Tarih Vakfı Darphane binalarının boşaltılmasıyla ilgili şu açıklamalarda bulundu.
Tarih Vakfı’na ıstanbul Müzesi’nin kurulması için 49 yıllığına verilen tarihi Darphane binaları, Eminönü Belediyesi zabıta ekipleri ve polis nezaretinde boşaltıldı.
Kamuoyunu, bu açık hukuk ihlaline karşı ıstanbul Müzesi Projesi’ni desteklemeye çağırıyoruz.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kendine bağlı ıstanbul Rölöve ve Anıtlar Müdürlüğü uzmanlarına hazırlattığı düzmece bir raporla tarihi Darphane binalarının yıkılmak üzere olduğu (mail-i inhidam) ve can güvenliği bulunmadığı iddia edilerek, söz konusu binaların insandan ve eşyadan arındırılması istenmiş, Tarih Vakfı da yürütmenin durdurulması ve hukuk dışı bu kararın iptali için ıdare Mahkemesi’ne dava açmıştı. Konuyu inceleyen ıstanbul 4. ıdare Mahkemesi 22 Ocak 2007 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi kararı almış, yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi için 27 şubat 2007 tarihi belirlenmişti.
27 şubat’ta bilirkişi heyeti Darphane’ye giderek keşif yaptı. Mahkeme kararı çıkana kadar başka bir gelişme yaşanmayacağı umuluyordu. Fakat ne yazık ki umulan olmadı. Darphane binaları şu anda zabıta ekipleri ve polis nezaretinde gasp ediliyor.
Tapusu Tarih Vakfı üzerine olan tarihi Darphane binalarının tahliye işleminin her türlü teamüle ve hukuk kuralına aykırı olarak yargı kararını beklemeden gerçekleştirilmiş olması kabul edilemez! ıdarenin, hiçbir dayanağı olmadığı ıTÜ Deprem ve Yapı Araştırmaları Merkezi’ne başvurularak alınan bilirkişi raporu ile de ortaya çıkan tahliye girişiminin, yürütmeyi durdurma istemli mahkeme başvurusu sonuçlanmadan bir oldubittiyle uygulanması, ıstanbullulara, ıstanbul’un kültürel yaşamına, ıstanbul Müzesi Projesi’ne, kültürel katılımcılığa ve Türkiye’nin uluslararası imajına geri dönülmez zararlar vermiştir. Yıllardır olmadık engellerle kesintiye uğratılan ıstanbul Müzesi, sadece Tarih Vakfı’nın değil, başta Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Büyükşehir Belediyesi olmak üzere tüm kamunun sahip çıkması gereken ve hemen de bugünlerde önünün açılması gereken bir projedir. Tarih Vakfı, kent müzeciliği ve kültürel alan kullanımındaki uzmanlık ve becerisini, tarih Darphane binalarını on ayda 28 yıllık terk edilmişliğinden yaklaşık 3,5 milyon USD yatırımla çıkararak, 10 yılda 1 milyonun üzerinde ziyaretçi ve 600 kültür sanat etkinliği ile ıstanbul’un önemli kültür merkezlerinden biri, sivil toplumun buluşma noktası ve sanatın üretim merkezi haline getirerek kanıtlamıştır. Bu binaları ıstanbul Müzesi yapılması için Tarih Vakfı’na veren kararın altında imzası bulunan Kültür Bakanlığı’ndan beklenen, yıllardır olmadık yol ve yöntemlerle bu projenin engellenmiş olduğunu kabul etmek ve müzenin yolunu açmaktır.
Soruyoruz!
· Bilirkişi binaların mail-i inhidam olmadığını söylediği halde Darphane ne gerekçeyle tahliye edildi? 11 binadan oluşan yapı kompleksinde hangi binalar mail-i inhidam ve hangi bilimsel gerekçeye dayanıyor bu tahliye? Madem ki binalar mail-i inhidam (yıkılmak üzere) neden bu yapı topluluğunda sadece Tarih Vakfı tarafından kullanılanlar boşaltıldı da, Darphane’de bulunan iki devlet biriminin kullandıkları bunun dışında tutuldu? Binaların yıkılmak üzerine olması doğru olsa bile neden Tarih Vakfı tapusu kendinde olan bir yerden çıksın? Avlular da mı yıkılıyor?
· Mail-i inhidam durumunda olan binalar yıkılır! Kültür Bakanlığı tarihi Darphane binalarını yıkacak mı?
· Konu idari yargıdayken idare neden el koyma yolunu seçti? Kısa bir süre sonra mahkeme mail-i inhidam olmadığı yönünde karar alınca ne olacak? Yeni uydurma gerekçeler mi bulunacak? Bu durumda düzmece tutanağı imzalayanlar görevi kötüye kullanmış, suç işlemiş duruma düşmeyecekler mi?
