Tüketiciler Birliği’nin tüm şube başkanları ile 11 Haziran 2006’da ıstanbul’da gerçekleştirilen basın toplantısında, “yüzde100 Türkiye” kamuoyuna tanıtılmış ve bugün başlattığımız bu kampanya ile ilgili olarak o gün ifade ettiğimiz gibi:
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yıllarından bu güne değin, ulusal sanayinin geliştirilmesi ve ülke ekonomisinin üretken bir yapıya kavuşturulması amacıyla yerli malı kullanımının teşvik edilmesi çalışmaları yapılmış, çoğumuzun buruk bir nostalji ile hatırladığı “yerli malı haftaları” etkinlikleri düzenlenmiştir. Ancak yerli malı kullanımının yaygınlaştırılması için yapılanlar; yerli malı haftalarında okullarımıza götürdüğümüz meyve ve yemişlerin ötesine, iş olsun kabilinden yöneticilerin attığı nutukların ötesine geçememiştir.
1980 öncesinde cari olan “ithal ikameci” ekonomik yapılanma nedeniyle ürettiğini satın almak zorunda olan tüketiciyi, “ne üretirsem, alacak” anlayışıyla önemsemeyen ve bu süreçte kalite kaygısı taşımayan üretici, tüketicinin bilinçaltında; “yerli malı kalitesizdir” düşüncesinin yerleşmesinde en büyük pay sahibidir.
1980 sonrası uygulanan ‘liberal ve dışa açılmacı’ ekonomik politika nedeniyle mal ve hizmetlerin ülkemize ithali serbest bırakılmıştır. Yıllardır kalite kaygısı taşımadan üretilen kalitesiz ve pahalı yerli malından bıkan tüketici, bu dönemde ülkemize ithal edilen mal ve hizmetleri tercih etmeye başladı. Bu tercih ve genel olarak da dünya ekonomisinin küreselleşmesi ve AB. sürecinde Gümrük Birliği, mal ve hizmetlerin serbest dolaşımı aşamaları nedeniyle yerli üreticiler de, “kalite”, “verimlilik”, “ucuzluk” gibi unsurları içeren bir anlayışla rekabetçi ve üretken bir tutum içine girdiler. Bugün itibariyle yerli üretimimiz bir çok mal ve hizmet çeşidinde dünya standartlarında kalite ve fiyatı içermektedir.
Ancak bu gelişmeler ülkemizin dış ticaret rakamları bakımından oldukça kötü bir tabloyu ortaya koymaktadır:
Dış ticaretimizde ihracat aleyhine oluşan bu tablo ülkemizin cari açığını olumsuz yönde etkilemekte ve sonuçta cari işlemler açığı, cari açığın finansmanı sorununu; cari açığın finansmanı sorunu, yurtdışı kaynaklı “sıcak para”nın ülkemize getirtilmesi zorunluluğunu; bu zorunluluk, yüksek faiz politikasını; yüksek reel faiz uygulaması da, sosyal duyarlılığı yüksek ekonomik politikalar yerine, ranta dayalı ekonomik düzene hizmet eden politikaları beraberinde getirmektedir.
ıthalat fazlası nedeniyle oluşan cari açığın finanse edilebilmesi için gereksinim duyulan “sıcak para”nın en büyük etkisi ise, uluslararası siyaset oyununda ülke iradesinin oluşturulmasında ortaya çıkmakta, çoğu kez bu alanda kararlar alınırken, ülkemizde halen mevcut bulunan “seksen milyar dolarlık sıcak para, bu işe ne der” sorusu sorulmaktadır.
Öte yandan tüketicinin yüksek oranda ithal mal ve hizmetleri tercih etmesiyle yerli mal ve hizmet üretimi gerilemekte, sonuçta ülkemiz istihdam sorunu ile karşı karşıya kalmaktadır. Yapılan kimi araştırmalarda; 1998 yılında ithal edilen 302.000 buzdolabında yerli üretimin tercih edilmesi halinde 548 kişiye 1 yıllık istihdam, 159.632 otomobilde yerli üretimin tercih edilmesi halinde 7072 kişiye 1 yıllık istihdam olanağı sağlanmış olacağı belirtilmektedir.
