Bahçeşehir Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Hande Eslen-Ziya ve ıstanbul Bilgi Üniversitesi ıletişim Fakültesi Medya ve ıletişim Sistemleri Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç Dr. Itır Erhart tarafından yapılan araştırmada “Hijyen, Sevgi, Çevre, Sosyal Roller ile Karakter ve Tutum” başlıklarında son 5 yılda basılmış 56 adet okul öncesi kitabı incelenmiş. Araştırmada sosyal yapılandırmacı bakış açısı ile çocuk kitaplarının analizi yapılmış ve çocuk kitaplarının nasıl bir karakter eğitimi için kullanıldığı araştırılıp, ortaya konmuş. Böyle bir araştırma fikrini ortaya çıkaran ise Eslen-Ziya ve Erhart’ın ilk kez kendi çocuklarına okudukları çocuk kitaplarında fark ettikleri tek tip çocuk profilinin, okul öncesi çocuk kitapları için genellenebilir bir profil olup olmadığı sorusu.
Türk yayınevleri tarafından (Timaş, Muştu, Kaydırak, TUBıTAK, YA-PA, Anatürkler, Uçan Balık, Kaknüs, Altın Kitaplar, ve Doğan Egmont gibi) yayınlanan Türk yazarlı ve/veya Türkçe’ye uyarlanan okul öncesi çocuk kitaplarını (3-6 yaş) kapsayan çalışmanın sonuçlarının ise oldukça düşündürücü olduğu belirtiliyor.
ıncelenen tüm kitaplarda çocukların belli doğruları öğrenmelerinin hedeflendiği gözlemlenmiş Araştırma, okul öncesi çocuk kitaplarının, davranışları ve ifadelerinde ölçülü olması öğretilen tek bir çocuk tipi yaratmayı hedeflediğini ortaya koymuş. Araştırmayı yapan Eslen-Ziya ve Erhart ise çalışmanın sonuçları ile ilgili şu yorumu yapıyor: “Hoşgörünün ve farklılıklara saygının küçük yaşlarda öğretilmesinin önemi düşünüldüğünde kitaplarda yaygın olan tek tip çocuk yetiştirme politikası endişe vericidir.”
Araştırmadan bazı sonuçlar:
— Hikayelerde aşırıya kaçan her şey: fazla terlemek, fazla yemek yemek, fazla oyun oynamak, fazla dinlenmek bir şekilde cezalandırılıp önemli bir ders ile sonuçlandırılıyor.
— Hijyenin öğretildiği hikayeler de Türk kültürünü yansıtıyor. Bir yandan çocuklara temiz olmaları aşılanırken, bir yandan da temizlikte de aşırı olmamaları ve haftada iki kez duş almanın yeterli olacağı vurgulanıyor.
— Kültürel açıdan duyarlı, çok kültürlü, farklı etnik gruplardan çocukların yer aldığı kitaplara rastlanmıyor.
— Kitaplarda yer alan çocukların hiçbiri engelli değil; arka planda bile engellilere yer verilmiyor.
— Çocukların hepsi çekirdek tipi ailelerde yaşıyor; yalnızca bir kitapta annesi ve babası boşanmış bir çocuk bulunuyor.
— Kitaplarda eşcinsel ya da yalnız ebeveynler yer almıyor.
— Geleneksel cinsiyet rolleri de yeniden üretilmektedir. “Meraklı”, “yaratıcı” erkek çocukları dışarıda oynayıp, babalarıyla bir şeyler inşa ederlerken “sevgi dolu” kız çocukları evde anneleri ile kek yapıyor.
— Erkek çocuklara “cesur”, “kahraman”, “aslan, “usta” gibi sıfatlar yakıştırılırken kız çocuklarının “canikom”, “mercan balığım”, “kınalı kuzum”, “prensesim” diye seviliyor.
— Kitaplarda yer alan annelerin büyük çoğunluğu ev kadınıdır; eve ekmek getiren ise babadır.
— Sünnet bir erkekliğe geçiş töreni olarak sunulurken, sünnetsiz erkeklerin pis ve sağlıksız olduğu, hatta “gerçek erkek” olmadıkları ima ediliyor. Kız çocukları için ise böyle bir “geçiş törenine” rastlanmıyor.
— Sürdürebilir, yeşil enerjinin ve geri dönüşümün öneminin vurgulandığı günümüzde, kitaplarda yer alan “çevreyi koruma” kavramı ağaç dikmekten, çöpleri toplamaktan, çiçekleri sulamaktan öteye gitmiyor.