· Kültür Bakanlığı neden ıstanbul’un önemli bir kültür merkezini yok etmeye çalışıyor? Yoksa mail-i inhidam sadece Tarih Vakfı’nın çıkarılması için bir gerekçe mi?
· Mail-i inhidam durumunda olan bir binada güvenlik görevlileri ve belediyeler can güvenliği açısından görev alır. Kültür Bakanlığı ve Topkapı Saray Müzesi görevlileri neden işin içindeler?
· Israrla Darphane’yi isteyen Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu mekan için bir projesi var mı? Kaynağı var mı? Topkapı Saray Müzesi ve Arkeoloji Müzesi içinde ne kadar alan kullanılmıyor? ıhtiyaç varsa neden bu alanlar işlevlendirilmiyor?
· Topkapı Sarayı’nın işletmesi özelleştirilecek de, tarihi Darphane binalarının girişimciler için bu özelleştirmenin cazip ticari alanını oluşturması mı planlanıyor?
Bu sürece nasıl gelindi?
Tarihi Darphane binaları, Tarih Vakfı’na, 1996 Habitat Zirvesi kapsamındaki Dünya Kenti ıstanbul ile Tarihten Günümüze Anadolu’da Konut ve Yerleşme sergilerinin düzenlenmesi ve ardından ıstanbul Müzesi’nin kurulması için verildi. Tapuya da Tarih Vakfı adına irtifak hakkı devri kayıt düşüldü. Yani, Tarih Vakfı tarihi Darphane binalarının kiracısı değil, 49 yıl süreyle sahibi kılındı.
10 ay gibi kısa bir sürede Tarih Vakfı, 28 yıldır çöplük olarak kaderine terk edilen, endüstriyel miras niteliğindeki makine ve teçhizatı atılan, hurdacılara satılan binaların kaba ve ince temizliğini yaptı; binaların yapısal açıdan güçlenmesini ve güvenliğini sağladı; binaları 8000 metreküp cüruftan temizledi; kalan makineleri yerinde sergilemek üzere koruma altına
aldı ve 11 bina grubundan yedisini Habitat kapsamındaki sergiler için geçici kullanıma hazır hale getirdi. Sergiler on binlerce ıstanbullu ve dünyalının gezip izlediği çok başarılı yan etkinliklerle birlikte ziyarete açıldı. Tarih Vakfı, tüm bu hazırlıklar için 3,5 milyon dolar kaynak kullandı.
Tarih Vakfı bu süreçte ıstanbul Müzesi kavramsal yaklaşımını belirledi, mimari programını hazırladı, daha o dönemde gerekli finansmanın yarısına yakını için somut bağlantılar kurdu, müzenin 2001 yılının Eylül ayında açılacağını müjdeledi.
Ne olduysa, tam da bu sırada oldu. 28 yıldır tarihi Darphane binalarını kaderine terk edenler, bu düzenleme ve temizlik sonrasında hatırladılar. Ardından Bizans entrikaları başladı. Kültür Bakanlığı ve Koruma Kurulu’nda tam da o günlerde olan değişimden yararlanılarak düğmeye basıldı. Hızla yapılan düzenlemelerin bir bölümünün Koruma Kurulu’ndan izin almadan yapıldığı söylendi. Yapılanlara itirazları yoktu; ama “kimi belgeler gecikmiş ve izin süreci tamamlanmamıştı”. Oysa, kararın alındığı gün görüşülecek olan 5 klasör dolusu başvuru bir kenara atılıvermiş, Kurul binasının taşınma sürecinde işler, eski Kurul Başkanı tarafından yerinde kontrol edilmişti. Kurul, üretimlerin hızına yetişemiyordu; eksikler, yapılan geçici düzenlemelerin sadece %20’lik bölümünü oluşturuyordu. Hiç önemli değildi, açık bulunmuştu, gözün üzerinde kaş vardı! Ama daha önemli bir başka şey söylendi Koruma Kurulu kararıyla. Bu binalar Tarih Vakfı’na ıstanbul Müzesi için verilmişti, onay verenler arasında Kültür Bakanı ve Maliye Bakanı da vardı ama, 10 ay sonra yeni bir hükümetle yönetime gelenler, burada ıstanbul Müzesi’nin Tarih Vakfı tarafından kurulamayacağını düşünüvermişlerdi. Binalar Sur-u Sultani içindeydi ve bu alanda, Kültür Bakanlığı dışında kimse bu binalara işlev veremezdi. Kültür Bakanlığı da bu binaları Darp Müzesi ve Arkeoloji Müzesi’nin genişleme alanı (Türkçe söylemek gerekirse deposu) olarak kullanabilirdi. Oysa, Koruma Kurullarının sadece ne yapılabileceğini önerme yetkisi varken, Kurul yetkisini aşmakta, hem ne yapılması gerektiğini kesin bir dille söylemekte, hem de kimin yapacağını da belirleyerek hukuku ezmekteydi.