Ulusal sanayimizin gelişmesi, rekabetçi ortamlarda sanayimizin iyi konumda olması, dolayısıyla istihdamın sağlanarak ulusal gelirin daha adil ve yaygın bölüşümünün sağlanması, dış ticaret açığı ve sonuçta cari açık ve ödemeler dengesinin lehimize düzeltilmesi ve ülke ekonomisinin güçlendirilmesini sağlamak amacıyla
Önümüzdeki altı ay boyunca Tüketiciler Birliği’nin şubelerinin bulunduğu kentler öncelikli olmak üzere Anadolu’nun dört bir yanında “yüzde100 Türkiye” kampanyasının yerel tanıtımı için basın toplantıları yapılacak, ardından bölgenin Ticaret ve Sanayi Odaları ziyaret edilerek, kampanya ile ilgili olarak bilgi aktarımı ve işbirliği tekliflerimiz iletilecektir.
“yüzde100 Türkiye”, kalitesiz ve pahalı yerli mal ve hizmetlerin satın alınması yerine, kalite ve fiyat bakımından ithal benzeri ile yarışan yerli mal ve hizmetlerin öne çıkarılmasını içermektedir.
Ekonominin küreselleştiği bu ortamda mal ve hizmetlerin “milliyeti”ne ilişkin tartışmalar Tüketiciler Birliği tarafından değerlendirilmiş ve sonuçta; ülkemiz coğrafyasında, Türk emekgücü ile üretilen ve nihai katma değerin % 50 sinin ülkemizde eklendiği, tüketici haklarına, çevre ve insan sağlığına duyarlı, ülkemize katma değer bırakan her türlü mal ve hizmetin “yerli malı” olarak tanımlanması esası kabul edilmiştir.
Tüketiciler Birliği tarafından kabul edilen “yerli malı” tanımına uygun mal ve hizmetlerin ülkemiz tüketicisi tarafından tercih edilmesini sağlamak bakımından:
- Öncelikle tüketicinin bilgilendirilmesi ve yönlendirilmesi çalışmaları başlatılmış, bu konuda bilgilendirici materyaller hazırlanarak kamuoyuna dağıtılmaya, konu ile ilgili seminer çalışmaları başlatılmıştır.
- Diğer yandan ülkemizde ilk kez “sosyal etiketleme” uygulaması başlatılarak, yerli mal ve hizmetlerin kampanyanın logosunu taşıyan etiket ile belirlenmesi ve tüketicinin beğenisine sunulması sağlanacaktır. Bunun için yerli malı tanımımıza uygun üretim yaptığı iddiasında olan firmaların Tüketiciler Birliği’ne başvuruları değerlendirilerek, uygun görülmesi haline başvuru sahibi firmanın üretimi, yerli malı” olarak ilan edilecek ve her türlü hakkı Tüketiciler Birliği’ne ait olan kampanya logosunun firma tarafından ürünlerin etiketi, ambalajı, tanıtım ve kullanma kılavuzu ve her türlü reklam mecrasında kullanması izni verilecektir. Etiketleme sonuçları gerek medya ve gerek http://www.yuzde100turkiye.tuketiciler.org/ adresindeki internet sitesinde kamuoyuna duyurulacaktır. şu anda kampanya resmi olarak bugün başlamış olmasına rağmen, tanıtım toplantısından bugüne beş büyük firma kampanya ile ilgili olarak başvurularını Tüketiciler Birliği’ne iletmiş bulunmaktadır.
- Son aşamada da, ulusal ihale mevzuatı ile düzenlenen kamu alımlarında “yerli malı” tanımına uygun mal ve hizmetlerin oranının, ön koşul olarak dikkate alınmasına ilişkin değişiklik yapılması yönünde, karar mekanizmalarını harekete geçirecek çalışma yapılacaktır.
“yüzde100 Türkiye” kampanyası, küresel ekonominin gerekleri ile çatışan bir kampanya değildir. Örneğin; serbest ekonominin beşiği olan ABD. de yürürlükte olan “Buy American Act” yasası ile her türlü kamu alımında, o eyalette üretilme koşulu aranmakta, otomotiv devi Almanya’daki otomobil fabrikalarının duvarlarında “çocuğun Japon otomobili tercih edecekse, girsin kendisine orada iş bulsun” sloganları yazmaktadır.
Bugün başlayan “yüzde100 Türkiye” kampanyası ile ülkemiz ekonomisi için dev bir adımın atıldığına inanıyor, “yüzde100 Türkiye” kampanyasının üreticisi-tüketicisi ve kamu erkiyle toplumun bütünü tarafından sahiplenileceğine inanıyoruz.












