunluk sağlanması için hatır ortağı olduğu görülüyor. Dolayısıyla bu konuda mutlaka bir düzenleme yapılmalı gerekiyor. Halen olduğu gibi şirket ortaklarının kaç şirkette ortak olduğuna bakılmaksızın, sadece bir kez Bağ-Kur primi alınması gerekiyor.
– Özel sağlık sigortaları ve bireysel emeklilik katkı payından prim alınmamalı: Sosyal güvenlik reformu ile özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgarî ücretin yüzde 30’unu (bugünkü asgari ücret üzerinden 168,75.-YTL) geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarlarından prim alınmayacağı öngörülüyor.
Özel sağlık sigortası katkı payından prim alınmaması halinde hem Sosyal Güvenlik Kurumu’nun sağlık alanındaki harcamaları azalacak, hem de sağlık kuruluşlarındaki yığılmalar azalacaktır. Bu nedenle, yüzde 30 sınırı da kaldırılmalı.
Örneğin; (A) Ltd. şti., çalışanlarına özel sağlık sigortası yaptırmış olup aylık katkı payı tutarı 300.-YTL’dir. Bu tutarın sadece 168,75.-YTL sinden SSK primi kesilmeyecek, bu tutarı aşan kısmından (131,25.-YTL) SSK primi kesilmesi gerekecektir. Çalışanlarına özel sağlık sigortası yaptıran işverenler cezalandırılmamalı.
– ‘Tek Çatı’ için çalışma hızlandırılmalı: “Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı” kurulmasına rağmen Kurumun bugüne kadar ciddi bir faaliyeti olmadı. Anayasa Mahkemesinin iptal kararından dolayı 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun ertelenmesi bir fırsat olarak değerlendirilmeli ve sosyal güvenlik kurumlarının tek çatıda birleştirilmesine yönelik çalışmalar hızlandırılmalı. Özellikle, SSK, Bağ-Kur ve T.C. Emekli Sandığı personelinin tek çatıya uyumunun sağlanması ve hizmetlerin aksatılmadan yürütülebilmesi için personel eğitimlerine ağırlık verilmeli. Kurumla ilgili belirsizlik ve kapalılıktan dolayı çalışanlar olumsuz etkilenirken hizmet kalitesi de düşüyor.
Öneriler de dikkate alınarak hazırlık başlatılmalı: Sosyal güvenlik reformunun yürürlük tarihinin 01.07.2007 tarihine ertelenmesine ilişkin kararın herhangi bir hazırlık yapılmadı. Reformun unutturulması yerine bu hazırlığın bir an önce başlatılması gerekiyor. Bu süreçte sosyal tarafların önerileri dikkate alınarak değişiklikler bir an önce yapılmalı. Önümüzde iki önemli seçim süreci var. Dolayısıyla çabuk davranılmaması halinde, reforma ilişkin değişikliklerin Temmuz 2007’ye yetişmesi mümkün gözükmüyor. Bugün gelinen noktada, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu iptal ve ertelemeden sonra çaresizlik içinde kaldı.
Yapılması gereken, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ve kamuoyundan gelen tepkiler de dikkate alınarak uygulamacı, akademisyen, sosyal taraflar ve konunun uzmanlarından oluşan daha geniş bir kadro ile yasanın eksiklik ve aksaklıklarının düzeltilmesidir. SSK’lılarla Bağ-Kur’luların sosyal güvenliklerinin 5510 sayılı yasada düzenlenmesi, memurlarla diğer kamu görevlilerinin ise hem Anayasa Mahkemesi kararı ve hem de 5510 sayılı yasa hükümleri dikkate alınarak yeni bir yasada düzenlenmesi gerekiyor.