Ne yazık ki bu kurul kararı, “Devlet her zaman haklıdır” prensibinden hareketle ve zamanın müsteşarının yakın ilgisiyle, mahkeme sürecinde de ne bilirkişi atayarak ne de tanık dinlenmesine izin verilerek onaylandı ve bir sivil toplum kuruluşu olarak Vakıf, devlet sözüne ve imzalarına güvenmekle ne kadar yanlış yaptığının ilk dersini aldı. Devletin sürekliliği ilkesi ayaklar altına alınmıştı, ama kimin umurunda: Önemli olan bazı bürokratların hükümranlık alanına giren yerlere sahip olmaya kalkan, on yıllardır yapılamayanı bir çırpıda uluslararası standartlarda yaparak pozisyonları sarsan, Türkiye’de müzeciliğe yeni ve çağdaş bir soluk getirmeye yeltenen dinamik bir sivil toplum kuruluşuna dur denilmişti ya!
Sonrası tam bir kara mizahtır. “Hiçbir başarı, cezasız kalmaz”ın örneğidir. Tarih Vakfı yöneticileri, tarihe zarar verdikleri gerekçesiyle Ağır Ceza Mahkemesi’ne verildiler. Aklandılar ama ne gam. Tapudaki irtifak hakkının iptali davası açıldı. Yani Vakıf, çıkarılmak istendi. ılk olarak bilirkişi oluşturulan ve uzman tanıkların dinlendiği bu dava Vakıf lehine sonuçlandı: Tarih Vakfı tarihe zarar vermemişti, tam tersine yapılan uygulamalar doğru uygulamalardı, Tarih Vakfı Darphane’nin tapusuna sahip olmaya devam edecekti.
Tüm bu dava süreçleri 7 yıl sürdü. 2003 başına gelindiğinde, Tarih Vakfı bu binaların sahibiydi, ama kendisine verilen görevi, yani tahsis gerekçesini yerine getiremeyen, ıstanbul Müzesi’ni kurması engellenen bir konumdaydı. Bu nedenle de asıl restorasyon projesi hazırlanıp Koruma Kurulu’na verilemiyordu. Çünkü hazırlanacak restorasyon projesi, Hazine ile yapılan devir protokolünde özellikle belirtildiği gibi, ancak ve ancak ıstanbul Müzesi için hazırlanabilirdi. Başka bir proje olamazdı. Ama ıstanbul Müzesi için de yapamazdı, çünkü Koruma Kurulu buna izin vermiyor, başvuruları reddediyordu.
Vakıf da, bu binaları kullanarak korumak ve bakımını yapmaktan başka bir seçeneğe sahip değildi ve 11 yılda bu gerçekten de başarıyla yapıldı. Bu süreç içinde tarihi Darphane binaları, Vakıf sayesinde kapılarını açık tuttu, 600’ü aşkın kültürel etkinlik için kullanıldı ve yüz binlerce ziyaretçi çekti. Yani, yanı başında çok büyük değerlere sahip kimi müze ve
mekanların yapamadığını yarı zamanlı çalışma şartlarında yaptı. Sürekli yaşayan ve kamu kullanımına açık bir kültür merkezi oldu bu binalar. Vakıf tüm enerjisini bir yandan bu etkinlikler için harcarken, öte yandan da ıstanbul Müzesi’nin önünü açmaya çalıştı.
Vakıf tüm bu yıllar boyunca özellikle kent müzeciliği alanında, aralarında Kültür Bakanlığı’na önerilen bir dizi proje de olan projeler geliştirdi ve/veya uyguladı, akademik birikim sağladı, deneyim edindi, birikimlerini diğer kişi ve kurumlarla, kamuoyuyla paylaştı, uluslararası boyutlarda projelere imza attı. Vakıf bugün bu çalışmalarını tüm gücüyle sürdürmekte.
