Türkiye, 27 Ocak 1995’te BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’sini 20 Kasım 1990’da imzalayan ve 27 Ocak 1995’te resmen kabul eden bir ülke olması nedeniyle 5 yılda bir ulusal ölçekte rapor düzenlemeyi de taahhüt etmişti.1995-2000 yıllarını kapsayan I. Ulusal Çocuk Hakları Raporu’nu 2001 yılında ısviçre’deBM Çocuk Hakları Komitesi’ne sunmuştu.Çocuk Hakları Koordinasyonu’ndan sorumlu SHÇEK tarafından ilgili Bakanlıkların raporları çerçevesinde hazırlanan ilk rapora üniversiteler, ilgili sivil toplum kuruluşları yanında Unicef Türkiye Millî Komitesi ve Unicef Türkiye Temsilciliği’nin görüş ve önerilerine yer verilmişti.Türkiye’nin BM Çocuk Hakları Komitesi’ndeki sunumuna paralel olarak sivil toplum kuruluşlarının hazırladığı alternatif raporların da sunumu gerçekleşmişti.
SHÇEK’in Koordinasyonu’nda Türkiye’nin 2001-2006 yıllarını kapsayan II. Ulusal Çocuk Hakları Raporu ise hâlâ hazırlanamadı.Üçüncü rapor sürecinde olunmasına karşın raporun sonuçlandırılmamış olması, Türkiye’nin hak etmediği bir sonuç olmuştur.SHÇEK’in Dışişleri Bakanlığı’na gönderdiği raporun Avrupa Birliği müzakere başlıkları açısından eksiklikler içerdiği ve yetersiz çeviri yüzünden bekletildiği öğrenildi.Buna karşılık, sivil toplum kuruluşları tarafından Bilgi Edinme Hakkı Kanunu ( 4982 ) çerçevesinde talep edilen II. Ulusal Çocuk Hakları Raporu’nun açıklanamayacağı, Dışişleri Bakanlığı tarafından SHÇEK Genel Müdürlüğü’ne bildirildi.
Çocuk Vakfı Başkanı Mustafa Ruhi şirin’in konuyla ilgili açıklaması şöyle:
Türkiye, BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’yi imzalayarak çocuğun temel yararı doğrultusunda yaşama, gelişme, korunma, çocuğun görüşünün alınması ve çocuğa karşı her tür ayrımcılığın önlenmesi için önlem almayı taahhüt etmiş bir ülke.Sözleşmeyi kabul eden bütün ülkeler gibi Türkiye’de 5 yılda bir rapor düzenleyeceğini de kabul etmiş oldu.1995-2000 yıllarını kapsayan ilk rapor zamanında hazırlanmış ve sunulmuştu.Buna bağlı olarak BM Çocuk Hakları Komitesi’ne sivil toplum kuruluşları da alternatif raporlar hazırlamış ve sunmuşlardı.2001-2006 yılları arasındaki olumlu-olumsuz gelişmeleri yansıtması gereken raporun, Avrupa Birliği süreçleri açısından olumsuzluklar içerdiği gerekçesiyle bekletilmesi ve sonuçlandırılmamış olması üzerindeSHÇEK’in ve Dışişleri Bakanlığı’nın ciddi olarak eğilmesi gerekir.
II. Ulusal Çocuk Hakları Raporu’nun önce Türkiye ölçekli durum tespitini yapması ve Devlet’in çocuğa taahhütlerini yerine getirip getirmediğini belirlenmiş olması bakımından önemlidir.Çocuğun temel yararı çerçevesinde yapılanlar ve yapılamayanların öğrenilmesi talebi çocuk ve yetişkin ayrımı gözetmeksizin her bireyin yasal hakkıdır.Birinci rapor alanın bütün özneleriyle birlikte oluşturuldu ve paylaşıldı.ıkinci rapor hazırlama sürecindeyse çok sınırlı bir çevrenin katkısı ile yetinildi.Birinci raporla ikinci rapor arasında mahiyeti itibariyle bir fark olmadığı halde ambargolu bir rapor durumuna getirilmiş olması düşündürücüdür.ıkinci raporun Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde, Devlet sırrı, güvenlik ve kişi haklarını kısıtlayıcı özelliği de yoktur.Ülkeler, genel başlıklar halinde çocukla ilgili 5 yıllık karnelerini doldurarak önce kendi yurttaşlarına bilgi vermekle yükümlüdürler.Öncelikle bu raporun hiçbir ayrım yapılmaksızın kamuoyuyla paylaşılmasını talep ediyoruz.