ıstanbul Müzesi ve Darphane Binaları ıçin Ortak Çözüm Arayışları Tarih Vakfı’nın derdinin, bu binaları elinde tutmak değil, çok önemli bulduğu ve kamu yararı için de çok önemli saydığı ve ayrıca bu bölgeye büyük bir hareket getirecek bir kültür projesini, ıstanbul Müzesi’ni yapmak olduğu anlaşılmak istenmiyordu. Tarih Vakfı sorunların en başından beri uzlaşmaya çalıştı, müzenin ortak kurulması önerildi, protokol taslakları gitti geldi, hatta bazıları Bakan seviyesinde imzalandı ama kadük bırakıldı. Kültür Bakanlığı başta olmak üzere, birçok kamu kurumu ile ortak proje geliştirmiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin 75. yılı kutlamalarında kamu-STK işbirliğinin en güzel örneklerinden birini vermiş Vakfın önü bu projede ısrarla tıkanmaya devam etti.
Bakanlığa, ıstanbul Müzesi’nin önünün açılması için, Vakfın tapudaki irtifakhakkını Bakanlığa devretmeye hazır olduğu da iletildi. Kasım 2006’da, Vakıf yönetimi ile Bakanlık üst yönetimi arasında bu konuda bir mutabakat sağlandı. Müze, Bakanlık müzesi olacak, kuruluşta Bakanlık ile Vakıf birlikte çalışacak, işletme ise, Bakanlık, Valilik, Büyükşehir Belediyesi ve Vakfın ortaklığıyla gerçekleşecekti. Bunu formüle eden bir protokol hazırlandı. An ak protokol görüşmeleri yapılırken, bu defa, şanlı bürokrasinin bulduğu dahiyane bir formül devreye girdi. Darphane binaları yıkılmak üzereydi (mail-i inhidam), can ve mal güvenliği sorunu bulunmaktaydı ve derhal insan ve eşyadan arındırılmalıydı. Bakanlık yazısı dönmüş dolaşmış, şekillenmiş ve nihayet Eminönü Belediyesi zabıtasına kadar
ulaşmıştı. Zabıta ekipleri geldiler ve bu kararı tebliğ ettiler. Karara gerekçe oluşturan rapor, Bakanlık görevlilerine sipariş edilmiş ve onlar da görevleri icabı bu düzmece raporu hazırlamışlardı. Rapor o kadar düzmeceydi ki, 11 binadan oluşan, biri Kültür Bakanlığı, diğeri ise Maliye Bakanlığı tarafından geçici olarak kullanılmakta olan binalardan sadece Vakıf kontrolündeki bölümlerini kapsıyordu. Yani aynı yapı stokundaki binalardan sadece Vakfın kontrolündekiler “yıkılmak üzere” idi.
Vakıf bunun üzerine mahkemeye, yürütmeyi durdurma amacıyla başvurdu. Aynı zamanda ıTÜ Deprem ve Yapı Araştırmaları Bölümü’ne başvurdu. ıTÜ’den iki profesör ve bir doçentin hazırladığı rapor, binaların mail-i inhidam olmadığını açıkça belirtiyor (rapor ekte verilmektedir). Konuyu inceleyen ıstanbul 4. ıdare Mahkemesi (Esas No: 2006/2824) 22 Ocak 2007 tarihli duruşmasında bilirkişi incelemesi kararı aldı, bilirkişi naip üye tarafından 12 şubat 2007 tarihinde resen belirlenerek taraflara tebliğ edildi: Yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi 27 şubat 2007 tarihinde yapılacaktı. Tarih Vakfı durumu tahliye işlemini gerçekleştirecek olan idareye de bildirdi ve “Tahliye işleminin yargının değerlendirmesini
beklemeden gerçekleşmesinin her türlü temayüle ve hukuk kuralına aykırı olacağını, geri dönülmez zararlara yol açacağını” belirtti ve “işlemin geri alındığının en kısa zamanda bildirilmesi”ni istedi.
Bütün bunlara rağmen, idarenin geri adım atmadığını üzülerek gözlemliyoruz. Korkarız ki idarenin gündeminde, Eminönü zabıta görevlilerinin ve emniyet güçlerinin desteği ile, söz konusu binaları Tarih Vakfı’ndan “arındırmak” üzere girişimde bulunmak ve yine tüm teamül ve yasalara aykırı olarak mekanı, talep etmekte olan Topkapı Sarayı Müzesi’ne teslim etmek var. Tarih Vakfı tüm bu sürecin nedenlerini anlamakta zorlanmaktadır. Bir kültür projesinin bu şekilde ısrarla engellenmesinin temelinde basit bir inatlaşmadan daha derin nedenler olduğundan şüphe duymamak mümkün değildir.
Tüm umudumuz, idarenin ve çözüm üretecek makamların sağduyulu hareket etmeleri ve kısa süre içinde ortak çözüm bulunmasıdır. Tarih Vakfı, kamu yararına çalışan bir kuruluş olarak, kamu yararı doğrultusunda çözümlere hazırdır.












